9

"Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın. Çünkü Allah adaletli davrananları sever."

Ahmed, Buhârî, Müslim, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Merdûye ve Beyhakî Sünen'de Enes'ten bildirir: Hz. Peygamber'e (sallallahu aleyhi vesellem): "Abdullah b. Ubey'ye gitsen nasıl olur?" denilince bir eşeğe binip yola düştü. Müslümanlar da yanında yürüyerek onunla birlikte gittiler. Gittikleri yol da çorak bir araziydi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Abdullah'ın yanına vardığı zaman Abdullah: "Benden uzak dur! Vallahi eşeğin pis kokusu beni rahatsız etti!" dedi. Ensar'dan biri de ona: "Vallahi Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) eşeği senden daha hoş kokuyor" diye çıkıştı. Abdullah'ın kavminden bazıları ona böyle diyen kişiye çok kızdılar. Müslümanlar da böyle diyen Abdullah'a kızınca kimi hurma dalıyla, kimi eliyle kimi de ayakkabılarla birbirlerine girişip vurmaya başladılar. Bunlar hakkında da: "Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın. Çünkü Allah adaletli davrananları sever" âyeti nazil oldu.

Saîd b. Mansûr, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir, Ebû Mâlik'ten bildirir: İki adam karşılıklı çekişince her birinin kavmi diğerine öfkelendi ve el ile ayakkabılarla birbirlerine girdiler. Bunun üzerine Yüce Allah: "Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın. Çünkü Allah adaletli davrananları sever" âyetini indirdi.

Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim, Saîd b. Cübeyr'den bildirir: Evs ve Hazrec bir ara kılıç ve ayakkabılarla birbirlerine girip vuruşunca Yüce Allah: "Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın. Çünkü Allah adaletli davrananları sever"âyetini indirdi.

İbn Cerîr, Hasan(-ı Basrî)'den bildirir: Bazen iki kabile arasında bir husumet olurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) onları davalaşıp hükme davet eder, ancak onlar buna yanaşmazlardı. Bunun üzerine Yüce Allah: "Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın. Çünkü Allah adaletli davrananları sever" âyetini indirdi.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir, Katâde'den bildirir: Bize bildirilene göre bu âyet aralarında bir alacak konusunda husumet bulunan Ensar'dan iki adam hakkında nazil oldu. Bunlardan biri akrabalarının çokluğuna güvenerek: "Onu senden zorla alacağım!" deyince, diğeri onu bu konuda Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem) huzurunda davalaşmaya davet etti. Ancak adam davalaşmayı kabul etmeyince önce itiştiler sonra da el ve ayakkabılarla birbirlerine giriştiler. Aralarında da kılıçla herhangi bir vuruşma olmadı.

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, Süddî'den bildirin Ensar'dan İmrân adında bir adamın Ümmü Zeyd adında bir karısı vardı. Bu kadın ailesine ziyarete gitmek istedi, ancak kocası onu göndermedi ve ailesinden kimseyle görüşmesin diye de evin ikinci katındaki bir odada onu hapsetti. Ancak kadın biriyle ailesine haber gönderdi. Bunun üzerine kadının ailesi geldi ve onu ikinci kattan indirip götürmek istedi. Kocası da evde olmadığı için ailenin diğer fertleri adamın amcaoğullarından yardım istediler. Adamın amcaoğulları da gelip kadını ailesinden almak istediler. Bu şekilde önce itiştiler sonra da ayakkabılarla birbirlerine girdiler. "Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın. Çünkü Allah adaletli davrananları sever" âyeti de onlar hakkında nazil oldu. Âyet nazil olunca Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) onları çağırıp barıştırdı ve Allah'ın buyruğuna döndüler.

Hâkim ve Beyhakî'nin bildirdiğine göre İbn Ömer: "Bu âyetten dolayı çektiğim sıkıntı kadar başka bir şey için sıkıntı çekmiş değilim. Zira haddini aşan topluluğa Allah'ın emrettiği gibi savaşamadım" demiştir.

Saîd b. Mansûr ve İbnu'l-Münzir, Hibbân es-Sülemî'den bildirir: Haccâc'ın Harem'e girdiği dönemde İbn Ömer'e "Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın. Çünkü Allah adaletli davrananları sever" âyetini sordum. İbn Ömer şu karşılığı verdi: "Peki haddi aşanın kim, saldırıya maruz kalanın kim olduğunu bilebildin mi? Vallahi saldırıya uğrayan mazlum tarafın kim olduğunu bilseydim senden ve herkesten önce yardımlarına ben koşardım. Peki ya her iki taraf da haddi aşmışsa? Bırak onlar dünyaları için savaşsınlar, sen evine dön. Şayet yine birlik kurulursa sen de onlara katıl."

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs bu âyeti açıklarken şöyle demiştir: "Yüce Allah, Hz. Peygamber'e (sallallahu aleyhi vesellem) ve müminlere, müminlerden iki topluluğun savaşması halinde onları adilane bir şekilde Allah'ın hükmüne davet etmelerini emretti. Savaşan bu iki grup şâyet bu davete icabet ederlerse Allah'ın Kitab'ına göre aralarında hüküm verilir ve mazlum olan zalim olandan hakkını alır. Böylesi bir davete icabet etmeyen taraf da haddi aşan taraf sayılır ve Allah'ın hükmüne dönüp verilecek hükme razı olana kadar müminlerin imamı ile müminlerin bunlarla savaşma hakkı olur."

Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin..." âyetini açıklarken: "Sopalarla birbirlerine giren Evs ve Hazrec kabileleri hakkında nazil oldu" demiştir.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Âyette geçen 'Tâife' ifadesi birden bine kadar olan kişi anlamına gelir. Bu âyet de kavga eden iki kişi hakkında nazil oldu."

İbn Cerîr ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin..." âyetini açıklarken: "Bunların savaşı ayakkabı ve sopalarla olmuştur. Yüce Allah da Müslümanlara bunların aralarını bulmasını emretmiştir" demiştir.

İbn Ebî Şeybe, Müslim, Nesâî, İbn Merdûye ve Beyhakî'nin el-Esmâ' ve's- Sifât'ta İbn Amr'dan bildirdiğine göre Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Hükümlerinde, ailelerinde ve sorumluluğunu aldıkları işlerde adaletli olanlar kıyamet gününde Allah katında, Arş'ın sağ tarafında nurdan minberler üzerinde olacaklardır. "

İbn Ebî Şeybe'nin başka bir kanalla Abdullah b. Amr'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Dünyada adaletli olanlar bu adaletlerine karşılık kıyamet gününde Rahman olan Allah'ın katında inciden minberler üzerinde olacaklardır."

9 ﴿