22"Allah'a ve âhıret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini göremezsin. İşte Allah, imanı bunların kalplerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere sokar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'dan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah'dan yana olanlardır. İyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah'dan yana olanlardır." İbn Ebî Hâtim, Taberânî, Hâkim, Hilye'de Ebû Nuaym, Sünen'de Beyhakî ve İbn Asâkir'in bildirdiğine göre Abdullah b. Şevzeb der ki: Bedir savaşında Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh'ın babası Ebû Ubeyde'nin üzerine geliyor ve oğlu ondan kaçıyordu. Sürekli oğlunun üzerine saldırınca oğlu ona yöneldi ve onu öldürdü. Bunun üzerine: "Allah'a ve âhiret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini göremezsin. İşte Allah, imanı bunların kalplerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'dan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah'dan yana olanlardır, iyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah'dan yana olanlardır" âyeti indi. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc der ki: Bana bildirildiğine göre Ebû Kuhâfe Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) sövünce Ebû Bekr ona kuvvetle vurdu ve yere düşürdü. Bu durumu Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) sözettiğinde: "Sen öyle mi yaptın ey Ebû Bekr?" deyince, Ebû Bekr: "Vallahi kılıcım bana yakın olsaydı onu öldürürdüm" dedi. Bunun üzerine: "Allah'a ve âhiret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini göremezsin. İşte Allah, imanı bunların kalplerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'dan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah'dan yana olanlardır. İyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah'dan yana olanlardır" âyeti indi. İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Abdurrahman b. Sâbit b. Kays b. eş- Şemmâs, müşriklerin arasında olan dayısını ziyaret etmek için Hazret-i Peygamber'den (sallallahü aleyhi ve sellem) izin istedi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ona izin verdi. O geri döndüğünde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ve bazı kişiler etrafında ona: "Allah'a ve âhiret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini göremezsin. İşte Allah, imanı bunların kalplerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'dan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah'dan yana olanlardır. İyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah'dan yana olanlardır" âyetini okudu. İbn Merdûye'nin Kesîr b. Atiyye'den, onun da bir kişiden bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Allahım! Hiçbir fasığın ve hiçbir facirin bende karşılığı verilmesi gereken bir iyiliği bırakma. Zira bana vahyettiklerin arasında: "Allah'a ve âhiret gününe inanan bir milletin... Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini göremezsin..." kelâmını buluyorum" buyurmuştur. Süfyân: "Bu âyetin halife/sultan ile haşır neşir olanlar hakkında indiğini düşünüyoruz" dedi. İbn Ebî Şeybe, Nevâdiru'l-Usûl'da Hakîm et-Tirmizî ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Allah için sev, Allah için buğzet. Allah için dost ol ve yine Allah için düşman ol. Çünkü bunlarla Allah'ın dostluğuna erişirsin" dedi. Sonra: "Allah'a ve âhiret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini göremezsin. İşte Allah, imanı bunların kalplerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'dan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah'dan yana olanlardır. İyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah'dan yana olanlardır" âyetini okudu. Hilye'de Ebû Nuaym ve Hatîb'in İbn Mes'ûd'dan bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Allah, peygamberlerinden bir peygamberine filan âbide: «"Zabitliğin seni dünyada rahata erdirdi. Dünyayı terk edip bana yönelmenle de aziz kılındın. Benim sende olan hakkım için ne yaptın?" de» diye vahyetti. Bu âbid: «Ey Rabbim! Senin bende bunlar dışında başka ne hakların vardır?» deyince, Rabbi: «Benim için bir dost veya bir düşman edindin mi?» buyurdu." Taberânî, Hâkim ve Hakîm et-Tirmizî'nin Vasile b. el-Eska'dan bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde Allah günahı olmayan bir kişiyi diriltir ve ona: «İki durumdan hangisi ile sana mükâfat vermemi istersin? Amelinle mi, yoksa sana olan nimetimle mi?» buyurur. Bu kişi: «Ey Rabbim! Sen bilirsin ki, ben sana karşı asi olmadım» karşılığını verir. Bunun üzerine Yüce Allah: «Bu kuluma nimetlerimden bir nimet gösterin» buyurur. Bu kişinin ne kadar iyiliği varsa Allah'ın o bir nimeti ile gark olur. Kul: «Ey Rabbim.! Beni nimetin ve rahmetinle mükâfatlandır» deyince, Allah: «Onu nimetim ve rahmetimle götürün» buyurur. Sonra kendini beğenen ve hiç günahı olmadığını düşünen biri getirilir. Ona da: «Benim dostlarımla dost olur muydun?» denilince: «Ey Rabbim! Ben insanlarla iyi geçinen biri idim» der. Ona: «Düşmanlarıma düşmanlık eder miydin?» buyurunca: «Ey Rabbim! Kimseyle aramda bir sorun olmasını istemezdim» cevabını verir. Bunun üzerine Yüce Allah: «İzzetime yemin olsun ki, dostumla dost, düşmanımla düşman olmayan kişi rahmetime nail olamaz» buyurur.'" Tayâlisî, İbn Ebî Şeybe ve Ahmed'in Berâ b. Âzib'den bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "îmanın en sağlam kulpu, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir" buyurmuştur" Deylemî'nin Hasan vasıtasıyla Muâz'dan bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : "Allahım! Hiçbir fasığın ve hiçbir facirin bende karşılığı verilmesi gereken bir iyiliği bırakma. Aksi takdirde kalbim onu sever. Zira bana vahyettiklerin arasında: «Allah'a ve âhiret gününe inanan bir milletin... Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini göremezsin» kelâmını buluyorum" buyurmuştur. |
﴾ 22 ﴿