20

"Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmektir. Veya açlık gününde yemek yedirmektir. Yakınlığı olan bir yetime veya hiçbir şeyi olmayan yoksula. Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır. İşte bunlar sağdakilerdir. Âyetlerimizi inkâr edenler ise kötülüğe batmış kimselerdir. Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır."

İbn Ebî Şeybe, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Ömer: "Fakat o, sarp yokuşu aşamadı" âyetini açıklarken: "Bu sarp yokuş, Cehennemde kaygan olan bir dağdır" demiştir.

İbn Cerîr, Hasan(-ı Basrî)'den bunun aynısını bildirir.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Bu sarp yokuştan kasıt Cehennemdir" demiştir.

Abdurrezzâk, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Katâde: "Akabe (Sarp yokuş), Cennetten önceki yokuştur. Bunu aşmanın yolu da "Köle azat etmektir veya açlık gününde yemek yedirmektir. Yakınlığı olan bir yetime veya hiçbir şeyi olmayan yoksula. Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır" demiştir.

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, Ebû Recâ'dan bildirir: "Bana bildirilene göre Yüce Allah'ın âyette bahsettiği Akabe'ye (Sarp yokuşa) ancak yedi bin senede çıkılır ve oradan ancak yedi bin senede inilir."

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Fakat o, sarp yokuşu aşamadı" âyetini açıklarken: "Cennet ile Cehennem arasında bir yokuştur" demiştir.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Ebû Sâlih: "Fakat o, sarp yokuşu aşamadı" âyetini açıklarken: "Cennet ile Cehennem arasında bir yokuştur" demiştir.

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ka'bu'l- Ahbâr: "Bu sarp yokuş Cehennemdedir ve yetmiş tane basamağı vardır" demiştir.

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Zeyd: "Fakat o, sarp yokuşu aşamadı" âyetini açıklarken: "İnsan kendisini kurtuluşa ve hayra götüren yolu yürümeli değil mi?" demiştir.

Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin?" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Bu sarp yokuştan kasıt Cehennemdir. Bize anlatılana göre Müslüman biri, Müslüman bir köleyi azat ettiği zaman azat ettiği bu kişi onun Cehennemden kurtuluşu olur."

İbn Cerîr, Katâde'den bildirir: Yüce Allah: "O sarp yokuş nedir bilir misin?" buyurduktan sonra: "Köle azat etmektir" buyurarak bu yokuşu aşmanın yolunu da göstermiştir. Bize bildirilene göre Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) sevap bakımından hangi azat etmenin daha üstün olduğu sorulunca: "Paha olarak en değerli olanıdır" buyurmuştur.

Hâkim, Ebû Nuaym, Beyhakî Şuabu'l-îman'da ve İbn Merdûye, Ebu'd- Derdâ'dan bildirir: Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işittim:

"Önünüzde zorlu bir yokuş vardır ve bu yokuşu yükü ağır olanlar aşamayacaktır. Ben de o yokuş için yükümü hafif tutmak istiyorum."

Hâkim, İbn Merdûye ve Beyhakî Sünen'de Hazret-i Âişe'den bildirir: "Fakat o, sarp yokuşu aşamadı" âyeti nazil olduğu zaman, ashâb: " Resûlallah! Hiçbirimizin azat edecek kölesi yok. Ancak hizmetimizi görüp bakımımızı yapan siyah cariyelerimiz var. Onlara söylesek de zina etseler ve bu ilişkiden doğan çocukları azat etsek olmaz mı?" dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Allah yolunda kullanmak üzere kamçımı birine vermem, benim için zinayı emredip de ondan doğacak çocukları azat etmemden daha sevimlidir" buyurdu.

İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Hazret-i Âişe, Ebû Hureyre'nin: "Allah yolunda kullanılmak üzere kamçının kabza ipinin verilmesinin sevabı veledi zina olan köleyi azat etmenin sevabından daha büyüktür" dediğinden haberdar edilince şöyle dedi: "Allah, Ebû Hureyre'ye merhamet etsin. Zira bu söz şu münasebetle söylenmişti: "Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmektir" âyetleri nazil olduğu zaman bazı Müslümanlar: " Resûlallah! Bizim azat edecek kölemiz yok. Ancak zaruri ihtiyaçlarımızı görmek üzere edindiğimiz cariyelerimiz var. Onlara söylesek de zina etseler ve bu ilişkiden doğan çocukları azat etsek olmaz mı?" dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Sakın zina etmelerini söylemeyin! Zira Allah yolunda kullanılmak üzere kamçının kabza ipinin verilmesinin sevabı bile bu dediğiniz şeyin sevabından daha büyüktür" buyurdu.

İbn Merdûye'nin Ebû Necîh es-Sülemî'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Her kim mümin bir köleyi azat ederse Yüce Allah azat ettiği kölenin her bir kemiği karşılığında onun bir kemiğini Cehennem ateşinden kurtarır,"

İbn Sa'd, İbn Ebî Şeybe ve Taberânî'nin Hazret-i Ali'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Her kim müslüman veya mümin bir köleyi azat ederse Yüce Allah azat ettiği kölenin her bir uzvuna karşılık onun bir uzvunu Cehennem ateşinden kurtarır" buyurmuştur.

Ahmed, Ebû Umâme'den bildirir: " Resûlallah! Sevabı bakımından hangi köleleri azat etmek daha faziletlidir?" diye sorduğumda: "Değer olarak en pahalısı ve sahibi tarafından en çok sevileni" karşılığını verdi.

İbn Ebî Şeybe, Ahmed, Buhârî, Müslim, Tirmizî, İbn Cerîr ve İbn Merdûye'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Her kim mümin bir köleyi azat ederse Yüce Allah azat ettiği kölenin her bir uzvu karşılığında onun bir uzvunu Cehennem ateşinden kurtarır. Öyle ki Yüce Allah kölenin tenasül uzvu karşılığında onun tenasül uzvunu ateşten kurtaracaktır."

Ahmed, İbn Hibbân, İbn Merdûye ve Beyhaki, Berâ'dan bildirir: Bedevinin biri: " Resûlallah! Beni Cennete sokacak bir amel öğret" dedi. Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bir köleyi azat et ve bir köleyi özgürlüğüne kavuştur" buyurdu. Bedevi: "İkisi bir değil mi ki?" diye sorunca, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Hayır! Köle azat etme (Fekku Rekaba) tek başına onu azat etmendir. Köleyi özgürlüğüne kavuşturma (Atku'n-Nesema) ise onun azat edilmesinde (maddi) yardımda bulunmandır" karşılığını verdi ve şöyle devam etti: "Sağmal hayvanını sütünden faydalanması için birine ver. Akrabalarını mali yardımlarla gözet. Şayet bunları yapmaya gücün yetmezse aç birinin karnını doyur, susamış olan birine su ikram et; iyiliği emredip kötülükten alıkoy. Bunu da yapamazsan diline hakim ol ve hayır dışında bir şey konuşma. "

Firyâbî, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini: "Açlık gününde" şeklinde açıklamıştır.

Firyâbî, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) âyetini: "Açlık gününde" şeklinde açıklamıştır.

Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbrâhim: "Veya açlık gününde yemek yedirmektir" âyetini açıklarken: "Yiyeceğin az ve pahalı olduğu bir zamanda yemek yedirmektir" demiştir.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî) ile Ebû Recâ el-Utâridî, "Veya açlık gününde yemek yedirmektir" âyetini: "(=Veya açlık gününde yemek yedirmesidir)" lafzıyla okumuşlardır.

İbnu'l-Enbârî'nin bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî), "Veya açlık gününde yemek yedirmektir" âyetini: (.....) lafzıyla okumuştur.

Hâkim ve Beyhakî'nin Câbir'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Aç olan müslümanı doyurmak, mağfireti vacip kılan amellerden biridir" buyurmuştur.

Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) ifadesini: "Yakınlığı olan, akraba olan" şeklinde açıklamıştır, (.....) ifadesini açıklarken de: "Uzak topraklardan olan, memleketinden uzak olan, yabancı olan anlamındadır" demiştir.

Firyâbî, Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Hâkim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini açıklarken: "Evi olmayan ve dışarıda yaşayan kişidir" demiştir. Hâkim'in lafzı: "Kendisini topraktan koruyacak bir şeyi olmayan kişidir" şeklindedir. Başka bir lafızda ise: "Aşırı fakirliğinden dolayı toprağa, yere yapışan kişidir" demiştir.

Firyâbî ve Abd b. Humeyd, Mücâhid'den aynısını bildirir.

İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini açıklarken: "Aşırı ihtiyaç sahibi kişidir" demiştir.

İbn Cerîr'in Avfî vasıtasıyla bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini açıklarken: "Akraban olmayan çoluk çocuk sahibi yoksul kişidir" demiştir.

Tastî'nin Mesâil'de bildirdiğine göre Nâfi' b. el-Ezrak, İbn Abbâs'a: (.....) ifadesinin anlamı nedir?" diye sorunca, İbn Abbâs: "İhtiyaç sahibi yoksul kişi, anlamındadır" dedi. Nâfi': "Araplar öylesi bir ifadeyi bilir mi ki?" diye sorunca da İbn Abbâs şöyle dedi: "Tabi ki bilirler. Şairin:

"Elin dara düştü, toprak bir şey vermez oldu

Gök de suyunu çekip yağmurunu salmaz oldu" dediğini işitmez misin?"

İbn Merdûye, İbn Ömer'den bildirir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): (.....) âyetini açıklarken: "Çöplüklerde yatıp kalkan kişidir" buyurdu.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Katâde: (.....) ifadesini açıklarken: "Terib/Mütreb olan kişinin, malı mülkü olmayan çoluk çocuk sahibi kişi olduğu bize anlatılırdı" demiştir.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Dahhâk: "Farz namazlardan sonra Allah katında insanların yaptığı en sevimli amel, yoksul birini doyurmaktır" demiştir.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Hişâm b. Hassân: "...Birbirlerine sabrı tavsiye edenler..." âyetini açıklarken: "Yüce Allah'ın farz kıldığı konularda birbirlerine sabrı tavsiye edenlerdir" demiştir.

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır" âyetini açıklarken: "Bundan kasıt, bütün insanlara acımayı, merhameti öğütlemektir" demiştir.

Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) ifadesini: "Kapıları kapalı" şeklinde açıklamıştır.

Firyâbî, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebû Hureyre: (.....) ifadesini: "Kapatılmış, kilitlenmiş" şeklinde açıklamıştır.

Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr değişik kanallarla İbn Abbâs'tan aynısını bildirir.

Abd b. Humeyd de Mücâhid, İkrime, Atiyye, Dahhâk, Saîd b. Cübeyr, Hasan ve Katâde'den aynısını bildirir.

Tastî'nin Mesâil'de bildirdiğine göre Nâfi' b. el-Ezrak, İbn Abbâs'a: ifadesinin anlamı nedir?" diye sorunca, İbn Abbâs: "Kapatılmış, kilitlenmiş anlamındadır" dedi. Nâfi': "Araplar öylesi bir ifadeyi bilir mi ki?" diye sorunca da İbn Abbâs şöyle dedi: "Tabi ki bilirler. Şairin:

"Devem Mekke dağlarının özlemini çekiyor

Arkamızda da San 'â kapılan kapalı duruyor" dediğini işitmez misin?"

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) ifadesini açıklarken: "Kureyş lehçesinde kapıları kapalı anlamındadır" demiştir.

20 ﴿