108Yoksa siz daha önce Mûsa'nın sorguya çekildiği gibi Peygamberinizi de sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Kim imam küfürle değiştirirse, muhakkak doğru yoldan sapmıştır. "Yoksa siz Peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz?": Sebeb-i nüzulü hakkında beş görüş vardır: Birincisi: Rafi b. Hureymele ile Vehb b. Zeyd, Resûlüllah’a: Bize gökten indireceğin ve bizim de okuyacağımız bir kitap getir, bize nehirler akıt ki, sana tabi olalım dediler, Bunun üzerine bu âyet indi. Bunu İbn Abbâs demiştir. İkincisi: Kureyş, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den Safa tepesini altın yapmasını istedi, o da: O sizin için inkâr ettiğiniz takdirde İsrâil oğullarının sofrası gibi olur, dedi, onlar da vazgeçtiler. Bunu da Mücâhid demiştir. Üçüncüsü: Bir adam: Ya Resûlallah, keşke kefaretlerimiz İsrâil oğullarınki gibi olsa dedi, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle dedi: Allah’ım, biz onu istemiyoruz, Allah’ın size verdiği İsrâil oğullarına verdiğinden daha hayırlıdır; onlar bir günah işledikleri zaman kapısının üzerinde kefareti ile yazılı bulurdu; eğer kefaretini yerine getirirse dünyada onun için rezillik, eğer yerine getirmezse, ahirette onun için rezillik olurdu. Binaenalayh Allah size İsrâil oğullarına verdiğinden daha hayırlısını vermiştir, dedi ve: Kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allah’a istiğfar ederse, Allah'ın çok bağışlayıcı ve çok merhametli olduğunu görür. (Nisa: 110) Beş vakit namazlar, cumadan cumaya aralarında işlenenler için kefarettir, dedi. Bunun üzerine bu âyet indi. Bunu da Ebû’l - Âliyye demiştir. Dördüncüsü: Abdullah b. Ebi Ümeyye el-Mahzumi, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e bir bölük Kureyşli ile geldi: Ya Muhammed, Allah’a yemin ederim ki, Allah ile melekleri arka arkaya getirmedikçe sana iman etmem, dedi. Bunun üzerine bu âyet indi. Bunu da İbn Saib demiştir. Beşincisi: Müşriklerden bir topluluk Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelip: Bize yerden bir pınar fışkırtmadıkça sana iman etmeyiz. Bir başkası da: Bize Mekke'nin dağlarını yürütmedikçe sana iman etmeyiz. Abdullah b. Ebi Ümeyye de: Gökten bir kitap getirmedikçe ve içinde: Âlemlerin Rabbi Allah’tan İbn Ebi Ümeyye'ye: Bil ki, ben Muhammedi insanlara gönderdim, yazmadıkça sana asla iman etmem, dedi. Bir başkası da: Mûsa’nın Tevrat’ı getirdiği gibi hazır bir kitap getirsene, dedi; bunun üzerine bu âyet indi. Bunu Muhammed b. Kasım el - Enbari zikretmiştir. Bu âyetle kimlerin muhatap oldukları hususunda da üç görüş vardır: Birincisi: Onlar Kureyş’tir, bunu İbn Abbâs ile Mücâhid demiştir. İkincisi: Yahudilerdir, bunu da Mukâtil demiştir. Üçüncüsü: Bütün Araplardır, bunu da Ebû Süleyman ed - Dimeşki demiştir. "em” edatı hakkında da iki görüş vardır: Birincisi: Bel (hayır), manasınadır, Araplar: "Bende hakkın var mı yoksa sen zulümle bilinen biri misin?” derler ki, hayır sen zulümle bilinen birisin demek isterler. Şöyle bir delil getirmişlerdir: Kuşluk ışığında güneş gibi doğdu, Hayır, sen gözde ondan daha güzelsin. Bunu da Zeccâc demiştir. İkincisi: İstifham (soru) manasınadır. Eğer biri itiraz eder de: "İstifham edatı olması için daha önce geçen istifhama dönük (mükerrer) olması lâzım gelir, daha önce geçen istifham nerede?” derse, buna iki türlü cevap verilir: Birincisi: Ondan önce istifham geçmiştir, o da: Bilmedin ki, Allah her şeye kadirdir, cümlesidir. Bunu Ferrâ’ demiştir. İbn Enbari de şöyle demiştir: O, "elem ta’lem'deki elife dönüktür. Eğer bu cevaba da itiraz edilir ve: "Bu atıf nasıl câiz olur, "elem ta’lem” lâfzı tekildir ve "türidune” ise cemidir?” denilirse, buna da şöyle cevap verilir; Burada hitabın tekilden cem’e dönmesi, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e hitap edilen şeyin ümmetine de hitap edilmiş olmasındandır. İlk hitapta onunla iktifa edilmiş, ikinci hitapta da mana açığa çıkarılmıştır. Şu âyette de durum aynıdır: "Ey Peygamber, kadınları boşadığınız zaman iddetlerini nazar-ı itibara alarak boşayın.” (Talâk: 1) Bu cevabı İbn Enbari vermiştir. İkincisi: "Em "in ikinci cevabı ise şöyledir: O istifham içindir, hiçbir şeye dönük değildir. Ferrâ şöyle demiştir: İstifham sözün ortasında geçerse, elif ve em ile başlanır. Eğer daha önce kelâm geçmezse ancak ya elifle ya da "hel” ile olur. İbn Enbari de şöyle demiştir: "Em” "hel” yerine kullanılır, ancak aralarında fark vardır: "Hel” baştaki soru içindir, ortada ve ve sonda bulunmaz. "Em” ise ortada bulunur, ancak söz başladıktan sonra gelir. Burada Resul ise Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’dir. Mûsa’dan istenen de: "Bize Allah’ı açıkça göster” (Nisa: 153) demeleridir. Bunu Peygamberimizden istediler mi istemediler mi? Bunda da iki görüş vardır: Birincisi: İstediler, "Allah’ı ve melekleri arka arkaya getirmedikçe sana asla iman etmeyiz” (İsra: 92) dediler, bunu İbn Abbâs demiştir. İkincisi: İstekte çok ileri gittiler, o yüzden onlara bu âyetle cevap verildi: Belki siz Muhammed’den size Allah’ı açıkça göstermesini istersiniz, denildi. Bunu da Ebû Süleyman ed - Dımeşki demiştir. Küfür inkâr manasınadır, iman da tasdik etmektir. Ebû’l - Âliyye: Mana, kim şiddeti bollukla değiştirmek isterse, demiştir. Sevaüssebil de orta yol demektir. |
﴾ 108 ﴿