27Ateşin karşısında durdurulup da: "Keşke biz dünyaya döndürülseydik de Rabbimizin âyetlerini yalanlamayarak iman edenlerden olsaydık” dediklerini görseydin! "Keşke ateşin karşısında durdurulduklarını görseydin": "Durdurulmaları” nın manasında altı görüş vardır: Birincisi: Orada hapsedildiklerini, bunu İbn Saib, demiştir. İkincisi: Ona arz olunduklarını, bunu da Mukâtil, demiştir. Üçüncüsü: Onu gözleriyle gördükleri zaman. Dördüncüsü: Cehennem altlarında iken durduruldukları zaman. Beşincisi: İçine girip de azabının ne kadar olduğunu öğrendikleri zaman. Vakaftü alâ fülanin dersin ki, onu anladım ve tanıdım, demektir. Bu üç görüşü Zeccâc demiş ve sonuncusunu beğenmiştir. İbn Cerir de şöyle demiştir: ‘Alâ” "fi” manasınadır. Altıncısı: Onun üzerinde durduruldukları zaman, meselâ onun yollarında müebbet durdurulmaları gibi. Bunu da Maverdi, zikretmiştir. Bu âyette hitap Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e, tehdit de kâfirleredir. "Lev” şart edatının cevabı mahzuftur, Mana da şöyledir: Eğer onları o halde iken görseydin acayip bir şey görürdün. "Vela nükezzibe bi-âyâti rabbine": İbn Kesir, Nâfi, Ebû Amr, Kisâi, Ebû Bekir, Âsım’dan rivayet ederek, be’nin ve nunun ref'i ile "nükezzibü” okumuşlardır. Zeccâc da şöyle demiştir: Mana şöyledir: Onlar dünyaya dönmeyi temenni ettiler ve yalan söylemeyeceklerini garanti ettiler. Mana da şöyle olur: Keşke döndürülse idik, Rabbimizin âyetlerini yalanlamazdık, döndürülsek de döndürülemesek de mü’minlerden olurduk. Çünkü hiçbir zaman yalan söylemeyeceğimiz şeyi gözlerimizle gördük. Ve şöyle demiştir: Başka bir yoruma göre de merfu okumak câizdir: Mana da şöyle olur: "Keşke döndürülse idik": Keşke yalan söylemese idik, sanki onlar dünyaya döndürülmeyi ve tasdike muvaffak olmayı temin etmiş gibiler. Ahfeş de şöyle demiştir: Merfu okuduğun takdirde onu yemin gibi yapmış olursun, sanki: Allah’a yemin ederiz ki, Rabbimizin âyetlerini yalanlamayız ve Allah’a yemin ederiz ki, mü’minlerden oluruz, demiş gibi olurlar. Hamze de el - teli rivâyetinin dışında, Hafs da Âsım’dan rivayetle Yakub da, "nükezzibe’nin basını ve "nekune"nin nununu nasb ile okumuşlardır. Mekki b. Ebû Talib de şöyle demiştir: Bu nasb, temenninin cevabı olarak câizdir, bu da "en” gizleyerek "nüredde"den masdar yapılmış, tevil-i masdar olması için "en” gizlenilmiş ve vav ile mastar mastara atfedilmiş olur. Takdiri de şöyledir: Yaleyte lena redden ve intifaen minettekzibi ve keynen minel mü’minin (keşke dünyaya döndürülse, yalanlamayı terk etse ve mü’minlerden olsa idik). İbn Âmir de ‘nükezzibü"nün nununu ref ile "nekune"nin nunu da nasb ile okumuştur. Ref’in illetini beyan etmiş bulunuyoruz. Nasb da temenninin cevabı üzere olur. |
﴾ 27 ﴿