28

"Nûh dedi ki: «Rabbim! Şüphesiz bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular. Ve; «Sakın ilahlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suva'dan, Yeğus'tan, Ye'uk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin!» dediler. Böylece birçoğunu saptırdılar. Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır. Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar. Nuh dedi ki: «Rabbim! Yeryüzünde kafirlerden hiç kimseyi bırakma! Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kâffr kimseler yetiştirirler. Rabbim! Beni, ana babamı, îman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helâkini arttır.»"

Saîd b. Mansûr'un bildirdiğine göre İbrahim en-Nehaî, "...Malı ve çocuğu..." ifadesini: (.....) lafzıyla okumuştur.

Saîd b. Mansûr'un bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî) ile Ebû Recâ, "...Malı ve çocuğu..." ifadesini: (.....) lafzıyla okurlardı.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre A'meş, Nûh Sûresi ile Zuhruf Sûresinde ve Meryem Sûresinde secde âyetinden sonra gelen âyetlerdeki "çocuk" ifadelerini (.....) lafzıyla okur ve: "Vüld çok sayıda çocuk anlamındadır. Veled ise tek çocuk anlamına gelir" derdi.

Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) âyetini: "Büyük tuzaklar kurdular" şeklinde açıklamıştır.

İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Sakın ilahlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suva'dan, Yeğus'tan, Ye'uk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin" âyetini açıklarken: "Bu ismi sayılanlar Nûh zamanında kendilerine tapılan putlardır" demiştir.

Buhârî, İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye, İbn Abbâs'tan bildirir: "Zamanında Nuh kavminin tapındığı putlar daha sonra Arapların tapındığı putlar olmuştur. Ved putu Dûmetu'l-Cendel'deki Kelb kabilesinin putu oldu. Suva' Hüzeyl kabilesinin putu oldu. Yeğus önce Murâd kabilesinin daha sonra ise Sebe' yakınındaki Ğutayf oğullarının putu oldu. Ye'uk, Hemdân kabilesinin putu oldu. Nesr, Himyer'den Zu'l-Kilâ' ailesinin putu oldu. Fakat bunlar daha önce Nuh kavminden salih kimselerin isimleriydiler. Öldüklerinde şeytan Nuh kavmine gelip bunların mecliste oturdukları yere adlarına heykel dikmelerini ve onlara isimlerini vermelerini söyledi. Nûh kavmi de denileni yapıp heykellerini diktiler. Ancak helak olana kadar bunlara tapmış değillerdir. Nûh kavmi tufanla helak olup bu heykeller hakkındaki bilgiler de yok olunca sonradan gelenler tarafından bunlara put diye tapılmaya başlandı."

İbn Ebî Hâtim, Urve'den bildirir: "Hazret-i Âdem hastalandığı zaman yanında oğulları olan Ved, Yeğus, Ye'uk, Suva' ve Nesr vardı. Ved çocukları içinde en büyük olan ve babasına en iyi davranan kişiydi."

Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye, Ebû Osman'dan bildirir: Yeğus denilen putu gördüm. Kurşundan yapılmıştı ve eyersiz bir deve üzerinde taşınıyordu. Deve bir yerde çöktüğü zaman: "Tanrınız bu yerde konaklamaya razı oldu" diyorlardı.

Fâkihî, Ubeydullah b. Umeyr'den bildirir: Putların ilk ortaya çıkışı Nûh zamanında olmuştur. O zamanlar oğullar, babalarını çok sever ve onlara iyi davranırlardı. Bir defasında biri ölünce onun oğlu ölümüne çok üzüldü ve yokluğuna dayanamaz oldu. Bunun üzerine babasına benzeyen bir heykel yaptı ve babasını özlediği zamanlarda özlemini bu heykele bakarak gidermeye başladı. Ancak kendisi de ölünce bu kez onun oğlu aynı şeyi yaptı. Bu şekilde heykel yapımı nesilden nesile aktarıldı. En sonunda bir nesil: "Atalarımız bu heykelleri ilahları olduğu için edinmişlerdi" dediler ve onlara tapınmaya başladılar.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Muhammed b. Ka'b: "Ve: «Sakın ilahlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suva'dan, Yeğus'tan, Ye'uk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin!» dediler. Böylece birçoğunu saptırdılar" kelâmını açıklarken şöyle demiştir: "Bu isimleri sayılanlar Âdem ile Nûh arasında yaşayan salih adamlardı. Onlardan sonra da kendileri gibi dindar bir nesil geldi. Ancak bir ara İblis onlardan sonra gelen nesile: "Onların heykellerini yapsanız da özlediğiniz zaman bakıp hasret giderseniz" deyince salih olan bu kişilerin heykellerini yaptılar. Bu nesil ölüp de başka bir nesil gelince İblis onlara da: "Sizden önceki nesiller bunlara tapardı" dedi. Bunun üzerine onlar da bu heykellere tapmaya başladılar.

Ebu'ş-Şeyh Azame'de Muhammed b. Ka'b el-Kurazî'den bildirir: Âdem'in Ved, Suva', Yeğus, Ye'uk ve Nesr adında beş çocuğu vardı ve hepsi de Allah'a ibadet eden kişilerdi. İçlerinden biri ölünce diğerleri onun ölümüne çok üzüldüler. Bunun üzerine şeytan yanlarına gelip: "Ölen kardeşinize çok mu üzüldünüz?" diye sordu. "Evet!" karşılığını verdiler. Şeytan: "Her baktığınızda onu hatırlamanız için kıble tarafına onun heykelini yapmamı ister misiniz?" diye sorunca, onlar: "Hayır! Zira kıblemizde kendisine namaz kılınan bir şeyi koymanı istemeyiz" karşılığını verdiler. Şeytan: "Onu mescidinizin arka tarafına yapayım mı?" diye sorunca, onlar: "Yap" karşılığını verdiler. Bunun üzerine Şeytan ölen kardeşlerinin heykelini yaptı. Zamanla beşi de ölünce şeytan mescidin arka tarafına her birinin heykelini dikti. Daha sonra gelenlerin bu konuda bilgileri eksik olunca Allah'a ibadeti bırakıp bu heykellere tapmaya başaldılar. Yüce Allah, Nûh'u gönderince bunlar birbirlerine: "...Sakın ilahlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suva'dan, Yeğus'tan, Ye'uk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin" demeye başladılar.

Abd b. Humeyd, Ebû Mutahhar'den bildirir: Ebû Cafer'in yanında Yezîd b. el-Muhelleb anılınca: "İlk defa Allah'tan başka şeye tapılan bir bölgede öldürülmüştü" dedi. Daha sonra Ved'di anıp şöyle dedi: Ved, Müslüman bir adamdı ve kavmi içinde çok sevilen birisiydi. Öldüğü zaman Babil'de mezarının başında çadırlar kurup onun yasını tutmaya başladılar. İblis durumu görünce bir insan suretine girip: "Bu adama ne kadar üzüldüğünüzü görüyorum. İsterseniz ona benzeyen bir heykel yapayım. Onu meclisinizde koyar, baktıkça orıu hatırlarsınız" deyince, onlar: "Yap!" karşılığını verdiler. Bunun üzerine İblis, Ved'de benzeyen bir heykel yaptı. Bu heykeli alıp meclislerine diktiler ve ona bakarak Ved'i anmaya başladılar. İblis onların Ved'di bu şekilde andıklarını görünce: "İsterseniz her birinize bu heykelden yaparım. Evlerinize koyar ona baktıkça Ved'di hatırlarsınız" dedi. Onlar: "Yap!" deyince İblis her biri için bir heykel yaptı. Bu heykelleri alıp evlerine koydular ve Ved'i bu heykellerle anmaya başladılar. Onların çocukları büyüyünce babalarının bu yaptıklarını gördüler. Aradan nesiller geçtikten sonra da anma işi başka bir şekil aldı. Yüce Allah'ı bırakıp bu heykelleri ilah edindiler ve onlara tapmaya başladılar. Bu şekilde yeryüzünde Allah dışında kendisine ilk tapılan adına Ved dedikleri bu put oldu.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Süddî'nin, "Sakın ilahlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suva'dan, Yeğus'tan, Ye'uk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin" âyeti hakkında: "Bunlar onların taptıkları ilahlardı" dediği işitilmiştir.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Âsim, "...Ve çocuğu..." ifadesini: (.....) lafzıyla okumuştur. "...Ved'den, Suva'dan... asla vazgeçmeyin" kelâmını da: (.....) lafzıyla okumuştur.

İbn Asâkir, Ebû Umâme'den bildirir: Yaratıklar içinde Âdem ile Nûh kadar pişman olan başka da kimse yoktur. Âdem'n pişmanlığı Cennetten çıkarılmasıdır. Nûh'un pişmanlığı ise kavmine beddua etmesidir. Ettiği bu bedduadan dolayı kendisiyle birlikte gemiye binenler dışında herkes tufanda boğuldu. Ancak Yüce Allah onun üzüntüsünü görünce: "Ey Nûh! Üzülme zira senin bedduan benim de takdirimle aynı oldu" diye vahyetti.

İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Dahhâk: (.....) âyetini: "Rabbim! Yeryüzünde kafirlerden tek bir kişi bile bırakma" şeklinde açıklamıştır.

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Katâde: "...Rabbim! Yeryüzünde kafirlerden hiç kimseyi bırakma!" âyetini açıklarken şöyle demiştir: Vallahi Nûh bu bedduayı ancak Yüce Allah kendisine: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek..." âyetini indirdikten sonra yaptı. Yüce Allah ona böyle buyurunca o da bu şekilde beddua etti. Daha sonra ise: "Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helâkini arttır" şeklinde daha genel bir duada bulundu.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: (.....) kelâmını: "Rabbim! Babamı ve dedemi bağışla" şeklinde açıklamıştır.

İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Dahhâk: "...Evime girenleri..." kelâmını açıklarken: "Mescidime girenleri, anlamındadır" demiştir.

Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) kelâmını: "Zalimlerin sadece hüsranını arttır" şeklinde açıklamıştır.

28 ﴿