12

"Ey Peygamber! Mümin kadınlar, Allah'a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnâdda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana biat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah'dan bağışlanma dile; Şüphesiz Allah, bağışlayandır, acıyandır."

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, Buhârî, Tirmizî, İbn Mâce, İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye'nin Hazret-i Âişe'den bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), yanına hicret eden mümin kadınları: "Ey Peygamber! Mümin kadınlar, Allah'a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnâdda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana biat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah'dan bağışlanma dile; Şüphesiz Allah, bağışlayandır, acıyandır" âyeti ile imtihan ederdi. Mümin kadınlardan bu şartları kabul edenlere: "Biatini kabul ettim" buyururdu. Bu, söz olarak olurdu. Vallahi biat anında eli hiçbir kadının eline değmemiştir. Ancak sözle: "Senin biatini kabul ettim" buyurarak biatlarını kabul etmiştir.

Abdurrezzâk, Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd, İbn Sa'd, Ahmed, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Umeyme binti Rakîka der ki: Bazı kadınlarla beraber Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) biat etmek için gittim. Kur'ân'da olduğu gibi; hiçbir şeyi Allah'a şirk koşmayacağımıza dair söz aldı. Ta ki: "...Uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana biat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et..." âyetine gelince: "Gücünüzün yettiğince ve yapabildiğinizce (deyin)" buyurdu. Biz: "Allah ve Resûlü bize bizden daha merhametlidir. Ya Resûlallah! Biat ederken elimizi tutmayacak mısın?" dediğimizde: "Ben kadınlarla tokalaşmam, benim yüz kadına sözüm bir kadına sözüm gibidir" buyurdu.

Ahmed ve İbn Merdûye, Amr b. Şuayb kanalıyla babasından, o da dedesinden bildirir: Umeyme binti Rakîka İslam üzere biat etmek için Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Hiçbir Şeyi Allah'a şirk koşmaman, hırsızlık yapmaman, zina etmemen, çocuğunu öldürmemen, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocana isnâdda bulunmaman, ağıt yakmaman ve ilk Cahiliye adetlerinde olduğu gibi süslenip dışarı çıkmaman şartıyla biatini kabul ediyorum" buyurdu.

İbn Sa'd, Ahmed ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Selmâ binti Kays der ki: Ensâr'dan bazı kadınlarla beraber Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) biat etmek için gelmiştim. Bize, şirk koşmayacağımız, hırsızlık yapmayacağımız, zina etmeyeceğimiz, çocukları öldürmeyeceğimiz, başkasının çocuğunu sahiplenerek eşimize isnâdda bulunmayacağımız, iyilikte ona karşı asi olmayacağımız şartlarını koşarak: "Kocalarınızı da aldatmayacaksınız" buyurdu. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) biatimizi kabul ettikten sonra gittik. Ben bir kadına: "Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) dön ve aldatmak ne demektir?" diye sor" dedim. O da sorunca, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Onun (kendisinden habersiz) malını alması ve ondan başkasını sevmesidir" karşılığını verdi.

Abdurrezzâk, Saîd b. Mansûr, İbn Sa'd, Ahmed, Abd b. Humeyd, Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî, İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Ubâde b. es-Sâmit der ki: Biz Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) yanında iken: "Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak ve zina etmemek üzere bana biat edin" buyurdu. -Sonra kadınların biati hakkındaki âyeti okuyarak şöyle buyurdu- "Sizden kim sözünde durursa sevabını vermek Allah'a aittir. Kim bunlardan birini yapar da dünyada iken cezasını çekerse bu, onun için kefaret olur. Kim de bunlardan birini yapar da Allah onu örtbas ederse (dünyada iken cezasını vermezse) artık o Allah'a kalmış bir şeydir. Dilerse onu azaplandırır, dilerse bağışlar. "

Buhârî, Müslim ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs der ki: Ramazan bayramı namazını Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber kıldım. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) hutbeden inip kadınlara doğru yöneidi ve yanlarına vardığında: "Ey Peygamber! Mümin kadınlar, Allah'a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek... üzere geldikleri zaman, onları kabul et..." âyetini sonuna kadar okudu. Sonra da: "Siz bu şeyler üzere misiniz?" diye sorunca, sadece bir kadın: "Evet" karşılığını verdi.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mukâtil der ki: Bu âyet, fetih gününde nâzil oldu. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) erkeklerin biatini Safa tepesinde kabul ederken, Ömer alt tarafında Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) yerine kadınların biatini kabul ediyordu.

Saîd b. Mansûr, İbn Sa'd, Ahmed ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Esmâ binti Yezîd der ki: Ben bazı kadınlarla beraber Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) biat ettim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : "Ben sizinle tokalaşmam, ancak Allah'ın söz aldığı gibi ben de sizlerden söz alırım" buyurdu.

Ahmed, İbn Sa'd, Abd b. Humeyd, Ebû Dâvud, Ebû Ya'la, Taberânî, İbn Merdûye ve Şuabu'l-İmân'da Beyhakî'nin İsmail b. Abdirrahman b. Atiyye'den bildirdiğine göre ninesi Ümmü Atiyye der ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Medine'ye geldiği zaman Ensâr'ın kadınlarını bir evde topladı ve Ömer b. el-Hattâb'ı yanlarına gönderdi. Ömer kapıda durup selam verdikten sonra: "Ben, Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) size göndermiş olduğu elçiyim. Allah'a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek üzere biat eder misiniz?" diyerek bu konudaki âyeti okudu. Biz: "Evet, biat ederiz" karşılığını verince Ömer evin dışından bizde evin içinden elimizi uzattık." İsmail der ki: "Nineme: "...Uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek..." kelâmının açıklamasını sorduğumda: "(Hazret-i Peygamber) bize ağıt yakmayı yasakladı" dedi.

Saîd b. Mansûr ve İbn Sa'd'ın bildirdiğine göre Şa'bî der ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kadınların biatini kabul ederken elinin üzerine bir giysi atmıştı. Kadınlara diyeceğini dedikten sonra onlara: "Ey Peygamber! Mümin kadınlar, Allah'a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek... üzere geldikleri zaman, onları kabul et..." âyetini okurdu. Onlar da bunları kabul ederlerse, onlara: "Ben sizin biatinizi kabul ettim" buyururdu. Neticede Ebî Süfyân'ın karısı Hind geldi.

Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), ona: "Zina etmeyeceğine dair" buyurunca, Hind: "Hür kadın zina eder mi? Biz Cahiliye'de iken bile bundan utanırdık. Artık Müslüman olduktan sonra mı!" dedi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Çocuklarını öldürmeyeceğine dair" buyurunca, Hind, "Sen onların babalarını öldürdün, çocukları için bize nasihat mi ediyorsun!" karşılığını verdi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) gülüp: "Hırsızlık etmeyeceğine dair" buyurunca, Hind: "Ya Resûlallah! Ben Ebû Süfyân'ın malından alıyorum" dedi Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu konuda ona ruhsat verdi.

İbn Cerîr ve İbn Merdûye'nin İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ömer b. el-Hattâb'a emrederek: "Kadınlara: «Resûlüllah, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamanız halinde biatinizi kabul etmektedir» de" buyurdu. Hind kadınların arasında gizlenmişti. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Ömer'e: "Onlara: «Hırsızlık etmemek üzere» de" buyurunca, Hind: "Vallahi ben Ebû Süfyân'ın malından bir şeyler almaktayım" dedi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Zina etmemek üzere" buyurunca, Hind: "Hür kadın zina eder mi?" karşılığını verdi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "...Çocuklarını öldürmemek... üzere..." buyurunca, Hind: "Sen onları Bedir savaşında öldürdün" dedi. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "...Başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnâdda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek... üzere..." buyurdu ve ağıt yakmalarını yasakladı. Çünkü kadınlar, Cahiliye zamanında (ağıt yakarak) elbiselerini yırtarlar, yüzlerini tırmalarlar, saçlarını yolarlar, bela ve helak için beddua ederlerdi.

Hâkim'in Fâtıma binti Utbe'den bildirdiğine göre kardeşi Ebû Huzeyfe onu ve Hind binti Utbe'yi alarak biat etmek için Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) yanına gitti. Fâtıma şöyle devam ediyor: Bizden söz alarak biatimizi kabul etti ve bazı şartlar koştu. Ona: "Ey amcam oğlu! Senin kavminde bunu yapanlar var mı?" dediğimde Ebû Huzeyfe: "Yeter artık, biat et. Bu şekilde biat edilir ve bu şekilde şart koşulur" dedi. Hind: "Ben hırsızlık hakkında söz vermem, çünkü ben sürekli olarak kocamın malından bir şeyler çalmaktayım" dedi. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) elini geri çekince Hind de elini geri çekti. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Süfyân'a gelmesi için haber gönderdi ve ona hakkını helal etmesini söyledi. Bunun üzerine Ebû Süfyân: "Yaş hurmadan çaldığını helal ediyorum, ama kuru hurmadan çaldığını helal etmiyorum" dedi. Sonra Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) biat ettik.

İbnu'l-Münzir'in İbn Cüreyc vasıtasıyla bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnâdda bulunmamak ... üzere..." kelâmını açıklarken: "Hür kadın kız çocuğu doğurur ve onu erkek çocukla değiştirirdi" dedi.

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin Ali (b. Ebi Talha) vasıtasıyla bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnâdda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana biat etmek üzere ..." kelâmını açıklarken: "Burada başkasının çocuklarını kocalarına nispet etmemeleri ve ağıt yakmamaları kastedilmektedir" dedi.

Buhârî ve İbn Merdûye'nin İkrime vasıtasıyla bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek ... üzere..." kelâmını açıklarken: "Bu, Allah'ın kadınlara koştuğu şartlardan biridir" dedi.

İbn Sa'd, İbn Ebî Şeybe, Ahmed, Abd b. Humeyd, Tirmizî, İbn Mâce, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Ummü Seleme el-Ensâriyye der ki: Kadınlardan bir kişi, Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): "Sana karşı gelmememiz gereken durum nedir?" diye sorunca, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Ağıt yakmamanızdır" buyurdu. Bunun üzerine ben: "Ya Resûlallah! Filan oğulları, amcam vefat ettiği zaman ağıtlarıyla bana yardım etmişti. Benim de mutlaka onlara bu şekilde karşılık vermem gerekir" dedim. Ancak Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu kabul etmedi. Fakat tekrar tekrar izin isteyince, onlara bir karşılık vermeme izin verdi. Ondan sonra da hiç ağıt yakarak ağlamadım. Daha sonra da benim dışımda bütün kadınlar ağıt yakarak ağlamıştır.

Saîd b. Mansûr, İbn Sa'd, İbn Menî' ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Ebû'l-Melîh el-Huzelî der ki: Ensâr'dan bir kadın biat etmek için Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) gelmişti. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Ona hiçbir şeyi Allah'a şirk koşmaması, hırsızlık etmemesi ve zina etmemesi şartını koştu. O da bunları kabul edince, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "...Uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek ... üzere...'" dedikten sonra: "Ağıt yakarak ağlama!" buyurdu. Bunun üzerine kadın: "Ya Resûlallah! (Benim bir cenazem olmuş ve) Filan kadın bana (ağıtlarıyla) yardım etmişti. Ben de ona (cenazesi olduğunda) yardım etmek istiyorum. Sonra bunu tekrarlamam" dedi. Ancak Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona bu konuda ruhsat vermedi. Mürsel hadistir ve isnâdı hasendir.

İbn Sa'd, Ahmed, Abd b. Humeyd ve İbn Merdûye'nin ceyyid bir isnâdla bildirdiğine göre Mus'ab b. Nuh el-Ensârî der ki: Ben, Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) biat eden yaşlı bir kadın zamanına yetişmiştim. O şöyle anlattı: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizden alması gereken sözü aldıktan sonra: "Ağıt yakmamanız üzere" buyurdu. Sonra devam ederek: "Bu, Allah'ın: "(=Uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek) kelâmındaki ma'rûftur (uygun olandır)" buyurdu. Bunun üzerine ben: "Ey Allah'ın Peygamberi! Benim başıma musibetler gelmiş ve ağıtlar yakarak bana yardım etmişlerdi. Şimdi de bu kişilerin başına bir musibet geldi ve ben ağıtlar yakarak onlara yardım etmek istiyorum" dedim. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Git onlara bir karşılık ver" buyurdu. Dediğine göre, kadın daha sonra Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) gidip biat etti.

İbn Sa'd, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin Esîd b. Ebî Esîd el-Berrâd'dan bildirdiğine göre biat etmeye gelen bir kadın: "Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizden söz aldığı zaman uygun olanda kendisine karşı gelmeme, (ağıt yakarken) yüz tırmalamama, yakaları yırtmama, saç yolmama ve belaya beddua etmeme üzere de söz aldı" dedi.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Ömer: "...Uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek... üzere...'" kelâmını açıklarken: "Burada elbiselerinin yakalarını yırtmamak ve yüze vurmamak kastedilmektedir" dedi.

İbn Ebî Şeybe ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Sâlim b. Ebi'l-Ca'd: "...Uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek... üzere..." kelâmını açıklarken: "Burada ağıt yakmamak kastedilmektedir" dedi.

İbn Ebî Şeybe ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Ebu'l-Âliye: "...Uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek... üzere..." kelâmını açıklarken: "Burada, Allah'ın emirlerine muvafık olan her şeyde itaat etmek kastedilmektedir. Allah, kendine masiyet olan bir şeyde Peygamberine itaat edilmesine razı olmaz" dedi.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Ebû Hâşim el-Vâsitî: "...Uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek... üzere..." kelâmını açıklarken: "Burada helak için beddua etmemek, yakaları yırtmamak ve saçları kazıtmamak kastedilmektedir" dedi.

İbn Sa'd ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Bekr b. Abdillah el-Muzenî der ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) biat eden kadınlardan yakalarını yırtmama, yüzlerini tırmalamama, helak için beddua etmeme ve kötü söz söylememe sözü de aldı.

Taberânî ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Âişe binti Kudâme der ki: Annem Râita binti Süfyân ile beraber idim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ise kadınlardan biat alarak: "Hiçbir şeyi Allah'a şirk koşmamanız, hırsızlık yapmamanız, zina etmemeniz, çocuğunuzu öldürmemeniz, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocanıza isnâdda bulunmamanız ve ağıt yakmamanız şartıyla biatinizi kabul ediyorum" buyuruyordu. Hepsi de başını eğmişti. Ben de annemin işittiği gibi işitiyordum. Annem bana telkinde bulunarak: "Ey kızım! Gücünün yettiğine: "Evet de!" diyordu. Ben de onların dedikleri gibi söylüyordum.

Abdurrezzâk Musannef’te Ahmed ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Enes der ki: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) kadınlardan biat aldığı zaman onlardan ağıt yakmayacaklarına dair de söz aldı. Bunun üzerine onlar: "Ya Resûlallah! Cahiliye zamanında (bizim cenazelerimiz olduğu zaman) kadınlar (ağıt yakarak) bize yardım etmişti. Biz de İslam devrinde onlara bu şekilde karşılık vererek yardım edebilir miyiz?" diye sorunca, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "İslamiyette ağıt yakarak karşılık verme, şiğâr, akr, celeb ve ceneb yoktur. Hırsızlık yapan da bizden değildir" buyurdu.

İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Câbir b. Abdillah: "Ey Mü’minler! Mümin kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin..." âyeti hakkında: "Onları nasıl deneyeceğiz?" diye sorunca, Yüce Allah: "Ey Peygamber! Mümin kadınlar, Allah'a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnâdda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana biat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah'dan bağışlanma dile; Şüphesiz Allah, bağışlayandır, acıyandır" âyetini indirdi.

İbn Sa'd ve İbn Merdûye'nin Amr b. Şuayb kanalıyla babasından, onun da dedesinden bildirdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kadınların biatini kabul ettiği zaman bir bardak su ister ve elini ona batırırdı. Sonra da kadınlar elini batırırdı. Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) biati kabul etmesi işte bu şekildeydi.

İbn Ebî Şeybe, Taberânî, Hâkim ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Ümü Atiyye der ki: "Mümin kadınlar, Allah'a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnâdda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana biat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et..." âyeti indiği zaman ağıt yakarak ağlama âdeti vardı. Bu sebeple: "Ya Resûlallah! Filan oğulları Cahiliye zamanında (cenazemiz olduğunda ağıt yakıp ağlayarak) bana yardım etmişlerdi. Mümkünü yok ki ben de onlara bir karşılık vereceğim" dedim. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Sadece (demiş olduğun o) filan oğullarına karşılık ver" buyurdu."

İbn Sa'd, Abd b. Humeyd ve ibn Merdûye'nin bildirdiğine göre Ümmü Atiyye der ki: Biatimiz kabul edildiği zaman bizden ağıt yakmayacağımıza dair söz alındı. Ancak aramızdan Ümmü Süleym, Ümmü'l-Alâ', Muâz'ın eşi binti Ebî Sebre —veya "bintu Ebî Sebre ve Muâz'ın eşi" dedi— ve bir kadın daha olmak üzere sözünde duranlar beş kişidir.

Buhârî, Müslim ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Ümmü Atiyye der ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) biatimizi kabul ederek: "...Allah'a hiçbir ortak koşmamak... üzere..." âyetini okudu ve ağıt yakarak ağlamayı yasakladı. Bunun üzerine içimizden bir kadın kendi elini tutarak: "Ya Resûlallah! (Cenazem olduğu bir sırada) Filan kişi ağıt yakarak bana yardım etmişti. Ben de ona aynı şekilde karşılık vermek istiyorum" dedi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ona hiçbir şey dememişti. Kadın gidip geri geldikten sonra: "Kadınlar arasından Ümmü Süleym, Ümmü'l-Alâ', Muâz'ın eşi binti Ebî Sebre veya Bintu Ebî Sebre ve Muâz'ın eşi olmak üzere sözünde duranlar beş kişidir" dedi.

İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Câbir b. Abdillah: "...Uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana biat etmek üzere..." kelâmını açıklarken: "Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), kadınların biatini kabul ederken ağıt yakmamaları şartını koştu" dedi.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Dahhâk der ki: Kadınlardan alman sözler içinde ağıt yakmamaları sözü de vardı. Bir kadın: "Ben mutlaka ağıt yakarım" deyince, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Eğer mutlaka ağıt yakacaksan yüzünü tırmalama, elbiselerini yırtma, saçlarını kazıma, belalar için beddua etme ve kötü sözler söyleme. Ancak doğru şeyler söyle" buyurdu.

İbn Sa'd'ın Âsim b. Amr b. Katâde'den bildirdiğine göre, Sa'd b. Muâz'ın annesi Kebşe binti Râfi', Yezîd b. es-Seken'in kızları Ümmü Âmir ve Havva, Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) ilk olarak biat edenlerdir.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Zeyd b. Eşlem: "Uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana biat etmek üzere..." kelâmını açıklarken: "Burada, yakalarını yırtmamaları, yüzlerini tırmalamamaları, saçlarını dağıtmamaları ve bela çin beddua etmemeleri kastedilmektedir" dedi.

İbn Ebî Şeybe'nin Hazret-i Ali'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ağıt yakmayı yasaklamıştır.

İbn Ebî Şeybe'nin Câbir'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Ben kesinlikle ağıt yakmayı yasakladım" buyurmuştur.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Şa'bî: "Ağıt yakan da, onu dinleyen de lanetlemiştir" dedi.

İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Ümmü Afîf veya binti Afîf der ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kadınların biatini kabul ettiği zaman erkeklerden sadece mahrem kişilerle konuşacağımıza dair söz aldı."

İbn Sa'd ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî) der ki: Hazret-i Peygamber'in (sallallahü aleyhi ve sellem) kadınlardan aldığı sözler arasında mahrem olmayan bir erkekle beraber yalnız bir yerde kalmamaları sözü de vardı. Kadın erkeğe karşı işveli bir şekilde konuşunca erkeğin şehvetlenmesine sebep olur.

Abdurrezzâk ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Katâde: "Uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana biat etmek üzere..." kelâmını açıklarken: "Burada, kadınların erkeklerle konuşmamaları kastedilmektedir" dedi. Adburrahman b. Avf: "Biz eşlerimizi evde bırakıp gitmekteyiz ve misafirlerimiz gelmektedir" deyince, Katâde: "Ben bunu kastetmedim" karşılığını verdi.

İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Ümmü Atiyye der ki: Hazret-i Peygamber'in (sallallahü aleyhi ve sellem) kadınlardan aldığı sözler arasında mahrem olmayan bir erkekle beraber yalnız bir yerde kalmamaları sözü de vardı. Erkek kadınla işveli bir şekilde konuşunca şehvetlenir.

Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre ikrime der ki: "Mümin kadınlar... uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana biat etmek üzere geldikleri zaman..." kelâmını açıklarken şöyle dedi: "Uygun olanı işleyip karşı gelmemek, birbirlerine namahrem olan kadınla erkeğin bir yerde yalnız kalmamaları ve Cahiliye döneminde olduğu gibi ağıt yakmamalarıdır. Havle binti Hakim el-Ensârî: "Ya Resûlallah! Cenazem olduğu bir sırada filan kişi ağıt yakarak bana yardım etmişti. Şimdi de onun kardeşi vefat etmiştir. Ben de ona aynı şekilde karşılık vermek istiyorum" dedi. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: "Git ona karşılık ver ve sonra gelip biat et" buyurdu.

İbn Cerîr ve İbn Merdûye, ikrime kanalıyla İbn Abbâs'tan olarak aynısını bildirir.

12 ﴿