20"Ey Mü’minler! Allah'dan sakının; herkes yarma ne hazırladığına baksın; Allah'dan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır. Allah'ı unutup da, Allah'ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın; onlar, yoldan çıkmış kimselerdir. Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir." İbn Ebî Şeybe, Müslim, Nesâî, İbn Mâce ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Cerîr der ki: Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) yanında oturmuştum. Yün elbiseler giyinmiş ve kılıçlarını kuşanmış bir grup geldi. Üzerlerinde ne izar, ne de başka bir şey vardı. Hepsi de Mudar'dandı. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onları öylesine zor durumda üryan ve aç olarak görünce yüzü değişti. Sonra kalkıp evine girdi. Sonra Mescid'e giderek öğle namazını kıldı(rdı) ve minbere çıkıp Allah'a hamdü sena ederek şöyle buyurdu: "Derim ki, Allah kitabında: «Ey Mü’minler! Allah'dan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın; Allah'dan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır. Allah'ı unutup da, Allah'ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın; onlar, yoldan çıkmış kimselerdir. Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir»' buyurmaktadır. Sadaka veremeyecek duruma gelmeden önce sadaka verin. Sadaka ile aranızda bir engel konulmadan sadaka verin. Kişi dinarından, dirheminden buğdasından, hurmasından ve arpasından sadaka versin. Sadaka olarak vereceği hiçbir şeyi küçümsemesin, bu yarım hurma olsa bile." Bunun üzerine Ensâr'dan bir kişi elinde bir çıkınla kalkarak onu halen minberde bulunan Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) verdi. Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) sevinci yüzünden belli oluyordu. Sonra Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kim, İslam'da hayırlı bir çığır açar ve kendisine uyulursa, bu kişi kendisine uyanların sevapları kadar sevap alır ve kendisine uyanların sevabından bir şey eksiltilmez. Kim de İslam'da kötü bir çığır açar ve kendisine uyulursa, bu kişi kendisine uyanların günahları kadar günah kazanır ve kendisine uyanların günahından bir şey eksiltilmez." Bunun üzerine halk kalkıp dağıldı. Kimisinden dinar, kimisinden, dirhem kimisinden yemek derken bir şeyler toplandı. Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunları onların (Mudar'lı grubun) arasında taksim etti. Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Katâde: "...Herkes yarına ne hazırladığına baksın..." kelâmını açıklarken: "Yarın ifadesi ile kıyamet günü kastedilmektedir" dedi. Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Nuaym b. Muhammed er-Rahabî der ki: Ebû Bekr es-Sıddîk'in bir hutbesi şöyleydi: "Biliniz ki, siz sabah akşam ilmi sizden gizli tutulan bir ecele doğru gidiyorsunuz. Zaman geçmektedir, siz hazırlıklı olun ve gücünüz nispetinde iyi ameller işleyin. Buna da ancak Allah'ın yardımı ile güç yetirebilirsiniz. Bazı kavimler vardır ki amellerini Allah'dan başkaları için işlediler. Allah, sizin de onlar gibi olmanızı yasakladı ve "Allah'ı unutup da, Allah'ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın..." buyurdu. Kardeşlerinizden tanıdığınız kişiler nerededir? Onların amelleri bitti ve işledikleri amellere döndürüldüler. Şehirler imar edip de onları surlarla çevirip kale edinen ilk zorbalar nerededir? Onlar taş toprak altında kaldılar. İşte bu, acâip şeyleri bitmeyen ve nuru sönmeyen Allah'ın Kitab'ıdır. Karanlık bir gün için ondan aydınlanın. Onun kitabından ve açıklamalarından öğüt alın. Allah bir kavme övgüde bulunarak: "...Şüphesiz onlar; hayırlı şeylerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı'" buyurmuştur. Allah rızası gözetilmeksizin söylenen bir sözde, Allah yolunda infâk edilmeyen bir malda, öfkesi sabrını yenen kişide ve Allah için başkalarının kınamasından korkan kişide hayır yoktur." |
﴾ 20 ﴿