16

"O gün bir takım yüzler de vardır ki mutludur. Yaptıklarından dolayı hoşnutturlar. Yüksek bir cennettedirler. Orada boş söz işitmezler. Orada akan kaynak vardır. Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır."

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr, Ğâşiye Sûresi'ni okurken içinde "(Orada nimetler içinde yaslanıp otururlar)" şeklinde bir âyet de okumuştur.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Süfyân: "Yaptıklarından dolayı hoşnutturlar" âyetini açıklarken: "Dünyada yaptıkları amellerin sonuçlarından dolayı hoşnutturlar" demiştir.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Âsim, "Orada boş söz işitmezler" âyetini (.....) lafzıyla okumuştur.

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Orada boş söz işitmezler" âyetini açıklarken: "Orada kişiye eziyet veren batıl, boş sözler işitmezler" demiştir. "Orada yüksek tahtlar vardır" âyetini açıklarken: "Bu tahtlar üst üste dizilmiş yükseltilmişlerdir" demiştir. "Sıra sıra yastıklar vardır" âyetini açıklarken de: "Oturma yerleri sıra sıra dizilmiştir" demiştir.

Firyâbî, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Orada boş söz işitmezler" âyetini açıklarken: "Orada birbirlerine sövmez, dil uzatmazlar" demiştir.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre A'meş: "Orada boş söz işitmezler" âyetini açıklarken: "Orada kişiye eziyet veren sözler işitmezler" demiştir.

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: "Orada boş söz işitmezler" âyetini açıklarken: "Orada batıl ve kişiyi günaha sokan sözler işitmezler" demiştir. (.....) ifadesini: "Yastıklar" olarak açıklamıştır. (.....) ifadesini de: "Serilmiş, yayılmış" şeklinde açıklamıştır.

İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc: (.....) âyetini:

"Orada yüksek tahtlar vardır" şeklinde açıklamıştır.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) ifadesini: "Yastıklar" olarak açıklamıştır, (.....) ifadesini de: "Yaygılar" şeklinde açıklamıştır.

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) ifadesini: "Yumuşak yastıklar" şeklinde açıklamıştır.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): (.....) ifadesini: "Yaygılar" şeklinde açıklamıştır.

Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İkrime: (.....) âyetini: "Orada üst üste serilmiş yaygılar vardır" şeklinde açıklamıştır.

İbnu'l-Enbârî Mesâhifde Ammâr b. Muhammed'den bildirir: Mansûr b. el- Mu'temir'in arkasında namaz kıldığımda Ğâşiye Sûresi'ni okudu. Ancak sûrenin içinde "(=Orada serili yaygılar vardır. Orada nimetler içinde yaslanıp otururlar)" ifadesini de okudu.

İbn Ebî Şeybe, Abdullah b. Ebi'l-Hüzeyl'den bildirir: "Mûsa veya diğer peygamberlerden biri: "Rabbim! Bu nasıl oluyor? Dostların dünyada korku içindeler ve öldürülüyorlar. Yine de senden diledikleri şeyler kendilerine verilmiyor. Düşmanların ise istediklerini yiyip istediklerini içiyorlar" yönünde bir şeyler deyince, Yüce Allah (meleklere): "Kulumu Cennete götürün" buyurdu. Cennete girdiğinde de daha önce hiç görmediği hazır dolu kadehler, dizilmiş yastıklar, serili yaygılar, huriler, meyveler ve el değmemiş incilere benzeyen hizmetçileri gördü. Sonra Yüce Allah ona: "Şayet dostlarımın geleceği yer burası ise dünyadayken çektiklerinin onlara ne zararı olabilir ki?" buyurdu. Daha sonra: "Kulumu götürün" emrini verince bu kez onu alıp Cehenneme götürdüler. Oraya vardığında içinden öyle bir ateş alevi çıkar ki çarpılıp yere yığıldı. Kendine geldiğinde Yüce Allah ona: "Nihai yerleri burası olduktan sonra dünyadayken düşmanlarıma verdiklerimin onlara ne faydası olabilir ki?" diye sordu. Peygamber de: "Hiçbir şey!" karşılığını verdi.

İbn Ebî Şeybe, İbn Abbâs'tan bildirir: Peygamberlerden biri şöyle dedi: "Allahım! Sana ibadet eden, emirlerine boyun eğen ve öfkenden kaçınan kulundan dünya nimetlerini uzak tutuyor ve türlü belalara maruz bırakıyorsun. Diğer yandan senden başkasına kulluk eden, sana isyana yönelik amellerde bulunan kuluna da dünya nimetlerini sunuyor ve kendisini belalardan uzak tutuyorsun." Bunun üzerine Yüce Allah ona şöyle vahyetti: "Kullar da ülkeler de benimdir ve hepsi de hamdimle beni tesbih ederler. Mümin kulumun bazı kötülükleri olabiliyor. Onu belalara maruz bırakıp, dünya nimetlerini ondan uzak tutmam işte bu kötülüklerinin kefareti oluyor. Huzuruma geldiği zaman da onu ödüllendiririm. Kafir kuluma gelince onun da bazı iyilikleri olabilir. Belaları ondan uzak tutup dünya nimetlerini sunmam yaptığı bu iyiliklerin karşılığıdır. Huzuruma geldiği zaman da yaptığı kötülüklere karşı onu cezalandırırım."

16 ﴿