29

"Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir."

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Yezîd b. Hâzım der ki: İkrime ve Abdullah b. Ebî Seleme'nin bu âyeti okuduklarını işittim. Biri bu âyeti: (.....) şeklinde okurken, diğeri: (.....) şeklinde okudu.

İbn Merdûye'nin İbn Ömer'den bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Allah amelleri ve ecri taksim etmiştir. -Başka bir lafızda ise: "Zamanı taksim etmiştir" şeklindedir- Yahudilere: «Çalışın» denildi. Onlar da gün ortasına kadar çalıştılar. Bunun üzerine onlara: «Size bir kîrat ücret vardır» denildi. Hıristiyanlara: «Çalışın» denildi. Onlar da gün ortasından ikindi vaktine kadar çalıştılar. Onlara da: «Size bir kîrat ücret vardır» denildi. Sonra Müslümanlara: «Çalışın» denildi. Onlar da ikindi vaktinden güneş batımına kadar çalıştılar. Onlara da: «Size iki kîrat ücret vardır» denildi. Yahudiler ve Hıristiyanlar bu konuda konuşmaya başladılar. Yahudiler: «Biz gün ortasına kadar çalıştık ve bize bir kîrat ücret verildi» dedi. Hıristiyanlar: «Biz gün ortasından ikindi vaktine kadar çalıştık ve bize bir kîrat ücret verildi. Onlar da ikindi vaktinden güneş batımına kadar çalıştılar ve onlara iki kîrat ücret verildi» dedi." Bunun üzerine Yüce Allah: "Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfün, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir" âyetini indirdi. Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Sizin durumunuz da, sizden önceki ümmetlerden ikindi ile güneş batımı arasında çalışan ümmetler gibidir" buyurdu.

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Katâde der ki: "Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir" âyeti indiği zaman Ehl-i Kitab, Müslümanları haset ettiler. Bunun üzerine Yüce Allah: "Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfün, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir'" âyetini indirdi.'

Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid der ki: "Yahudiler: «Bizden, elleri ve ayakları kesecek bir Peygamberin çıkması yakındır» dedi. Ancak Peygamber Arapların arasından çıkınca onu inkâr ettiler. Bunun üzerine Yüce Allah: "Bunları açıkladık ki, kitap ehl", Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfün, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir" âyetini indirdi. Âyetteki lütuf ifadesiyle Peygamberlik kastedilmektedir.

Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr bu âyeti: (.....) şeklinde okumuştur.

29 ﴿