15"Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp «Bu bir delidir» dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu. O da Rabbine, «Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et» diye dua etti. Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık. Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti. Biz Nûh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik. Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh'a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu. Yemin olsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?" Firyabî, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Onlar: «Bu bir delidir» dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu" kelâmını açıklarken: "Delilikle itham edildi, mânâsındadır" dedi. Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "...(tebliğ görevinden) alıkonuldu" kelâmını açıklarken: "Ölümle tehdit edildi" dedi. Buhârî Edeb'de ve İbn Ebî Hâtim'in Ebu't-Tufayl'dan bildirdiğine göre İbnu'l-Kevvâ, Hazret-i Ali'ye Samanyolu hakkında sorunca: "O, gökyüzünün pınarlarıdır, gökyüzü kapıları da ondan boşalan sularla açılmıştır" dedi. Sonra da: "Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık" âyetini okudu. İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık" âyetini açıklarken: "Burada çokça yağmur kastedilmektedir. O günden ne önce, ne de sonra bulutsuz yağmur yağmamıştır. İşte o gün gök kapıları bulutsuz olarak boşanan sularla açıldı ve gökten gelen su ile yerdeki su birleşti" dedi. Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Muhammed b. Ka'b: "...Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti" kelâmını açıklarken: "Burada gökten gelen su ile yerdeki su kastedilmektedir. Yiyecekler bedenlerden önce, kader de belalardan önce vardı" dedi. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc: (.....) ifadesini açıklarken: "Ölçek ölçek takdir edildi, mânâsındadır" dedi. Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Biz Nûh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik" âyetini açıklarken: "Levhalar geminin tahtalarıdır. Dusur ise gemiyi tek parça kılıp sağlamlaştıran çivilerdir" dedi. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Levhalar geminin taban döşemesidir. Dusur ise tavan tahtalarıdır" dedi. Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Katâde: "Biz Nûh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik" âyetini açıklarken: "Levhalarla geminin tahtaları, perçinle de çivileri kastedilmektedir" dedi. İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) ifadesini açıklarken: "Burada çiviler kastedilmektedir" dedi. İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Katâde: "Bize bildirildiğine göre dusur ifadesi gemiyi sağlamlaştıran çiviler mânâsındadır" dedi. Tastî'nin Mesâil’de bildirdiğine göre Nâfi' b. el-Ezrak, İbn Abbâs'a: "Bana: ifadesini açıkla" deyince, İbn Abbâs: "Burada gemiyi sağlam kılan çiviler kastedilmektedir" dedi. Nâfi' b. el-Ezrak: "Araplar böylesi bir ifadeyi bilir mi?" diye sorunca, İbn Abbâs: "Evet bilirler, şairin: "Denizcinin gemisi sağlam yapılmış Kaim tahtaları da çivilerle çakılmış" dediğini işitmedin mi?" karşılığını verdi. İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Sudur ifadesiyle geminin göğsü kastedilmektedir" dedi. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre İkrime: "Dusur ifadesi ile geminin dalgalan yaran göğsü kastedilmektedir" dedi. Abd b. Humeyd, Hasan(-ı Basrî)'den aynısını bildirir. Firyabî, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) (=Küfredenlere ceza olarak) ifadesini açıklarken: "İnkar edenlere ceza olarak mânâsındadır. Burada inkar edilen Allah'tır" dedi. Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Katâde: "And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık..." kelâmını açıklarken: "Allah, Nuh'un (aleyhisselam) gemisini Cudi dağında bu ümmetin ilkleri onu görünceye kadar bıraktı" dedi. |
﴾ 15 ﴿