13

"Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır"

İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Beyhakî Delâil'de İbn Ebî Müleyke'den bildirir: Mekke fethedildiği zaman Bilâl, Kâbe'nin üzerine çıkıp ezan okudu. Bazıları: "Şayet Yüce Allah buna (Bilâl'e) öfkelenirse onu değiştirir" deyince "Ey insaniar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır" âyeti nazil oldu.

İbnu'l-Münzir, İbn Cüreyc'den bildirir: Mekke fethedildiği zaman Bilâl, Kâbe'nin üzerinde ezan okudu. Hâris b. Hişâm: "Bu köle Kâbe'de ezan okuyunca saçmalar" dedi. Hâlid b. Esîd: "Böylesi bir şeyi göremeden babamın canını alan Allah'a hamdolsun" dedi. Süheyl b. Amr: "Şayet Yüce Allah bundan hoşlanmazsa elbette onu oradan indirir" dedi. Ebû Süfyân ise sustu ve bu konuda bir şey demedi. Bunun üzerine "Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır" âyeti nazil oldu.

Ebû Dâvud Merâsîl'de, İbn Merdûye ve Beyhakî Sünen'de Zührî'den bildirir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), Beyâda oğullarına emir vererek Ebû Hind'i kendilerinden bir kadınla evlendirmelerini söyledi. Beyâda oğulları: "Yâ Resûlallah! Kızlarımı azatlılarımızla mı evlendireceğiz?" dediklerinde "Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır" âyeti nazil oldu." Zührî der ki: "Bu âyet özel olarak Ebû Hind hakkında nazil oldu. Ebû Hind, Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem) hacamatçısıydı."

İbn Merdûye'nin Zührî vasıtasıyla Urve'den bildirdiğine göre Hz. Âişe şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ebû Hind'e kız verin, ondan kız alın" buyurdu. Bu konuda da: "Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır" âyeti nazil olmuştur.

Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Mücâhid'den bildirir: Yüce Allah çocuğu hem erkeğin, hem de kadının suyundan yaratmıştır. Zira Yüce Allah: "...Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık..." buyurur.

İbn Merdûye, Ömer b. el-Hattâb'tan bildirir: "Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır" âyeti, Mekkî bir âyettir ve özel olarak Araplar hakkında nazil olmuştur. O'na karşı gelmekten sakınmadan kasıt ise şirkten uzak durmaktır.

Buhârî ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini açıklarken: "Şuûb ifadesinden kasıt, büyük kabilelerdir. Kabâil'den kasıt da kabilelerin boylarıdır" demiştir.

Firyâbî, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan bildirir: "Âyette geçen 'şuûb' ifadesinden kasıt, alt kabilelerin toplandığı ana soydur. Kabâil'den kasıt da insanların tanışmasına vesile olan kabilelerin boylarıdır."

Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini açıklarken: "Kabâil'den kasıt, Mudar gibi büyük topluluklardır. Şuûb ifadesinden kasıt da, bu kalabalıkların boylarıdır" demiştir.

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Katâde: (.....) âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Şuûb ifadesinden kasıt, uzak olan akrabalıktır. Kabâil'den kasıt da "Bu kişi filan oğullarından biridir" denilmesi gibi daha yakın olan akrabalıklardır."

Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Şuûb ifadesinden kasıt uzak olan akrabalıktır. Kabâil'den kasıt da daha yakın olan akrabalıktır. Tanışma da "Filan oğullarından Filan oğlu Filan" diyerek tanışma şeklindedir."

Abd b. Humeyd, Dahhâk'tan bildirir: "Şuûb ifadesinden kasıt, büyük kabilelerdir. Kabâil'den kasıt da bu kabilelerin boylarıdır."

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, Tirmizî, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, İbn Merdûye ve Beyhakî Şuabu'l-îman'da İbn Ömer'den bildirir: Mekke'nin fethedildiği gün Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bineği üzerinde Kâbe'yi tavaf etti. Rükünleri de elindeki asasıyla selamladı. Tavafını bitirdikten sonra kalabalıktan devesini çöktürecek yer bulamadı. Bunun üzerine insanların yardımıyla devesinden inip bir hutbe verdi. Allah'a hamdu senâda bulunduktan sonra şöyle buyurdu: "Sizden cahiliye kibri ile atalarla övünmeyi gideren Allah'a hamdolsun. İnsanlar iki çeşittir. Kişi ya iyi, müttaki ve Allah katında değerli biridir ya da günahkar, isyankâr ve Allah katında değersizdir. Tüm insanlar Âdem'in çocuklarıdır. Yüce Allah da Âdem'i topraktan yaratmıştır. Yüce Allah: "Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardırbuyurur. Bu sözümü söyler ve hem kendim, hem de sizin için Allah'tan bağışlanma dilerim."

İbn Merdûye ve Beyhaki, Câbir b. Abdillah'tan bildirir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Vedâ haccında Teşrîk günlerinin ortasında bizlere bir hutbe verdi. Hutbesinde şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Bilin ki Rabbiniz birdir! Babanız da birdir. Bilmelisiniz ki takvadan başka Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap olana, siyah tenlinin esmere, esmerin de siyah tenliye herhangi bir üstünlüğü yoktur. Allah katında en değerliniz O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Tebliğimi yaptım mı?" Müslümanlar: "Evet, ettin yâ Resûlallah!" dediklerinde, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem): "O zaman burada bulunanlar bunları burada olmayanlara iletsin" buyurdu.

Beyhakî'nin Ebû Umâme'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah sizden cahiliye kibri ile atalarla övünmeyi gidermiştir. Eksiklikleriniz ve kusurlarınızla hepimiz birbirinize benzersiniz ve Âdem ile Havva'dansınız. Allah katında en değerliniz O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Dini ve güvenilirliği konusunda razı olacağınız biri sizden kız istediği zaman ona kız verin."'

Ahmed, İbn Cerîr, İbn Merdûye ve Beyhakî'nin Ukbe b. Âmir'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Bağlı bulunduğunuz soylar başka soylara dil uzatma sebebi olamaz. İçinizden hiç kimse diğerinden daha mükemmel değildir ve hepiniz de Âdem'in çocuklarısınız. Dindarlığı ve takvasından başka hiç kimsenin diğerine bir üstünlüğü yoktur. Kıyamet gününde Yüce Allah sizleri soyunuz ve nesebinizden dolayı sorguya çekmez. Allah katında en değerliniz O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. "

Hâkim, İbn Merdûye ve Beyhakî'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde Yüce Allah şöyle buyurur: «Sizlere emirler verdim. Ancak sizler bana verdiğiniz sözleri heba ettiniz ve kendi soylarınızı üstün tuttunuz. Bugün de kendi kıldığım bağları yüceltip üstün tuttuğunuz soylarınızı alçaltacağım. Muttakiler nerede? Nerede takva sahipleri? Allah katında en değerliniz O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır.»"

Taberânî ve İbn Merdûye'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde Yüce Allah şöyle buyurur: «Ey insanlar! Ben sizlere bir bağ kıldım, ancak sizler kendi soylarınızdan olan bağları öne çıkardınız. Ben en değerlinizi Allah'tan en çok sakınanız kılmışken siz bunu kabul etmeyip: "Filan kişi falandan daha üstündür. Falan kişi filandan daha değerlidir"» deyip durdunuz. Bugün de kendi kıldığım bağları yüceltip üstün tuttuğunuz soylarınızı alçaltacağım. Bilin ki benim dostlarım takva sahipleridir. "

Hatîb'in Ali b. Ebî Tâlib'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde tüm insanlar Allah'ın huzurunda kılsız, tüysüz ve çıplak bir şekilde durdurulurlar. Sonra Yüce Allah onlara şöyle seslenir: «Kullarım! Sizlere emirler verdim. Ancak siz bunları heba ettiniz.

Kendi soylarınızı üstün tutup bu soylarla birbirinize karşı övündünüz. Bugün de yüceltip üstün tuttuğunuz soylarınızı alçaltacağım. Tek hükümran ve herkese hakkını veren benimi Muttakiler nerede? Nerede takva sahipleri? Allah katında en değerliniz O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır.»"

İbn Merdûye'nin Ebû Saîd'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Tüm insanlar Âdem'in çocuklarıdır, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Takvadan başka Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap olana, esmerin beyaza, beyazın da esmere herhangi bir üstünlüğü yoktur."

Taberânî'nin Habîb b. Hirâş el-Asarî'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Müslümanlar kardeştir ve takvadan başka kimsenin diğerine bir üstünlüğü yoktur" buyurmuştur.

Ahmed, Salît oğullarından bir adamdan bildirir: Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem) yanına geldim. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem): "Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve ihanet etmez. Takva da şuradadır" buyurdu ve göğsüne işaret etti. Sonra şöyle devam etti: "Birbirlerini Allah için seven iki kişinin arasının açılması, ancak ikisinden birinin işlediği bir günahtan dolayıdır. Böylesi bir şeyi işleyen kişi de kötüdür! Kötüdür! Kötüdür!"

Buhârî ve Nesâî, Ebû Hureyre'den bildirir: Resûlullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) hangi insanların daha üstün ve değerli oldukları sorulunca: "Allah katında en değerlileri, Allah'a karşı gelmekten en çok sakınanlarıdır" karşılığını verdi. "Bizim sorduğumuz bu değil" dediklerinde, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem): "İnsanların en değerlisi Yusuf peygamberdir ki, hem kendisi, hem babası (Yâkub) hem dedesi (İshâk) birer peygamberdir. Dedesinin de babası (İbrahim) Halîlullah'tır" buyurdu. Yine: "Bizim sorduğumuz bu değil" dediklerinde, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem) : "Araplardan en değerli olanları mı soruyorsunuz?" buyurdu. "Evet!" dediklerinde de, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem): "Cahiliye döneminde en değerlileri şayet akledebilirlerse İslam döneminde de insanların en değerlileri olurlar" buyurdu.

Ahmed, Ebû Zer'den bildirir: Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bana: "Takvaca üstün olmadıktan sonra senin bir esmer veya siyah tenliye herhangi bir üstünlüğün yoktur" buyurdu.

Buhârî Edeb'de İbn Abbâs'tan bildirir: "Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır..." âyetiyle amel eden biri, bir başkasına: "Ben senden daha üstünüm" demez. Zira takvadan başka kimsenin kimseye bir üstünlüğü yoktur.

Buhârî Edeb'de İbn Abbâs'tan bildirir: "Sizler kimi değerli olarak görüyorsunuz? Yüce Allah, katında en değerli kişinin kendisine karşı gelmekten en çok sakınan kişi olduğunu ifade ediyor. Saygıdeğer olarak kimi görüyorsunuz? En saygıdeğer olanınız ahlâkı en iyi olanınızdır."

İbn Ebî Şeybe, Ahmed, Taberânî, Beyhakî Şuabu'l-îman'da ve Harâitî Mekârimu'l-Ahlâk'da Ebû Leheb'in kızı Dürre'den bildirir: Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) minberdeyken adamın biri kalktı ve: "Yâ Resûlallah! İnsanların en hayırlısı kimdir?" diye sordu. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem): "İnsanların en hayırlısı Kur'ân'ı en çok okuyan, Allah'a gelmekten en çok sakınan, iyiliği en çok emreden, kötülükten en çok sakındıran ve akrabalık bağlarını en çok gözetendir" buyurdu.

Ahmed, Abd b. Humeyd Tefsîr'de, Tirmizî, İbn Mâce, Taberânî, Dârakutnî ve Hâkim'in Semure b. Cündiib'den bildirdiğine göre Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem): "Saygınlık malda, üstünlük ise takvadadır" buyurmuştur.

Ahmed, Hz. Âişe'den bildirir: "Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) dünyada en çok sevdiği şey takva, en sevdiği kişi de takva sahibi kişidir."

Hakîm et-Tirmizî'nin Vâsile b. el-Eska'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Kişi Allah'a karşı gelmekten sakındığı sürece Yüce Allah herkesin ona saygı duymasını sağlar. Ancak Allah'a karşı gelmekten sakınmadığı zaman onu her şeyden korkar hale getirir."

Hakîm et-Tirmizî'nin Câbir b. Abdillah'tan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Hayâ süs, takva ise üstünlüktür. En hayırlı binek sabır, kurtuluşu (huzuru) Allah'tan beklemek ise ibadettir."

Hakîm et-Tirmizî ve Deylemî'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah bir kula hayır dilediği zaman gönlünü zengin, kalbini de takvalı kılar. Bir kula kötülük dilediği zaman da fakirliği onun kaderi kılar."

Ebû Ya'lâ, İbnu'd-Durays Fadâilu'l-Kur'ân'da ve Hatîb, Ebû Saîd el- Hudrî'den bildirir: Adamın biri Hz. Peygamber'e (sallallahu aleyhi vesellem) geldi ve: "Bana nasihatte bulun" dedi. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Takvayı elden bırakma ki her hayrın başı takvadır. Cihaddan geri durma ki cihad Müslümanların zahitliğidir. Allah'ı zikretmekten ve Kur'ân'ı okumaktan geri durma ki bunlar yerde senin için bir nur olurken gökte de adının anılmasını sağlarlar. Hayır söylemek dışında dilini ağzında tut ki bu şekilde şeytanı yenmiş olursun."''

İbn Ebî Şeybe, Ebû Nadra'dan bildirir: Adamın biri Cennete girince kölesinin bir yıldız gibi üstünde parıldadığını gördü. "Rabbim! Bu adam dünyada iken benim kölemdi. Böylesi bir makama nasıl geldi ki?" deyince, kendisine: "Onun ameli senin amelinden daha iyiydi" karşılığını verdi.

Tirmizî, İbn Cerîr ve Hâkim'in Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Soyunuzu sopunuzu öğrenin ki akrabalık bağlarını gözetesiniz. Zira akrabaları gözetmek aile içinde sevgi doğurur; malı çoğaltır ve ömrü uzun kılar."

Bezzâr'ın Huzeyfe'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Hepiniz Âdem'in çocuklarısınız ve Âdem de topraktan yaratıldı. Bundan dolayı bazıları ya atalarıyla övünmekten artık vazgeçer ya da Allah katında bok böceğinden daha değersiz olurlar."

Ahmed, Buhârî Târih'de, Ebû Ya'lâ, Bağavî, İbn Kâni', Taberânî ve Beyhakî'nin Şuabu'l-îman'da Ebû Reyhâne'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "İzzet ve saygı amacıyla soyundan dokuz tane kafir ataya kendisini nisbet eden kişi bunların onuncusu olur ve yeri de Cehennem ateşidir. "

İbn Ebî Şeybe, Ahmed ve Müslim'in Ebû Mâlik el-Eş'arî'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Dört şey Cahiliye âdetlerindendir ve ümmetimden eksik olmazlar. Bunlar asaletle övünme, neseplere dil uzatma, yıldızlardan yağmur isteme ve ölülerin arkasından feryat edip ağlamaktır. "

İbn Ebî Şeybe, Ahmed ve Müslim'in Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "İnsanlarda iki haslet var ki bu iki şey onlar için küfre vesiledir. Biri neseplere dil uzatmak, diğeri ölünün arkasından feryat edip ağlamaktır."

13 ﴿