38"Ruh'un ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahmân'ın izin verdiği ve doğru söyleyen kimseler konuşabilecektir." İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh Azame'de ve İbn Merdûye, İbn Abbâs'tan bildirir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Ruh, Yüce Allah'ın ordularından biridir. Bunların başları, elleri ve ayakları vardır ve meleklerden değildirler" buyurdu. Sonra: "Ruh'un ve meleklerin saf duracakları gün..." âyetini okudu ve: "Ruh ayrı bir ordu, melekler de ayrı bir ordudur" buyurdu. Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh ve Beyhakî'nin el-Esmâ' ve's-Sifât'da bildirdiğine göre Mücâhid: "Âyetteki Ruh, insan suretinde yaratılan, ancak insan olmayan varlıklardır" demiştir. Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve Ebu'ş-Şeyh, Mücâhid'den bildirir: "Âyetteki Ruh'tan kasıt, yemek yiyen, elleri, ayaklan ve başlan olan ancak meleklerden olmayan varlıklardır." Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh ve Beyhakî'nin el-Esma ve's-Sifât'da bildirdiğine göre Mücâhid: "Ruh'un ve meleklerin saf duracakları gün..." âyetini açıklarken: "Buradaki Ruh insanlar gibi elleri ve ayaklan bulunan, ancak insan olmayan varlıklardır" demiştir. İbnu'l-Münzir ve Ebu'ş-Şeyh'in Azame'de bildirdiğine göre Şa'bî: "Ruh'un ve meleklerin saf duracakları gün..." âyetini açıklarken: "Bunlar kıyamet gününde Âlemlerin Rabbi Olan Allah'ın huzurunda saf tutan, biri Ruh'tan biri de meleklerden olan iki topluluktur" demiştir. İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh, Abdullah b. Büreyde'den bildirir: "Bütün cinler, insanlar, melekler ve şeytanlar, Ruh'un onda biri kadar etmezler. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bile bu Ruh'un mahiyetini bilmeden vefat etti." Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İkrime: "Ruh'un ve meleklerin saf duracakları gün..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Ruh, meleklerden daha büyük yaratılan varlıklardır. Bir melek indiği zaman yanında mutlaka bir Ruh bulunur." İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh ve Beyhakî'nin el-Esmâ' ve's-Sifât'da bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Ruh'un ve meleklerin saf duracakları gün..." âyetini açıklarken: "Buradaki Ruh, yaratılış olarak meleklerden daha büyük olan varlıklardır" demiştir. İbn Cerîr, İbn Mes'ûd'dan bildirir: "Ruh, dördüncü kat semada bulunan bir melektir. Göklerden, dağlardan ve meleklerden daha büyüktür. Günde on iki bin defa tesbih eder ki Yüce Allah bu tesbihlerin her birinden bir melek yaratır. Kıyamet gününde de tek başına saf tutar." Ebu'ş-Şeyh Azame'de Dahhâk'tan bildirir: "Âyette zikredilen Ruh, Yüce Allah'ın muhafızıdır. Kıyamet gününde Yüce Allah'ın önünde durur. Bu Ruh, yaratılış olarak meleklerden daha büyüktür. Şayet ağzını açacak olsa bütün melekleri içine alabilir. Kıyamet gününde huzurda durduğunda diğer tüm mahlukatlar onu görünce korkularından başlarını kaldırıp üstlerinde bulunana bakamazlar." İbnu'l-Münzir ve Ebu'ş-Şeyh, Mukâtil b. Hayyân'dan bildirir: "Ruh, diğer meleklerden daha üstün ve Yüce Allah'a daha yakındır. Vahyi de peygamberlere indiren kendisidir." Hatîb el-Müttefik ve'l-Müfterik'de Vehb b. Münebbih'ten bildirir: "Ruh, meleklerden bir melektir ve on bin tane kanadı vardır. İki kanat arasında yerle gök arası kadar bir mesafe bulunur. Bin tane yüzü vardır ki her bir yüzünde Yüce Allah'ı tesbih eden bin tane dili, iki dudağı ve iki gözü vardır." Müslim, Ebû Dâvud, Nesâî ve Beyhakî el-Esma' ve's-Sifât'ta Hazret-i Âişe'den bildirir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) rükû ve secdelerinde: "Subbûhun Kuddûsün Rabbu'l-Melâiketi ve'r-Rûh (=Sen eksikliklerden münezzeh ve mukaddessin! Meleklerin ve Ruh'un Rabbisirı)" derdi. Abd b. Humeyd ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Dahhâk: "Ruh'un ve meleklerin saf duracakları gün..." âyetini açıklarken: "Buradaki Ruh'tan kasıt Cebrâil'dir" demiştir. Ebu'ş-Şeyh, İbn Abbâs'tan bildirir: "Cebrâil kıyamet gününde Yüce Allah'ın huzurunda durur. Allah'ın azabından korkusundan dolayı da her bir tarafı titrer ve: «Seni tesbih ederim! Senden başka ilah yoktur. Sana hakkıyla ibadet edemedik» der. İki omuz arası doğu ile batı arası kadardır. Yüce Allah'ın: "Ruh'un ve meleklerin saf duracakları gün..." buyurduğunu işitmez misin?" Beyhakî'nin el-Esmâ' ve's-Sifât'da bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Ruh'un ve meleklerin saf duracakları gün..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Sûr'a ilk üfürüşten sonra ikinci defa üfürülmeden ve ruhlar henüz bedenlere dönmeden önce melekler ile birlikte Allah'ın huzurunda durmalarıdır." İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve Beyhakî'nin el-Esmâ' ve's-Sifât'da bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Doğru söyleyen kimseler..." âyetini açıklarken: "Söylenen bu doğrudan kasıt, 'Lâ ilâhe illallah' sözüdür" demiştir. İbnu'l-Münzir ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Doğru söyleyen kimseler..." âyetini açıklarken: "Doğruyu söylemekten kasıt, Allah'tan başka ilah olmadığına şehadettir" demiştir. Abd b. Humeyd, İkrime'den bunun aynısını bildirir. Firyâbî ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Doğru söyleyen kimseler..." âyetini açıklarken: "Bunlardan kasıt, dünyadayken hak olanı söyleyip onunla amel edenlerdir" demiştir. Beyhakî Şuabu'l-îman'da Câbir b. Abdillah'tan bildirir: Abbâs b. Abdilmuttalib: "Yâ Resûlallah! Cemâl nedir?" diye sorunca, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Hak olan bir konuda doğruyu söylemektir" karşılığını verdi. Abbâs: "Kemâl nedir?" diye sorunca da: "Doğruyu söyleyip iyi amellerde bulunmaktır" karşılığını verdi. |
﴾ 38 ﴿