17"Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun kî o ayıran bîr sözdür. O, boş bir söz değildir. Onlar bîr düzen kuruyorlar, ben de bîr düzen kurmaktayım. Onun İçin kafirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı!" Abdurrezzâk, Firyâbî, Abd b. Humeyd, Buhârî Târih'de, İbn Cerîr, İbnu'l- Münzir, İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh Azame'de, Hâkim ve ibn Merdûye'nin değişik kanallardan bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Göğün dönüşlü olması yağmurları arda arda yağdırmasıdır. Yeryüzünün yarılması da toprağı yarıp çıkan bitkilerden dolayıdır." Abd b. Humeyd de Saîd b. Cübeyr, İkrime, Ebû Mâlik, İbn Ebzâ ve Rabî' b. Enes'ten aynısını bildirir. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Göğün dönüşlü olması yağmurları arda arda yağdırmasıdır. Yeryüzünün yarılması da vadiler, sellerin açtığı yarıklar ve geçitler dolasıyladır." Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Atiyye: "Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Göğün dönüşlü olması yağmurları arda arda yağdırmasıdır. Yeryüzünün yarılması her yıl biten bitkiler dolayısıyla yarılmasıdır." İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Yarılan yeryüzüne and olsun" âyetini açıklarken: "Yeryüzünün yarılması vadiler dolayısıyladır" demiştir. İbn Mende ve Deylemî, Muâz b. Enes'ten bildirir: "Yarılan yeryüzüne and olsun" âyeti konusunda Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Allah'ın izniyle yer yarılır ve içindeki ürün ile bitkileri dışarı verir" buyurmuştur. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Katâde: "Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun" âyetini açıklarken: "Gök yağmur sayesinde her yıl insanlara rızıklarını yeni baştan çıkarır. Öyle olmasaydı insanlar da sürüleri de telef olup giderdi. Yer de gördüğünüz gibi toprağı yarılır ve insanlara değişik bitkiler, ürünler verir" demiştir. "O ayıran bir sözdür. O, boş bir söz değildir" âyetini açıklarken: "Kur'ân hak ile batılı birbirinden kesin bir şekilde ayırır ve hüküm olarak sözünü söyler. Boşuna ve oyun diye söylenmiş değildir" demiştir. "Onun için kafirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı!" âyetini açıklarken de: "İnkar edenlere mühlet ver ve onları az daha kendi hallerine bırak. Âyetteki Rüveyd ifadesi 'Az' anlamındadır" demiştir. Tastî'nin bildirdiğine göre Nâfi' b. el-Ezrak, İbn Abbâs'a: (.....) âyetinin anlamı nedir?" diye sorunca, İbn Abbâs: "Kur'ân boş ve şakadan söz söylemez" dedi. Nâfi': "Araplar öylesi bir ifadeyi bilir mi ki?" diye sorunca da İbn Abbâs şu karşılığı verdi: "Evet, bilirler. Kays b. Rifâ'a'nın: "Bilmiyorum ama sanırım anlayacağım Söylenenler şaka mı yoksa ciddi mi" dediğini işitmez misin?" İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: (.....) âyetini: "Kur'ân oyun ve eğlence için inmiş değildir" şeklinde açıklamıştır. Abd b. Humeyd, Mücâhid'den bu yorumun aynısını bildirir. İbn Merdûye, Hazret-i Ali'den bildirir: Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Cebrâil geldi ve: «Ey Muhammed! Ümmetin senden sonra ayrılığa düşecek» dedi. Ona: «Ey Cebrâil! Bu durumdan çıkış yolu nedir?» diye sorduğumda: «Bu durumdan çıkış, ancak Allah'ın Kitab'ıyla olur. Büyüklenenler onunla yere çalınır. Ona tutunan kurtulurken ondan uzaklaşan helak olur. O (hak ile batılı) ayıran bir sözdür. Boş bir söz değildir» karşılığını verdi." İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "O ayıran bir sözdür. O, boş bir söz değildir" âyetini açıklarken: "O Kur'ân hak bir sözdür ve içinde batıl bir şey yoktur" demiştir. "Onun için kafirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı!" âyetini açıklarken de: "Onlara yakın bir zamana kadar mühlet ver, kendi hallerine bırak" demiştir. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Süddî: "Onun için kafirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı!" âyetini açıklarken: "Kendileriyle savaşmanıza izin ve emir verene kadar onları kendi hallerine bırak" demiştir. İbn Ebî Şeybe, Dârimî, Tirmizî, Muhammed b. Nasr ve İbnu'l-Enbârî Mesâhifde Hâris el-A'var'dan bildirir. Mescide girdiğimde cemaatin kendi aralarında boş şeyler konuştuklarını gördüm. Bunun üzerine Ali'nin yanına geldim ve bu gördüğümü ona anlattım. Ali şöyle dedi: "Gerçekten bunu yapıyorlar mı? Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem): "İlerde büyük bir fitne olacak!" buyurduğunu işittim. "Yâ Resûlallah! Ondan nasıl kurtulabiliriz?" diye sorduğumda şöyle buyurdu: "Yüce Allah'ın Kitâb'ında sizden öncekiler ve sonrakiler hakkında bilgi ve haberler, aranızdaki meseleler için de hükümler bulunmaktadır. İçindekiler boş sözlerden uzak, hak sözlerdir. Her kim büyüklenerek onu bırakırsa Yüce Allah onun işini bitirir. Doğru yolu Kur'ân'dan başka bir yerde arayanı Yüce Allah dalâlete düşürür. Kur'ân, Yüce Allah'ın kopmaz ipidir. Hikmetli sözleridir, dosdoğru yoludur. Kur'ân'la arzular bozulmaz, âlimler Kur'ân'dan doymaz. Diller onu okurken dolaşmaz, çok tekrarlansa da bıkkınlık vermez, şaşırtıcı yönleri de tükenmez. Öyle bir kitaptır ki cinler bile onu duyduklarında uzak duramazlar ve: «...Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kur'ân dinledik de ona inandık...» derler. Ona göre konuşan doğru söyler. Onunla hüküm veren âdil davranmış olur. Onunla amel eden mükâfatlandırılır. Ona davet eden dosdoğru yola iletir. " Muhammed b. Nasr ve Taberânî, Muâz b. Cebel'den bildirir: Bir defasında Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) çıkacak fitnelerden bahsetti ve bunların büyük ve ağır olacağını söyledi. Ali b. Ebî Tâlib: "Yâ Resûlallah! Bu fitnelerden çıkış yolu nedir?" diye sorunca, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Bunlardan tek çıkış yolu Allah'ın Kitâb'ındadır. Yüce Allah'ın Kitâb'ında sizden öncekiler ve sonrakiler hakkında bilgi ve haberler, aranızdaki meseleler için de hükümler bulunmaktadır. Her kim büyüklenerek onu bırakırsa Yüce Allah onun işini bitirir. Doğru yolu Kur'ân'dan başka bir yerde arayanı Yüce Allah dalâlete düşürür. Kur'ân, Yüce Allah'ın kopmaz ipidir. Hikmetli sözleridir, dosdoğru yoludur. Öyle bir kitaptır ki cinler bile onu duyduklarında uzak duramazlar ve: «...Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kur'ân dinledik de ona inandık...» derler. Diller onu okurken dolaşmaz, çok tekrarlansa da bıkkınlık vermez. " |
﴾ 17 ﴿