15

"Münafıkların, kitap ehlinden inkâr eden dostlarına: siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, mutlaka biz de Sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eğer savaşa tutuşursanız, mutlaka yardım ederiz» dediklerini görmedin mi? Allah, onların yalancı olduklarına şahitlik eder... Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş ve işlerinin karşılığını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara can yakıcı azap vardır."

İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Münafıkların... dediklerini görmedin mi..." kelâmını açıklarken: "Burada Abdullah b. Ubey b. Selûl, Rifâa b. Tâbût, Abdullah b. Nebtel, Evs b. Kayzî ve arkadaşları olan Nadîr oğulları kastedilmektedir" dedi.

İbn İshâk, İbnu'l-Münzir ve Delâil'de Ebû Nuaym'ın İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre aralarında Abdullah b. Ubey b. Selûl, Vadîa, Mâlik, Suveyd ve Dâis'in bulunduğu Avf b. el-Hâris oğullarından bir grup, Nadîr oğullarına: "Siz sebat edin, biz sizi teslim etmeyiz. Eğer savaşırsanız biz de sizinle beraber savaşırız. Eğer yurdunuzdan çıkarılırsanız biz de sizinle çıkarız" diye bir haber gönderdi. Münafıklar söz verdikleri gibi sözlerinde durup onlara yardım etmediler. Allah kaplerine korku düşürünce Resûlüllah'tan (sallallahü aleyhi ve sellem), silah dışında develerinin kaldırabileceği kadar mallarından almak üzere sürgün edilmelerini ve kanlarının dökülmemesini istediler. Resûlüllah ta (sallallahü aleyhi ve sellem) öyle yaptı. Kişi kendi evini tahrip edip devesine yüklüyor ve gidiyordu. Onların bir kısmı Hayber'e giderken, bir kısmı da Şam'a gitti.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Süddî der ki: Kureyza ve Nadîr ahalisinden bazı kişiler Müslüman olmuştu. Aralarında münafıklar da vardı. Onlar Nadîr ahalisine: "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız biz de sizinle beraber gideriz" diyordu. İşte: "Münafıkların, kitap ehlinden inkâr eden dostlarına: «Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eğer savaşa tutuşursanız, mutlaka yardım ederiz» dediklerini görmedin mi? Allah, onların yalancı olduklarına şahitlik eder" âyeti de onlar hakkında indi.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Münafıkların... dediklerini görmedin mi..." kelâmını açıklarken: "Burada Abdullah b. Ubey b. Selûl, Rifâa b. Tâbût, Abdullah b. Nebtel ve Evs b. Kayzî kastedilmektedir" dedi. "Münafıkların, kitap ehlinden inkâr eden dostlarına..." kelâmı hakkında ise: "Burada dostlar ifadesi ile Nadîr oğulları kastedilmektedir" dedi. "Kendi aralarındaki savaşları ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır" kelâmını da: "Kendi aralarındaki söz savaşı çetindir. Oysa münafıkların dini Nadîr oğullarının dinine muhaliftir" şeklinde açıkladı. "Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş ve işlerinin karşılığını tatmış olanların durumu gibidir..." kelâmı hakkında ise: "Onların durumu Kureyşli kâfirlerin Bedir savaşında tatmış oldukları durum gibidir, mânâsındadır" dedi.

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: "Sen onları derli toplu sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır" kelâmını açıklarken: "Bunlar batıl ahalisi gibidir. Şehadetleri, hevaları ve işleri birbirine muhaliftir. Ancak hak ahalisine karşı düşmanlıkta birleşmişlerdir" dedi. "Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş ve işlerinin karşılığını tatmış olanların durumu gibidir..." kelâmı hakkında ise: "Burada Nadîr oğulları kastedilmektedir" dedi.

İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs: Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş ve işlerinin karşılığını tatmış olanların durumu gibidir...'" kelâmını açıklarken: "Burada müşrikler kastedilmektedir" dedi.

Deylemî'nin bildirdiğine göre Hazret-i Ali der ki: "Evleri ayrı ayrı olsa bile mümin kişiler birbirlerine karşı samimi ve sevgi ile doludur. Facirlerin bedenleri bir olsa bile birbirlerine karşı aldatıcı ve haindirler."

İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş ve işlerinin karşılığını tatmış olanların durumu gibidir...'" kelâmını açıklarken: "Onların durumu, Kureyşli kâfirlerin Bedir savaşında tatmış oldukları durum gibidir, mânâsındadır" dedi.

Abdurrezzâk'ın bildirdiğine göre Katâde: "Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş ve işlerinin karşılığını tatmış olanların durumu gibidir...'" kelâmını açıklarken: "Burada Nadîr oğulları kastedilmektedir" dedi.

15 ﴿