30"Gök açılır ve kapı kapı olur. Dağlar yürütülür, serap haline gelir. Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir. Azgınların barınacağı yerdir. Orada çağlar boyu kalırlar. Orada ne bir serinlik ve ne de bir içecek tadarlar. Ancak, uygun bir ceza olarak hamım ve gassâk (tadarlar). Çünkü onlar hesaba çekilmeyi beklemiyorlardı. Âyetlerimizi hep yalanlayıp dururlardı. Biz de herşeyı yazıp saymışızdır. Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız." Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Âsim, "Gök açılır..." âyetini: (.....) lafzıyla okumuştur. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Dağlar yürütülür, serap haline gelir" âyetini açıklarken: "Güneşin ışıklarıyla gün ortasında görülen seraba dönüşeceklerdir" demiştir. Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Ebu'l-Cevzâ: (.....) âyetini: "Cehennem pusuda bekler" şeklinde açıklamıştır. Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir" âyetini açıklarken: "Cehennemi aşmadan kimseler Cennete giremez" demiştir. İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Süfyân: "Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir" âyetini açıklarken: "Cehennemin üzerinde üç tane köprü vardır" demiştir. Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Katâde: "Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir" âyetini açıklarken: "Bilin ki Cehennemi aşmadan Cennete giriş yoktur. Zira Yüce Allah başka bir âyette Cehennem konusunda: "İçinizden, oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur..." buyurur" demiştir. "Azgınların barınacağı yerdir. Orada çağlar (ahkâb) boyu kalırlar" âyetlerini açıklarken de şöyle demiştir: "Cehennem azgın olanların yeri, meskeni olur. Âyette geçen Ahkâb ifadesi de sonu gelmeyen, ardı kesilmeyen zaman, devir demektir. Öyle ki bir devir bittiği zaman ardından hemen diğeri gelir. Bize bildirilene göre de hukub, kıyamet yıllarından seksen yıla tekabül etmektedir." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini: "Orada yıllarca kalırlar" şeklinde açıklamıştır. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "Orada çağlar boyu kalırlar" âyetini açıklarken: "Orada sonsuza kadar kalırlar. Bir çağ, bir devir bittiği zaman ardından diğeri gelir" demiştir. Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Hasan(-ı Basrî)'den bildirir: "Bir hukub yetmiş yıldır. Ancak bu yılların her bir günü dünya zamanıyla bin yıldır." Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Rabî: "Orada çağlar (ahkâb) boyu kalırlar" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Orada bulunan biri ahkâb'ın ne kadar süreceğini bilemez. Zira bir hukub seksen yıl, bir yıl da üç yüz altmış gündür. Ancak oradaki bir gün, dünyada bin yıl kadardır. Bu şekilde bir hukub da on sekiz bin yıl kadar sürer." İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Beşîr b. Ka'b: "Orada çağlar (ahkâb) boyu kalırlar" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Bana bildirilene göre bir hukub üç yüz yıldır. Bir yıl da üç yüz altmış gündür. Oradaki bir gün de dünyadaki bin yıl kadardır." Abdurrezzâk, Firyâbî, Hennâd, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir, Sâlim b. Ebi'l-Ca'd'dan bildirir: Ali b. Ebî Tâlib, Hilâl el-Hecerî'ye: "Allah'ın Kitâb'ında bir hukub'un ne kadar olduğunu görüyorsunuz?" diye sorunca, Hilâl: "Bir hukub'un seksen yıl, bir yılın on iki ay, bir ayın otuz gün, oradaki bu günlerden bir günün de dünyadaki günlerden bin yıl kadar olduğunu görüyoruz" dedi. Saîd b. Mansûr ve Hâkim'in bildirdiğine göre İbn Mes'ûd: "Orada çağlar (ahkâb) boyu kalırlar" âyetini açıklarken: "Bir hukub seksen yıldır" demiştir. Bezzâr, Ebû Hureyre'den bildirir: "Orada çağlar (ahkâb) boyu kalırlar" âyeti konusunda Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bir hukub seksen yıldır" buyurmuştur. Hennâd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebû Hureyre: "Orada çağlar (ahkâb) boyu kalırlar" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Bir hukub seksen yıl, bir yıl üç yüz altmış gün, bir gün de sizin günlerinizden bin yıl kadardır." İbn Cerîr, Saîd b. Cübeyr'den aynısını bildirir. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Ebû Hureyre: "Orada çağlar (ahkâb) boyu kalırlar" âyetini açıklarken: "Bir hukub seksen yıldır. Bu yıllardan bir gün ise dünyanın ömrünün altıda biri kadardır" demiştir. İbn Ebî Ömer el-Adenî Müsned'de, İbn Ebî Hâtim, Taberânî ve İbnu'l- Münzir -zayıf bir senedle- Ebû Umâme'den bildirir: "Orada çağlar (ahkâb) boyu kalırlar" âyeti konusunda Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Bir hukub bin ay, bir ay otuz gündür. Bir yıl on iki ay, üç yüz altmış gündür. Oradaki her bir gün dünyadaki günlerinizden bin yıl kadardır. Bu durumda bir hukub (sizin zamanınızla) otuz bin yıldır." Bezzâr, İbn Merdûye ve Deylemî, İbn Ömer'den bildirir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Vallahi her biriniz Cehennemde çağlar (ahkâb) boyu kalmadan oradan çıkamazsınız. Bir hukub; seksen küsur yıl, bir yıl da üç yüz altmış gündür. Oradaki bir gün de sizin günlerinizden bin yıldır" buyurdu. Onun için hiç kimse Cehennemden çıkacağını düşünüp buna güvenmesin. İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Bir hukub seksen yıldır" demiştir. Saîd b. Mansûr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Abdullah b. Amr: "Orada çağlar (ahkâb) boyu kalırlar" âyetini açıklarken: "Bir hukub seksen yıldır" demiştir. İbn Merdûye'nin Ubâde b. es-Sâmit'ten bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bir hukub kırk yıldır" buyurmuştur. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Âsim, "Orada çağlar boyu kalırlar" âyetini: (.....) lafzıyla, Lâm harfini Elif le okumuştur. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Amr b. Meymûn, "Orada çağlar boyu kalırlar" âyetini: (.....) lafzıyla, Lâm harfini Elif siz okumuştur. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Amr b. Şurahbîl, "Orada çağlar boyu kalırlar" âyetini: (.....) lafzıyla okumuştur. İbn Cerîr, Hâlid b. Ma'dân'dan bildirir: "Orada çağlar boyu kalırlar" âyeti ile "Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedî olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka..." âyetinde söz konusu olan kişiler kıble ahalisinden tevhîd inancına sahip olanlardır." Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, İbn Mes'ûd'dan bildirir: "Cehennem zemherîri oradakiler için bir azap şeklidir. Zira Yüce Allah: "Orada ne bir serinlik ve ne de bir içecek tadarlar" buyurur." Hennâd, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Ebu'l-Âliye: "Orada ne bir serinlik ve ne de bir içecek tadarlar. Ancak hamîm ve gassâk" âyetlerini açıklarken şöyle demiştir: "Tadamayacakları içeceklerden kaynar su, serinlikten ise zehmerîr denilen soğuklar istisna edilmiştir." İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Ancak hamîm ve gassâk" âyetini açıklarken: "Hamîm yakacak kadar sıcak olan bir içecektir. Gassâk ise aşırı soğuk olan zemherîrdir" demiştir. Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Ancak hamîm ve gassâk" âyetini açıklarken: "Onun soğuğuna katlanamazlar" demiştir. İbn Merdûye, Ebû Hureyre'den bildirir: "Orada ne bir serinlik ve ne de bir içecek tadarlar. Ancak hamîm ve gassâk" âyetleri konusunda Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyrumuştur: "Bunlardan biri son derece sıcak diğeri de son derece soğuktur. Öyle ki kişiye bunlardan bir kâse getirildiği zaman yüzünün derisi soyulup düşer, geriye takırdayan kemikleri kalır." İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Murra: "Orada ne bir serinlik ve ne de bir içecek tadarlar" âyetini açıklarken: "Bu serinlikten kasıt uykudur" demiştir. İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Ancak, uygun bir ceza olarak" âyetini açıklarken: "Amellerine denk olacak bir ceza olarak, anlamındadır" demiştir. Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Katâde: "Ancak, uygun bir ceza olarak" âyetini açıklarken: "Onların dünyada iken yaptıkları kötü amellerine denk olacak bir ceza olarak, anlamındadır" demiştir. Firyâbî, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Ancak, uygun bir ceza olarak" âyetini açıklarken: "Kendilerine verilen ceza amellerine denk olacak şekildedir" demiştir. "Çünkü onlar hesaba çekilmeyi beklemiyorlardı" âyetini açıklarken de: "Onlar hesaptan korkmuyorlardı" demiştir. Başka bir iafızda: "Hesaba çekilmeyi umursamıyorlar ve ölümden sonra tekrar dirilmeye inanmıyorlardı" şeklindedir. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: "Çünkü onlar hesaba çekilmeyi beklemiyorlardı" âyetini açıklarken: "Ne bir mükafat bekliyorlar, ne de verilecek cezadan korkuyorlardı" demiştir. Abd b. Humeyd, İbn Merdûye, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir, Abdullah b. Amr'dan bildirir: "Cehennem ahalisine "Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız" âyetinden daha ağır bir âyet inmiş değildir. Zira Allah'ın azabını şiddeti artarak ve sonsuza kadar çekerler." Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Taberânî ve İbn Merdûye, Hasan b. Dînâr'dan bildirir: Ebû Berze el-Eslemî'ye Yüce Allah'ın Kitâb'ında Cehennemlikler hakkındaki en ağır âyetin hangisi olduğunu sorduğumda, Ebû Berze: "Yüce Allah'ın: "Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız" buyruğudur" dedi. İbn Merdûye, Hasan(-ı Basrî)'den bildirir: Ebû Berze el-Eslemî'ye Allah'ın Kitâb'ındaki en ağır âyetin hangisi olduğu sorulunca şöyle dedi: "En ağır âyet: "Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız" âyetidir. Onun azabı saat saat, gün gün, ay ay, yıl yıl arttırılır. Cehennem ahalisinden biri o kadar kötü kokar ki onlardan biri doğudan çıkarılacak olsa batıdaki insanların hepsi ölür. Batıdan çıkarılacak olsa doğudaki inanların hepsi onun ağır kokusundan dolayı ölür. Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) bu âyeti okuduktan sonra: "Rablerine karşı gelen topluluk helak olur. Rableri onlara öfkelenir. Öfkelendiği zaman da onlardan intikamını almadan bırakmaz" buyurduğunu işittim." |
﴾ 30 ﴿