26

Onlar hem insanları ondan men ederler de kendileri ondan uzaklaşırlar. Onlar kendilerinden başkalarını helak etmezler; fark etmiyorlar.

"Hem ondan men ederler hem de ondan uzaklaşırlar":

İniş sebebi için iki görüş vardır:

Birincisi: Ebû Talib, müşrikleri Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e eziyet etmekten men ederdi, kendisi ise onun getirdiklerinden uzak dururdu. Âyet de bunun üzerine indi. Bunu Said b. Cübeyr, İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir. Amr b. Dinar, Atâ’ b. Dinar ve Kasım b. Muhaymire de bu görüştedirler.

Mukâtil de şöyle demiştir: Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem Ebû Talib’in yanında idi, onu İslâm'a davet ediyordu, Kureyş uluları da Ebû Talib'e gelmiş, ona kötülük etmek istiyorlardı. Ebû Talib'ten onu kendilerine teslim etmesini ve onu öldürmek istediklerini söylediler. O da: Ben onun hasretine dayanamam, dedi. Onlar da: Onun yerine sana gençlerimizden birini verelim, dediler. Ebû Talib de: Develer yayılırken eğer bir deve, kendi yavrusundan başkasına giderse onu size veririm, dedi ve şu şi’ri söyledi:

Allah’a yemin ederim ki, sana ellerini süremeyeceklerdir,

Mezarda kara toprağı başıma çekinceye kadar.

Sana gelen emirlerle onların başlarını ağrıt, sana kınama yoktur.

Sevin, gözlerin neşe ile dolsun.

Sen öyle bir din sundun ki, hiç şüphesiz

Dünya dinlerinin en hayırlılarındandır.

Eğer kınama olmasa ve bana kötü söylemelerinden korkmasa idim,

Senin bu dinine göğsümü açardım.

İşte âyet bunun üzerine indi.

İkincisi: Mekke kâfirleri insanları Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e tabi olmaktan men ederlerdi, kendileri de bizzat ondan uzak dururlardı. Bunu Valibi, İbn Abbâs’tan rivayet etmiş ve İbn el - Hanefiyye, Dahhâk ve Süddi de böyle demişlerdir. Birinci görüşe göre

"onlar” zamiri tek kişiden kinaye olur, İkinciye göre de bir topluluktan kinaye olur.

"Anhü"nun zamiri hakkında da iki görüş vardır:

Birincisi: O, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e râcîdir, sonra bunda da iki görüş vardır:

Birincisi: İnsanları ona eziyet etmekten men ederler.

İkincisi: Ona tabi olmaktan men ederler.

İkincisi: O, Kur’ân’a râcîdir, bunu da Mücâhid, Katâde ve İbn Zeyd, demişlerdir.

"Yen'evne": İse uzaklaşırlar, demektir.

"Anhü” nun zamirinde de iki görüş vardır:

Birincisi: O, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e râcîdir.

İkincisi: Kur’ân’a râcîdir.

"İn yühlikune": Helak etmezler, demektir.

"İlla enfüsehüm": Ancak kendilerini helak ederler, ondan uzaklaşmakla.

"Fark etmiyorlar": Nefislerini helak edeceklerini.

26 ﴿