21"Eğer biz Kur'ân'ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen, onun, Allah korkusuyla başeğerek parça parça olduğunu görürdün. Bu misalleri, insanlar düşünsünler diye veriyoruz." İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Dahbâk: "Eğer biz Kur'ân'ı bir dağa indirmiş olsaydık..."' kelâmını açıklarken şöyle dedi: "Eğer biz Kur'ân'ı bir dağa indirip size emrettiklerimizi ona emretseydik ve sizi korkuttuğumuz şeylerle onu korkutsaydık Allah korkusuyla o parça parça olurdu. Sizin, Allah'dan daha çok korkmanız, Allah'a karşı zelil olmanız ve Allah'ın zikriyle kalplerinizin yumuşaması gerekmektedir." İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mâlik b. Dinâr: "Size yemin ederim ki, Kur'ân'a iman eden hiç kimse yoktur ki, mutlaka kalbi parçalanır" dedi. İbn Cerîr ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Eğer biz Kur'ân'ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen, onun, Allah korkusuyla başeğerek parça parça olduğunu görürdün. Bu misalleri, insanlar düşünsünler diye veriyoruz" âyetini açıklarken şöyle dedi: "Allah: "Eğer biz Kur'ân'ı bir dağa indirmiş olsaydık ve sorumlukları ona yüklemiş olsaydık parça parça olurdu. Ağırlığından ve Allah korkusundan dolayı boyun eğerdi" buyurmaktadır. Kur'ân insanlara indiği zaman Allah onlara, onu boyun eğerek ve büyük bir huşu ile almalarını emretti. İnsanlar düşünsün diye Allah işte bu şekilde misaller vermektedir." Deylemî'nin bildirdiğine göre İbn Mes'ûd ve Hazret-i Ali: "Eğer biz Kur'ân'ı bir dağa indirmiş olsaydık... O güçlüdür, Hakim'dir" âyetlerini açıklarken Hazret-i Peygamber'in (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bu âyetler ağrıların efsunu (duası)dır" buyurduğunu naklettiler. Hatîb el-Bağdâdî Târih'te bildirir: Ebû Nuaym el-Hâfız'ın İbn Senbûze'nin kölesi diye bilinen Ebu't-Tayyib Muhammed b. Ahmed b. Yusuf b. Câfer el- Mukriu'l-Bağdâdî'den bildirdiğine göre İdrîs b. Abdilkerim el-Haddâd der ki: Su sûreyi Halefe okudum. "Eğer biz Kur'ân'ı bir dağa indirmiş olsaydık...'" âyetine ulaştığım zaman bana şöyle dedi: "Elini başına koy, ben bu sûreyi Süleym'e okudum ve bu âyete vardığımda bana: "Elini başına koy, ben bu sûreyi Hamza'ya okudum ve bu âyete yetiştiğimde, bana: "Elini başına koy, ben bu sûreyi A'meş'e okudum ve bu âyete yetiştiğimde, bana: "Elini başına koy, ben bu sûreyi Yahya b. Vessâb'a okudum ve bu âyete yetiştiğimde, bana: "Elini başına koy, ben bu sûreyi Alkame ve Esved'e okudum ve bu âyete yetiştiğimde, bana: "Elini başına koy, biz bu sûreyi Abdullah'a okuduk ve bu âyete yetiştiğimizde, bize: "Elinizi başınıza koyun, ben bu sûreyi Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) okudum ve bu âyete yetiştiğimde, bana şöyle buyurdu: "Elini başına koy, Cibrîl bu sûre ile bana indiği zaman: «Elini başına koy, zira o, sâm dışında bütün hastalıklara karşı bir ilaçtır» dedi." Sâm da ölüm demektir. |
﴾ 21 ﴿