55"Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar. Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler." İbn Merdûye'nin İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Burada (.....) ifadesiyle ışık ve geniş bir yer kastedilmektedir. Irmak mânâsında değildir" buyurmuştur. Tastî'nin bildirdiğine göre Nâfi' b. el-Ezrak, İbn Abbâs'a: "Bana: (.....) kelâmını açıkla" deyince, İbn Abbâs: "Nehar ifadesi geniş mânâsındadır" dedi. Nâfi' b. el-Ezrak: "Araplar böylesi bir ifadeyi bilir mi?" diye sorunca, İbn Abbâs: "Evet bilirler, Lebîd b. Rabîa'nın: "Yırtığını genişlettim onunla elime sahip çıkarak Ayakta duran onun arkasında olanı görür hakarak" dediğini İşitmedin mi?" karşılığını verdi. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Şerîk: "...Cennetlerde, ırmak başlarındadırlar" kelâmını açıklarken: "Burada Cennetler ve pınarlar kastedilmektedir" dedi. Abd b. Humeyd'in Ebû Bekr b. Ayyâş'tan bildirdiğine göre Âsim: (.....) kelâmını şeddeli olarak (nun) harfini nasbederek okudu. Ebû Bekr der ki: "Züheyr el-Furkubiy cem' etmek maksismiyle: (.....) şeklinde okurdu. Hakîm et-Tirmizî'nin Nevâdiru'l-Usûl'da bildirdiğine göre Muhammed b. Ka'b: "Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar Cennetlerde, ırmak başlarındadırlar" âyetini açıklarken: "Nur ve ışıklı bir yerdedirler, mânâsındadır" dedi. Hakîm et-Tirmizî'nin Bureyde'den bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar. Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler" âyetini açıklarken şöyle buyurdu: "Cennet ahalisi günde iki defa Allah'ın huzuruna girecek ve onlara Kur'ân okunacaktır. Onlardan her biri o mecliste, amellerine göre, inci, yakut, zümrüt, altın ve gümüşten minberler üzerinde otururlar. Gözleri hiçbir zaman bu kadar aydın olmamıştır. Bundan daha büyük ve daha güzel bir seste işitmemişlerdir. Bunun tekrarına kavuşmak ümidi ile ertesi günü bekler halde yerlerine geri dönerler."' Hakîm et-Tirmizî, Sevr b. Yezîd'den bildirir: Bize ulaştığına göre kıyamet gününde melekler, Allah'ın dostlarına gelip: "Haydi gidelim" derler. Allah dostları: "Nereye gideceğiz?" diye sorunca, Melekler: "Cennete" karşılığını verir. Allah dostları: "Siz bizi istediğimiz yerden başka bir yere götürmektesiniz" deyince, melekler: "Siz nereye gitmek istiyorsunuz ki?" diye sorar. Bunun üzerine Allah dostları: "Biz sevgiliyle beraber oturmaya gitmek istiyoruz" cevabını verirler. "Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar. Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler" âyetleri de bunu ifade etmektedir. İbn Ebî Şeybe, Saîd b. el-Müseyyeb'den bildirir: Bir gün mescide girdim ve sabah olduğunu düşündüm. Meğer daha önümde uzun bir gece varmış. Mescidde benden başka da kimse yoktu. Arkamda bir şeyin hareket ettiğini hissettim ve korktum. Bunun üzerine bana: "Ey kalbi korku ile dolan kişi! Korkma ve: «Allahım! Sen muktedir ve istediği her şey olan bir hükümdarsın» de. Sonra dilediğini iste" denildi. Saîd: "Ben, Allah'dan ne dilediysem mutlaka Allah bana dilediğimi verdi" dedi. Ebû Nuaym, Câbir'derı bildirir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün Medine mescidinde iken ashâbından bir kişi Cenneti andı. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Ey Ebû Dücâne! Bizi sevip de sevgimizle imtihan edilen kişiyi Allah'ın bizimle beraber kılacağını bilmiyor musun?" buyurdu. Sonra da: "Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler" âyetini okudu. |
﴾ 55 ﴿