72

"Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir."

İbn Merdûye ve Beyhakî'nin Ba's'da Enes'ten bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "İsra (Miraç) gecesi götürüldüğüm zaman Cennette, içinde inciden, yeşil zebercedden ve kırmızı yakuttan çadırlar olan Beydah denilen yere sokuldum. Bana: «Allah'ın selamı üzerine olsun, ya Resûlallah!» denilince: «Ey Cibril! Bu sesler de nedir?» dedim. Cibrîl: «Bunlar, çadırlara kapanmış olan ve sana selam vermek için Rablerinden izin isteyen hurilerin sesidir»" dedi. Rableri onlara izin verince: "Bizler razı olanlar ve asla öfkelenmeyenleriz. Bizler mukîm olanlarız -başka bir lafızda ise: "Kalıcılarız" şeklindedir- asla gidici değiliz, demeye başladılar." Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir" âyetini okudu.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini açıklarken: "Hûri ifadesi, beyaz, maksürat ifadesi, kapanmış, hiyâm ifadesi ise inciden evler mânâsındadır" dedi.

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Hûri, ifadesi gözbebekleri siyah olan mânâsındadır" demiştir.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir" âyetini açıklarken: "Evlerinden dışarı çıkmazlar mânâsındadır" dedi.

Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir" âyetini açıklarken: "Onlar çadırlarına kapanan ve yollarda dolaşmayanlardır. Hiyâm ifadesi de: "İçi oyulmuş inci mânâsındadır" dedi.

İbn Ebî Şeybe, Hennâd b. es-Seriy ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir" âyetini açıklarken: "Onların kapleri, gözleri ve nefisleri kocaları için kapanmıştır. Onlar inciden evler içindedirler ve kocalarından başkalarını istemezler" dedi.

Hennâd'ın bildirdiğine göre Dahhâk: "Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir" âyetini açıklarken: "Onlar inciden evler içine kapanmıştır" dedi.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Ebu'l- Ahvas'tan bildirdiğine göre Ömer b. el-Hattâb: (.....) âyetindeki hiyâm ifadesinin ne demek olduğunu biliyor musunuz? Hiyâm ifadesi, içi oyulmuş inci demektir" dedi.

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in İbn Mes'ûd'dan bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Hiyâm ifadesi, içi oyulmuş inci demektir" buyurmuştur.

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, Sifatu'l-Cenne'de İbn Ebi'd-Dünyâ, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ba's'da Beyhakî'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir" âyetini açıklarken: "Burada çadırlarla inciden evler kastedilmektedir. Her ev dört fersaha dört fersah genişliğinde olup içi oyulmuş bir inciden yapılmıştır. Onun, altından dört bin kapı kanadı vardır" dedi.

Abdurrezzâk, Zühd'e zevaid olarak Abdullah b. Ahmed, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebu'd-Derdâ: "Hayme ifadesi, büyük incilerden yetmiş kapısı olan inciden bir ev demektir" dedi.

İbn Ebî Şeybe ve İbn Cerîr'in Ebu'l-Miclez'den bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir" âyetini açıklarken:

"Burada içi oyulmuş inciden evler kastedilmektedir" buyurmuştur.

Müsedded, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Mes'ûd: "Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir" âyetini açıklarken: "Onlar içi oyulmuş inciden evler içine kapanmıştır, mânâsındadır" dedi.

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, Buhârî, Müslim, Tirmizî, İbn Merdûye ve Ba's'da Beyhakî'nin Ebû Mûsa el-Eş'arî'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Çadır, içi oyulmuş bir incidir ve yüksekliği altmış mildir. Mümin için bu çadırın her köşesinde birbirlerini görmeyen bir huri vardır. Mümin onları bir bir dolaşır" buyurmuştur.

İbn Ebî Şeybe ve Hennâd'ın Ubeyd b. Umeyr'den bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Cennette derece olarak en düşük olan kişinin, odaları da, kapıları da kendisinden olan tek parça inciden bir evi vardır" buyurmuştur.

Hennâd b. es-Seriy'in bildirdiğine göre Sâbit el-Bunânî der ki: Ben Enes b. Mâlik'in yanında iken, Ebû Bekr isimli oğlu bir gazveden geldi. Enes ona sorunca oğlu şöyle anlattı:

Sana arkadaşımız filandan haber vereyim mi? Biz gazvede iken o yürüdü ve: "Vay ailem, vay ailem!" diye bağırmaya başladı. Biz ona bir şeylerin göründüğü sanarak yanına gidip ne olduğunu sorduğumuzda şöyle anlattı: Ben kendi kendime "Şehit olup da Allah beni Hûri'l-îyn ile evlendirinceye kadar evlenmeyeceğim" diyordum. Uzun zaman geçip te şehit olmayınca yine kendi kendime: "Gazveden geri döndüğüm zaman evleneceğim" dedim. Rüyamda bana bir kişi gelip: "Gazveden döndüğümde evleneceğim" diyen kişi sen misin? Kalk, Allah seni Hûri'l-îyn ile evlendirdi" dedi. Bunun üzerine onunla beraber çok ağaçlan olan bir bahçeye gittim. Orada on kız vardı ve her biri bir iş tutmuştu. Daha önce iyi ahlâk ve güzellikte onlar gibisini görmemiştim. Onlara: "Hûri'l-îyn sizden biri midir?" dediğimde: "Hayır biz onun hizmetçisiyiz, o ileridedir" dediler. Yoluma devam ettim ve önceki bahçeden daha çok ağaçlı ve daha güzel bir bahçeye vardım. Orada yirmi kız vardı ve her biri bir iş tutmuştu. Önce gördüğüm on kişi iyi ahlâk ve güzellik olarak bunların yanında hiçbir şey değildi. Onlara: "Hûri'l-îyn sizden biri midir?" dediğimde: "Hayır biz onun hizmetçisiyiz, o ileridedir" dediler. Yoluma devam ettim ve yine önceki bahçeden daha çok ağaçlı ve daha güzel bir bahçeye geldim. Orada kırk kız vardı ve her biri bir iş tutmuştu. Onlardan önce gördüğüm on kişi ve yirmi kişi iyi ahlâk ve güzellik olarak bunların yanında hiçbir şey değildi. Yine onlara: "Hûri'l-îyn sizden biri midir?" dediğimde: "Hayır biz onun hizmetçisiyiz, o ileridedir" dediler. Yoluma devam ettim ve içi oyulmuş bir yakutun yanına vardım. İçinde, üzerinde bir kadının bulunduğu bir divan vardı. Kadının yan tarafı divanın dışına taşmıştı. Ona: "Hûri'l-îyn sen misin?" dediğimde: "Evet benim, merhaba" dedi. Yanına gidip elimi ona doğru uzatınca: "Yavaş ol, sende daha ruhtan bir şeyler var. Ancak bugün yanımızda iftar edeceksin" dedi."

Adam anlattıklarını bitirince bir münadi: "Ey Allah'ın süvarileri, atlarınıza binin!" diye çağrıda bulundu. Bunun üzerine ben bu adama ve Güneş'e bakmaya başladım. Biz düşmanların karşısında saf tutmuştuk. Adamın anlattıklarını hatırlıyordum. Adamın başı mı daha önce yere düştü, yoksa Güneş mi daha önce battı, bilmiyorum." Bunun üzerine Enes: "Allah'ın rahmeti onun üzerine olsun" dedi.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre İkrime: "Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir" âyetini açıklarken: "Burada çadırlarla içi oyulmuş inciler kastedilmektedir" dedi.

İbn Ebî Şeybe ve İbn Cerîr, Dahhâk'tan aynısını bildirir.

İbn Ebî Şeybe, Hennâd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Amr b. Meymûn: "Çadır içi oyulmuş bir incidir" dedi.

İbn Ebî Şeybe, Hennâd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Çadır içi oyulmuş bir incidir" dedi.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Ebû Hureyre der ki: "Mümin kişinin Cennetteki konağı incidendir ve içinde kırk evi vardır. Orta yerinde meyveleri elbiseler olan bir ağaç vardır. Mümin o ağaca gidip parmağıyla inci ve yakutlarla süslenmiş yetmiş elbise alacaktır."

İbn Ebî Şeybe ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Muhammed b. Ka'b el- Kurazî: "Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir" âyetini açıklarken: "Cibinlikler içinde kapanmış huriler vardır, mânâsındadır" dedi.

72 ﴿