44

"İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar? Onlardan her biri Naîm cennetine sokulacağını mı umuyor? Hayır! Şüphesiz onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır. Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, bizim gücümüz yeter. Şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez. Onları bırak, kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar. Dikili bir şeye akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir hâlde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür."

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) ifadesini: "Bakıyorlar" şeklinde açıklamıştır, (.....) âyetini açıklarken: "Sağdan ve soldan topluluklar halinde alay ile bakıp yüz çeviriyorlar" demiştir.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Katâde: "İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?" kelâmını açıklarken: "Allah'ın Kitabı ile zikrinden yüz çeviren kafirler bölükler halinde Peygamberin (sallallahü aleyhi ve sellem) etrafında toplanmış ona bakıyorlar " demiştir.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?" kelâmını açıklarken şöyle demiştir: "Kafirler topluluklar halinde «Bu adam ne diyor?» diye öğrenmek üzere sağdan soldan koşup geliyorlar."

Tastî'nin bildirdiğine göre Nâfi' b. el-Ezrak, İbn Abbâs'a: (.....) ifadesinin anlamı nedir?" diye sorunca, İbn Abbâs: "Küçük halkalar, anlamındadır" dedi.

Nâfi': "Araplar öylesi bir ifadeyi bilir mi ki?" diye sorunca da İbn Abbâs şu karşılığı verdi: "Evet, bilirler. Ubeyd b. el-Abras'ın:

"Minberinin etrafında küçük halkalar olabilmek için

Koşarak gelip çevresinde toplandılar" dediğini işitmez misin?"

Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Bölük bölük sağından ve solundan" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Kafirler oturdukları meclislerinden kalkıp küçük gruplar halinde Hazret-i Peygamber'in (sallallahü aleyhi ve sellem) Sağında ve solunda toplanmaya başladılar."

Abdurrezzâk ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Katâde: (.....) ifadesini açıklarken: "Meclislerde insanların oluşturduğu halkalardır" demiştir.

Abd b. Humeyd, Ubâde b. Nusey'den bildirir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mescid'e girince: "Neden Cahiliye insanlarının yaptığı gibi dağınık halkalar (=izîn) şeklinde oturuyorsunuz?" buyurdu. Bunun üzerine Müslümanlar toplu bir şekilde arka arkaya oturdular.

Abd b. Humeyd, Müslim, Ebû Dâvud, Nesâî ve İbn Merdûye, Câbir b. Semure'den bildirir: Mescid'de halkalar oluşturmuş dağınık bir şekilde oturmuşken Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) girdi ve: "Neden dağınık halkalar şeklinde oturuyorsunuz?" buyurdu.

İbn Merdûye, Ebû Hureyre'den bildirir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) evinden çıkınca ashâbın halka halka oturmuş oturduklarını gördü. Bunun üzerine: "Neden dağınık halkalar (=izîn) şeklinde oturuyorsunuz?" diye sordu.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Âsim, "Onlardan her biri Naîm cennetine sokulacağını mı umuyor?" âyetini: (.....) lafzıyla, harfini ötre ile okumuştur.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Ebû M'amer, "Onlardan her biri Naîm cennetine sokulacağını mı umuyor?" âyetini "Onlardan her biri Naîm Cennetine gireceğini mi umuyor" anlamına gelecek şekilde: (.....) lafzıyla okumuştur.

İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Dahhâk: "Onlardan her biri Naîm cennetine sokulacağını mı umuyor? Hayır..." kelâmını açıklarken şöyle demiştir: "Yüce Allah "Hayır!" buyurarak onların bu arzularını yerine getirmeyeceğini belirttikten sonra nasıl yaratıldıkları konusunda: "Şüphesiz onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır" buyurmuş ve kendilerinin de bildiği gibi onları bir nutfeden yarattığını ifade etmiştir."

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Katâde: "Hayır! Şüphesiz onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır" âyetini açıklarken: "Ey insanoğlu! Pis olan bir sudan yaratıldın! Onun için Allah'tan kork!" demiştir.

Ahmed, İbn Mâce, İbn Sa'd, İbn Ebî Âsim, Bâverdî, İbn Kâni', Hâkim, Beyhakî Şuabu'l-îman'da ve Diyâ, Busr b. Cihâş'tan bildirir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar? Onlardan her biri Naîm cennetine sokulacağını mı umuyor? Hayır! Şüphesiz onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır" âyetlerini okuduktan sonra avucunun içine tükürdü. Parmağını da tükürüğün üzerine koyduktan sonra şöyle buyurdu:

"Yüce Allah buyurur ki: Ey insanoğlu! Seni böylesi bir şeyden yaratmışken beni nasıl aciz bırakabilirsin? Sonra sana düzgün bir şekil verdim. Sonrasında giysiler giyip ayaklarının altındaki toprağı eze eze yürümeye başladın. Servet yığıp olabildiğince cimri davrandım. Can boğaza dayanınca da: «Sadaka veriyorum!» demeye başladın. Sadaka vermenin zamanı bu mudur?"

Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki" âyetini açıklarken: "Güneş her gün bir gün öncesinden farklı bir yerden doğar ve bir gün öncesinden farklı bir yerden batar" demiştir.

Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İkrime: "Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki" âyetini açıklarken: "Bundan kasıt, Güneş ile Ay'ın yörüngeleridir" demiştir.

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Dikili bir şeye akın akın gidercesine" kelâmını açıklarken: "Dikili bir sancağın altında toplanmak için koşarcasına" demiştir.

Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Dikili bir şeye akın akın gidercesine" kelâmını açıklarken: "Bir hedefe doğru koşarcasına" demiştir.

Abd b. Humeyd, Ebu'l-Âliye'den aynısını bildirir.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "...Dikili bir şeye akın akın gidercesine" kelâmını açıklarken: "Kim önce selam verecek diye putlarına doğru koşarcasına" demiştir.

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Katâde: "Dikili bir şeye akın akın gidercesine kabirlerinden fırlayıp çıkarlar" âyetini açıklarken: "Sanki bir sancağın altında toplanacak gibi kabirlerinden çıkıp koşmaya başlarlar" demiştir. "...İşte o, uyarıldıkları gündür" kelâmını açıklarken de: "Bu gün kıyamet günüdür" demiştir.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Ebû Âliye, "...Dikili bir şeye akın akın gidercesine" kelâmını: (.....) lafzıyla okumuştur.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Âsim, "...Dikili bir şeye akın akın gidercesine" kelâmını: (.....) lafzıyla okumuştur.

Abd b. Humeyd, Ebu'l-Eşheb'den bildirir: Hasan "Gözleri inmiş..." kelâmını: (.....) lafzıyla okurdu. Ebû Recâ ise: (.....) lafzıyla okurdu.

44 ﴿