9"Arş'ı yüklenen ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih ederler; O'na inanırlar. Müminler için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: "Rabbimiz! İlmin ve rahmetin herşeyi içine almıştır. Tövbe edip senin yoluna uyanları bağışla; onları cehennemin azabından koru! Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine sok. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin. Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır." Ebû Ya'lâ ve İbn Merdûye'nin -sahîh bir isnâdla- Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Ayakları semadan yerin yedinci katına kadar uzanan bir melekten bahsetmeme izin verildi. Bu meleğin omuzunda Arş vardır ve: «Her nerede isen ve nerede olursan seni tesbih ederim» deyip durur." Ebû Dâvud, İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh Azame'de, İbn Merdûye ve Beyhakî'nin el-Esmâ' ve's-Sifât'ta -sahîh bir isnâdla- Câbir'den bildirdiğine göre Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah'ın Arş'ını taşıyan meleklerden birinden bahsetmeme izin verildi. Bu meleğin kulak memesi ile omuzu arasında yedi yüz yıllık bir yolculuk mesafesi vardır. " İbnu'l-Münzir ve Ebu'ş-Şeyh, Hassan b. Atiyye'den bildirir: "Arş'ı taşıyan melekler sekiz tanedir. Ayakları yedinci kat yerde iken başları yedinci kat semayı da aşmıştır. Arş da uzunlukları kadar olan boynuzlarının üzerindedir." Ebu'ş-Şeyh, Zâzân'dan bildirir: "Arş'ı taşıyan meleklerin ayakları yerin en alt katındadır ve Arş'tan gelen nurun ışıltısından dolayı başlarını kaldırıp bakamazlar." İbnu'l-Münzir, Ebu'ş-Şeyh ve Beyhakî Şuabu'l-îman'da Hârun b. Riâb'dan bildirir: Arş'ı taşıyan melekler sekiz tanedir. Bunlardan dördü ince ve tatlı bir sesle: "Seni ilminden sonra bile hilminden dolayı hamd ile tesbih ederiz" derken, diğer gördü: "Kudretinden sonra bile bağışlamandan dolayı seni hamd ile tesbih ederiz" derler. İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh, Ebû Kabîl'den bildirir: Abdullah b. Amr'ın şöyle dediğini işittim: "Arş'ı taşıyan melekler sekiz tanedir. Bunlardan birinin sadece gözünün bir uçtan diğer uca uzunluğu beş yüz yıllık bir yolculuk mesafesi kadardır." Ebu'ş-Şeyh, Vehb'den bildirir: "Arş'ı taşıyan meleklerden her birinin dört yüzü ve dört kanadı vardır. Bu kanatlardan ikisiyle Arş'a bakıp da çarpılmamak için yüzünü kapatır. Diğer ikisiyle de uçar. Ayaklan yerdedir ve Arş da omuzları üzerindedir. Herbirinin biri öküz biri aslan biri insan ve biri kartal yüzü olmak üzere dört tane yüzü vardır. "Kuddûs! Allah en güçlüdür! Azameti yer ile gök arasını doldurmuştur" sözünden başka da konuşmaları yoktur." Ebu'ş-Şeyh, Vehb'den bildirir: "Şimdilik Arş'ı taşıyan melekler dört tanedir. Kıyamet gününde ise bunlar dört melekle daha desteklenirler. Bu meleklerden biri insan suretindedir ve insanlara rızıklarında şefaatçi olur. Diğeri kartal suretindedir ve kuşlara rızıklarında şefaatçi olur. Diğeri öküz suretindedir ve evcil hayvanlara rızıklarında şefaatçi olur. Bir diğeri de aslan suretindedir ve bu da vahşi hayvanlara rızıklarında şefaatçi olur. Bu dört melek Arş'ını yüklendikleri Yüce Allah'ın azametinden dizlerinin üzerine çöktüler. «Lâ havle velâ kuvvete illâ billah» sözünü söyleyince de ayağa kalkabildiler." Ebu'ş-Şeyh'in Mekhûl'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Arş'ı taşıyan melekler dört tanedir. Biri mahlûkat içinde en güzel surete sahip olan insan suretindedir. Diğeri vahşi hayvanların efendisi olan aslan suretindedir. Diğeri ehli hayvanların efendisi olan öküz suretindir ki buzağıya tapma olayından bu zamana kadar hâlâ öfkelidir. Bir diğer melek de kuşların efendisi olan kartal suretindedir." İbn Merdûye, Ümmü Sa'd'dan bildirir: Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Arş, inciden yaratılmış ve horoz suretinde olan bir meleğin üzerindedir. Bu meleğin ayakları yerin en alt tabakasında, kanatları doğuda, boynu da Arş'ın altındadır." Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre İkrime: "Arş'ı taşıyan meleklerin hepsi de sûr'dur (sûrettir)" dedi. Kendisine: "Sûr ne demektir?" diye sorulunca İkrime bunu göstermek için yüzünü az yana çevirdi. Abd b. Humeyd, Meysere'den bildirir: "Nurun ışıltısından dolayı Arş'ı taşıyan melekler başlarını kaldırıp da üzerlerinde olan şeye bakamazlar." Abd b. Humeyd, İbn Merdûye ve Beyhakî el-Esmâ' ve's-Sifât'ta İbn Abbâs'tan bildirir: "Arş'ı taşıyan meleklerden her birinin topuğundan yere kadar olan kısmı beş yüz yıllık bir yolculuk mesafesi kadardır. Bize anlatılana göre de ölüm meleğinin bir adımı doğu ile batı arası kadardır." Abd b. Humeyd, Meysere'den bildirir: "Arş'ı taşıyan meleklerin ayakları yerin en alt tabakasındadır, başları da Arş'ın yanına kadar uzanır. Huşû içindedirler ve başlarını kaldırıp da yukarıya bakmazlar. Bu melekler yedinci kat semadaki meleklerden çok korkarlar. Yedinci kat semadaki melekler de bir üstteki semada bulunan meleklerden çok korkarlar. Bu melekler de bir üstteki semada bulunan meleklerden çok korkarlar." Beyhaki, Urve'den bildirir: "Arş'ı taşıyan meleklerden kimisi insan suretinde, kimisi kartal suretinde, kimizi öküz suretinde kimisi de aslan suretindedir." İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Ebû Umâme: "Arş'ı taşıyan melekler Farsça dilini konuşurlar" demiştir. Ebu'ş-Şeyh Azame'de İbn Abbâs'tan bildirir: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir araya toplanmış olan ashâbının yanına çıktı ve: "Neden böyle toplandınız?" diye sordu. Ashâb: "Rabbimizi zikretmek ve azametini düşünmek için toplandık" karşılığını verdiler. Allah Resulü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Azametini düşünerek bir yere varamazsınız. Ama Rabbinizin azametinden birazını size söyleyeyim mi?" buyurunca, ashâb: "Tabi ki söyle Yâ Resûlallah!" dediler. Bunun üzerine Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Arş'ı taşıyan meleklerden biri de İsrafil isminde bir melektir. Arş'ın köşelerinden biri bu meleğin omuzları üzerindedir. Ayakları yerin yedinci kat altında, başı ise yedinci kat semayı aşmıştır. Rabbinizin onun gibi de nice yaratıkları vardır." Abd b. Humeyd, Katâde'den bildirir: Bazı kıraatlerde bu âyet: "(=Arş'ı yüklenen melekler ile çevresinde bulunan melekler Rablerini hamd ile tesbih ederler)" şeklindedir. Abdurrezzâk ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Katâde: "...Müminler için bağışlanma dilerler..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: Bu konuda Mutarrif b. Abdillah b. eş-Şihhîr der ki: "Mahlukatlar içinde Allah'ın kullarına karşı en iyi nasihati edenlerin melekler, en kötü ve saptırıcı nasihati edenlerin ise şeytanlar olduğunu gördük." Abdurrezzâk ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Katâde: "...Tövbe edip senin yoluna uyanları bağışla..." âyetini açıklarken: "Şirkten tövbe edip de sana itaat edenleri bağışla, anlamındadır" demiştir. "...Adn cennetlerine sok..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Ömer b. el- Hattâb: "Ey Ka'b! Adn denilen şey nedir?" diye sorunca, Ka'b: "Cennette altından yapılmış köşklerdir. Bunların içinde de peygamberler, sıddîkler, şehitler ve adil yöneticiler oturur" karşılığını verdi." "...Onları kötülüklerden koru..." âyetini açıklarken de: "Onları azaptan koru, anlamındadır" demiştir. |
﴾ 9 ﴿