6

Kendilerinden önce nice nesilleri (karnları) helak ettiğimizi görmediler mi? Onlara, size vermediğimiz imkanlar verdik. Gökten üzerlerine bol bol yağmur indirdik ve altlarından ırmaklar akıttık. Onları günahları ile helak ettik ve arkalarından başka nesiller meydana getirdik.

"Kendilerinden önce nice kamları helak ettik":

Karn” : Her asrın halkına denir. Buna böyle denilmesi var olmada birbirlerine yakın olmalarındandır.

Müfessirlerin “karn” üzerinde yedi görüşleri vardır:

Birincisi: O kırk senedir, bunu da İbn Sîrin, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den zikretmiştir.

İkincisi: Seksen senedir, bunu da Ebû Salih, İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir.

Üçüncüsü: O yüz senedir, bunu da Abdullah b. Bişr el - Mazeni ile Ebû Seleme b. Abdurrahman demişlerdir.

Dördüncüsü: Yüz yirmi senedir, bunu da Zürare b. Evfa ile İyas b. Muaviye demişlerdir.

Beşincisi: Yirmi senedir, bunu da Hasen Basri hikaye etmiştir.

Altıncısı: Yetmiş senedir, bunu da Ferrâ’, demiştir.

Yedincisi: Karn; bir peygamberin veya Âlimler tabakasının olduğu sürenin halkıdır, bunda yılların az veya çok olması önemli değildir. Delili de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in: "Sizin en hayırlınız benim karnımdır” hadisidir ki, ashabım demektir. "Sonra da onlardan sonra gelenlerdir", yani tabiindir. "Sonra da onlardan sonra gelenlerdir” yani tabiinden olanlardır. 2

2 - Sahihlerde İbn Mes’ûd, Ebû Hureyre, Numan b. Beşir, İmran b. Husayn ve Büreyde el - Eşlemi'den rivayet edilmiştir. Bkz. İmam Ahmed, Müsned, 1/378, 417, 434, 442, 2/228, 410, 479, 4/267, 277, 426, 436, 440, 5/350, 357. Buhârî, Şahadat, bab, 9, Fedailü Ashabinnebi, bab, 1, Rikak, bab, 7, Eyman, bab, 10, 27; Müslim, Fedailüssahabe, hadis no, 210, 212, 213. Ayrıca bkz. Ebû Dâvud, Tirmizî ve İbn Mâce.

Buna göre karn zaman halkının ortalama ömürleridir. O her kavimde ömürlerine göredir. Karn kelimesi iktirandan türemiştir, iktiranın manasında da iki görüş vardır:

Birincisi: Ona “karn” denilmesi, o zaman halkının dünyada kalmalarında birbirlerine yakın olmalarındandır. Bu da Zeccâc'ın tercihidir.

İkincisi: Ona karn denilmesi zamanın zamana ve ümmetin ümmete yaklaşmasındandır. Bunu da İbn Enbari, demiştir.

İbn Kuteybe de

Ebû Ubeyde’den şöyle dediğini rivayet etmiştir: Eskiler iki karn arasında otuz yıl olduğunu söylerlerdi.

"Onlara yeryüzünde imkanlar verdik":

İbn Abbâs: Size vermediklerimizi onlara verdik, demiştir. Mekkentuhu ve emkentu lehu denir ki, ona ettiği va'di yerine getirecek kadar imkan verdim, demektir. Bu âyette haberden (gaipten) hitaba geçiş vardır.

Gök’ten maksat yağmurdur,

"Erselna"nın manası indirdik, demektir, Midrar derre yedirrü’den mif’al veznindedir.

Mana da: Çok fışkıracak ve akacak şekilde gönderdik, demektir.

Mif’al mübalağa veznidir, imreetün mizkar denir ki, çok erkek doğuran kadın, demektir. Mi'nas da böyledir (çok dişi doğuran kadın demektir).

Eğer: "Sema kelimesi müennestir, niçin midran müzekker etti?” denilirse, cevap şöyledir: Fiil form ve yapısından sıfatlara dönülenlerde, ister müzekkere sıfat olsun isterse müennese sıfat olsun, mutlaka müzekker kalıbı kullanılır. Meselâ: îmreetün mizkar ve mi’tar, imreetün müzekker ve müennes ve hiye kefurun ve şekur gibi. Eğer bu sıfatlar fiil olarak yapılsa idi, kafiretün, şakiretün ve müzkiretün, denilirdi. Fiil formatından sapılınca, tenis manası bulunduğu için alâmete gerek kalmadı, meselâ; Enna’le lebistüha velfe’se kesertüha denir. Müzekkeri tercih etmelerinin sebebi fiil kalıbı üzere kumlanla fiil kalıbından sapılanları ayırmak içindir. Midrardan maksat, yağmurun devamlı yağmasıdır, ancak şu manaya: O ihtiyaç duyulduğu zaman yağar demektir, yoksa gece gündüz yağıp da ortalığı yıkar demek değildir. Bunu da İbn Enbari zikretmiştir.

6 ﴿