51Bir zamanlar Mûsa ile kırk gece (vahyetmek üzere) sözleşmiştik. Sonra onun ardından zâlimler olarak buzağıyı ilâh edindiniz. Ebû Cafer ile Ebû Amr burada ve A’raf ile Taha’da elifsiz olarak veadna şeklinde okudular. Eban da Âsım’dan rivayetle ona katılarak sadece Bakara’da öyle okudu. Diğerleri ise elifle vâadna okudular. Birinci kıraatin yorumu Allah’ın va’dinin tek olmasıdır. İkinci kıraatinki ise şudur: Allahü teâlâ Mûsa’yı kabul edince o, Allahü teâlâ ile Mûsa’nın vaatleşmesi gibi oldu. "Onlarla gizlice vaatleşmeyin” âyetinde de böyledir. (Bakara: 235) Âyetin manası şöyledir: Mûsa’ya kırk geceyi tamamlamasını va’dettik yahut kırk gecenin bitmesini va’detik. Mûsa kelimesi yabancı bir kelimedir, aslı İbranice’de Muşa demektir. Mu su, şa da ağaç demektir. Çünkü o, ağacın ve suyun yanında bulunmuştu. Araplar da onu sin ile söylediler. O vaat ne içindi? Bunda iki görüş vardır: Birincisi: Tevrat’ı alması içindir. İkincisi: Konuşma içindir. Bu süre hakkında da iki görüş vardır: Birincisi: Zilkade ayı ile Zilhicce’nin on günüdür. Bu: Vaat Tevrat’ı vermek içindi diyenlerin görüşüdür. İkincisi: Zilhicce ayı ile Muharem’in on günüdür. Bu da vaat konuşma içindi diyenlerin görüşüdür. Neden günler değil de geceler denilmiştir? Çünkü Arapların adeti tarihi gece ile vermektir, zira ayın başı gecedir, Araplar ise hilalin görünmesini esas alırlar. O nedenle günler gecelere tabi olmuştur. Ebû Bekir en - Nakkaş da: Neden gece denildi, çünkü ona o günleri oruç tutup geceyi de ona ilâve etmesini emretmişti, demiştir ki, hiçbir ilmi değeri yoktur. Sonra onun ardından zâlimler olarak buzağıyı ilâh edindiniz. Sonra bunun arkasından belki şükredersiniz diye sizi affettik: Yani Mûsa’nın dağa gitmesinden sonra. Buzağıyı İlâh Edinmelerine İşaret Süddi şeyhlerinden şöyle rivayet etmiştir: Mûsa gidip de Harun’u yerine vekil bırakınca, Harun: Ey İsrâil oğulları, ganimet size helâl değildir, Kıptilerin ziynetleri sizin için ganimettir, onu toplayın, bir çukura gömün. Eğer Mûsa onu helâl ederse onu alın, yoksa yemediğiniz bir şey olur, dedi. Onlar da bunu yaptılar. Süddi diyor ki: Cebrâil, Mûsa’yı Rabbine götürmek için gelmişti, Samiri onu gördü, bundan hoşlanmadı ve: Mutlaka bunda bir şey vardır, dedi ve atının izinden bir avuç toprak aldı, onu da çukurun içine attı, meydana buzağı çıktı. Şöyle de denilmiştir: O ziynetlerin çukura atılmasını Samiri söylemiş ve: Mûsa’nın bu kadar uzun süre görünmemesinin sebebi yanınızdaki ziynetlerdir. Onun için bir çukur kazın ve onu Allah’a kurban edin. O zaman size peygamberinizi gönderir. Çünkü o ödünçtür, dedi. Bunu Ebû Süleyman Dımışkî söylemiştir. Sâmiri’nin buzağı heykeli yapması üzerinde de iki görüş vardır: Birincisi: Samiri sığıra tapan bir kavimden idi, bu da hep aklında idi, bunu İbn Abbâs demiştir. İkincisi: İsrâil oğulları putları olan bir kavmin yanından geçmişler, bu da hoşlarına gitmişti. Mûsa’dan bir ilâh heykeli isteyip de Mûsa da bunu kabul etmeyince Samiri Mûsa yokken istekleri üzerine onlara bir buzağı heykeli yaptı, bunu da İbn Zeyd demiştir. Buzağıyı ilâh edinmeleri üzerinde de iki görüş vardır: Birincisi: Samiri kuyumcu idi, onu kalıba döktü ve o bir avuç toprağı potanın içine attı. Bunu Ali ile İbn Abbâs demişlerdir. İkincisi: Bir çukur kazıp Fir'avn kavminin ziynet ve ödünç eşyalarını içine attılar, çünkü onu istemiyorlardı, Samiri içine bir avuç toprak attı, o da buzağı heykeli oldu. Bu da İbn Abbâs’tan rivayet edilmiştir. Yine İbn Abbâs şöyle demiştir: O zaman et, kan ve ceset oldu. Samiri de onlara: İşte sizin de Mûsa’nın da ilâhı budur, Mûsa yolu şaşırdı, dedi. Onlar da ona tapıp etrafında dans ettiler. |
﴾ 51 ﴿