17

"Tâğût'tan, ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah'a yönelenler için müjde vardır. O hâlde, kullarımı müjdele!"

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in Zeyd b. Eslem'den bildirdiğine göre "Tâğût'tan, ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah'a yönelenler için müjde vardır. O hâlde, kullarımı müjdele. Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir'" âyetleri, Cahil iye döneminde: "La ilâhe illallah" diyen Zeyd b. Amr b. Nufeyl, Ebû Zer el-Ğifârî ve Selmân el- Fârisî hakkında nazil olmuştur.

İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Ömer der ki: Saîd b. Zeyd, Ebû Zer ve Selmân, Cahiliye döneminde sözün en güzeli olan "La ilâhe illallah" sözüne uyup söylemişlerdir. Yüce Allah bu konuda Peygamberine, "Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir" âyetini indirmiştir.

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Zeyd der ki: Tâğut, Şeytandır. Tâğut kelmesi âyette tekil olarak geçmektedir, ama kastedilen çoğuldur. Bu, "Ey insan! ihsanı bol Rabb'ine karşı seni aldatan nedir?" âyeti gibidir. Burada da hitab bütün insanlaradır. "İnsanlar onlara: «Düşmanınız olan insanlar size karşı bir ordu topladılar, onlardan korkun» dediler" buyruğunda sözü söyleyen çoğul olarak geçmesine rağmen, sözü söyleyen tek kişidir.

Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in Mücâhid'den bildirdiğine göre âyette geçen tağuttan kastedilen Şeytandır.

Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Katâde, (.....) kelimesinin yönelmek olduğunu söylemiştir. "Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir.

İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir" âyetindeki sözün en güzelinden kastın da Allah'a itaat etmek olduğunu söylemiştir.

Hakîm et-Tirmizî Nevâdiru'l-Usûl'da, Dahhâk'ın, "Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir" âyetini: "Allah'ın, peygamberlerine verdiği emirlere uyarlar" şeklinde açıklamıştır.

Saîd b. Mansûr'un bildirdiğine göre Kelbî, "Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir" âyetini açıklarken: "Anlatan birinin yanına oturduğunda, dinlediğinden en güzel şekilde faydalanmış olarak kalkan kişi kastedilmiştir" dedi.

Saîd b. Mansûr'un bildirdiğine göre Ömer b. el-Hattâb der ki: "Şu üç şey olmasa ölmeyi arzulardım: Alnımı Allah için yere koymasam, güzel sözü, güzel hurmaları seçer gibi seçen kişilerin yanında oturmasam ve Allah yolunda yola çıkmış olmasam."

Cuveybir'in bildirdiğine göre Câbir b. Abdillah der ki: "O Cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri ayrılmış bir kısım vardır" âyeti nazil olunca, Ensar'dan bir adam Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) gidip: "Ey Allah'ın Resûlü! Benim yedi kölem var ve Cehennemin her kapısına karşılık birini azad ettim" dedi. Bunun üzerine, "Tâğût'tan, ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah'a yönelenler için müjde vardır. O hâlde, kullarımı müjdele. Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir, işte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir" âyetleri nazil oldu.

İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Ebû Saîd der ki: "Tâğût'tan, ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah'a yönelenler için müjde vardır. O hâlde, kullarımı müjdele. Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir'" âyetleri nazil olduğu zaman Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir münadi gönderdi ve bu münadi şöyle bağırdı: "Kim Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölürse Cennete girer." Hazret-i Ömer münadiyi geri çevirerek Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) yanına gelip: "Ey Allah'ın Resûlü! İnsanların Allah'a (rahmetine) tevekkül edip (güvenip) amel etmeyi terk etmelerinden korktum" deyince, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Eğer insanlar Allah'ın rahmetinin büyüklüğünü bilselerdi (ameli bırakıp) tevekkül ederlerdi. Eğer Allah'ın gazabının ve cezalandırmasının büyüklüğünü bilselerdi amellerini küçük görürlerdi" buyurdu.

17 ﴿