46"Yoksa «Biz, intikam almağa gücü yeten bir topluluğuz» mu diyorlar? O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır. Kıyamet onların azap ile vadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür!" İbn Ebî Şeybe, İbn Menî', İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs: "O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır" âyetini açıklarken: "Burada Bedir savaşı kastedilmektedir. Onlar: "Biz intikam almaya gücü yeten bir topluluğuz" deyince bu âyet indi" dedi. Buhârî, Nesâî, İbnu'l-Münzir, Taberânî, Delâil'de Ebû Nuaym, İbn Merdûye ve el-Esmâ ve's-Sıfât'ta Beyhakî'nin İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Bedir günü çadırında iken: "Ahdin ve vaadin adına senden istiyorum! Allahım! Eğer dilersen bu günden sonra sana asla ibadet edilmez" diye dua etti. Ebû Bekr elini tutarak: "Bu kadar sana yeter ya Resûlallah! Rabbine çok ısrar ettin" dedi. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) zırhıyla sıçrayıp: "O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır. Kıyamet onların azap ile vaadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür!'" diyerek çadırından çıktı. İbn Ebî Şeybe ve İbn Cerîr'in İkrime'den bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Bedir savaşında zırhıyla sıçrayarak: "Topluluk dağılacak ve arkalarını dönüp kaçacaktır" diyordu. Buhârî'nin bildirdiğine göre Hazret-i Âişe: "Ben daha oyun oynayan küçük bir kız iken Mekke'de Muhammed'e (sallallahü aleyhi ve sellem): "Kıyamet onların azap ile vaadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür!" âyeti indi" dedi. İbn Ebî Hâtim, M. el-Evsat'ta Taberânî ve İbn Merdûye, Ebû Hureyre'den bildirir: Allah, Peygamber'ine Mekke'de Bedr savaşından önce: "O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır" âyetini indirdi. Ömer b. el-Hattâb: "Ya Resûlallah! Hangi topluluk kaçacaktır?" diye sordu. Bedr gününde Kureyş hezimete uğrayınca Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem): "O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır" diyerek kılıcıyla peşlerinde olduğunu gördüm. Bu âyet Bedr günü hakkında inmişti. Allah: "Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar" âyetini de onlar hakkında indirmiştir. Yine: "Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helâk yurduna sürükleyenleri görmedin mî?" âyetini de onlar hakkında indirmiştir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara (bir avuç kum) atınca onların hepsini kaplayıp gözlerini ve ağızlarını doldurdu. Onlar gözlerini ve ağızlarını temizlemeye çalışırken müslümanlar tarafından öldürüldüler. Sonra Yüce Allah: "...Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı...""' âyetini indirdi.' Abdurrezzâk, İbn Ebî Şeybe, İbn Râhûye, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l- Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye, İkrime'den bildirir: "O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır" âyeti indiği zaman, Hazret-i Ömer şöyle dedi: "Ben kendi kendime: "Hangi topluluk bozulacak?" demeye başladım. Bedr günü Hazret-i Peygamber'in (sallallahü aleyhi ve sellem) zırhla sıçrayarak: "O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır" dediğini işitince bu âyetin tevilini anladım." İbn Cerîr başka bir kanalla İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan aynısını bildirir. İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Ebu'l-Âliye: "O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır" âyetini açıklarken: "Burada Bedr savaşı kastedilmektedir" dedi. Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Katâde der ki: Bize bildirildiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Bedr savaşında: "Onlar arkalarını dönüp kaçtılar" buyurdu. Saîd b. Mansûr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Muhammed b. Ka'b: "O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır" âyetini açıklarken şöyle dedi: "Allah, Nuh'un (aleyhisselam) kavmini ve uğratıldıkları azabı, Âd kavmini ve uğratıldıkları rüzgâr azabını, Semûd kavmini ve uğratıldıkları ses azabını, Lût kavmini ve üzerlerine taş yağmasını ve Firavun ailesini nasıl gark ettiğini zikrederek: "Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var... Kıyamet onların azap ile vaadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür!" buyurdu. Bunların durumu ise onlardan daha dehşetli ve acıdır." İbnu'l-Mübârek Zühd'de Tirmizî, Hâkim, Şuabu'l-îmân'da Beyhakî ve İbrı Merdûye'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Yedi şey gelmeden önce hayırlı ameller işlemeye bakın. Sizden biriniz neyi beklemektedir? Saptıran zenginliği mi? Her şeyi unutturan yoksulluğu mu? Bedeni bozan hastalığı mı? Bunaklığa sebep olan ihtiyarlığı mı? Ansızın gelen ölümü mü? Yoksa Deccâl'ı mı? Deccâl beklenilen en kötü şeydir. Yoksa kıyamet saatini mi? Kıyametin gelmesi daha dehşetli ve daha acıdır. " İbn Merdûye'nin Ma'kil'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Allah bu ümmetin cezasını kılıç, vaadedildikleri günü de kıyamet saati kılmıştır. Kıyamet saati ise daha dehşetli ve daha acıdır" buyurmuştur. |
﴾ 46 ﴿