31

Allah’ın huzuruna çıkmayı yalan sayanlar gerçekten ziyan etmişlerdir. Nihayet kıyamet onlara ansızın geldiği zaman:

"Onda kusur ettiğimizden dolayı eyvah bize!” derler. Onlar günahlarını sırtlarında taşırlar. Haberiniz olsun, taşıdıkları şey ne kötüdür!

"Allah’ın huzuruna çıkmayı yalan sayanlar gerçekten ziyan etmişlerdir!": Neden ziyanla nitelendiler? Çünkü onlar imanı küfre sattıkları için ziyanları büyük olmuştur.

Allah’ın huzuruna çıkmaktan maksat: Öldükten sonra dirilme ve cezadır. Sâat de kıyamettir. Bağteten ise ansızın, demektir.

Zeccâc şöyle demiştir: Sana aniden gelen her şeye Arapça’da bateten denir. Bağatehul emrü yebğutuhu bağten ve bağteten de babını gösterir ki, ansızın gelmek demektir. Şair de şöyle demiştir:

Ancak onlar ayrıldılar, ben ise birdenbire irkilmedim,

En feci şey ise sana ansızın gelendir.

"Ya hasretena": Hasret: Kaçan bir şeye üzülmedir, tefsirciler bunun manası için: Ey pişmanlığımız, demişlerdir.

Eğer:

"Hasreti çağırmanın manası nedir? O anlamaz ki,!” denilirse, cevap şöyledir: Araplar büyük bir şeyden haber vermede yoruldukları zaman ona seslenir ve başına tenbih için

"ya” edatı getirirler. Maksat insanları uyarmaktır, çağrılanı uyarmak değildir. Şu söz de öyledir: Seni burada görmeyeyim! Bu lafzan nidaya benzerse de manası yasaklamadır. Ya haylallah, irkebi de böyledir ki: Ey Allah’ın atlıları, binin, demektir.

Sibeveyh de şöyle demiştir: Ya acabah, dediğin zaman, sanki: Ey acep, hazır ol ve ey acep, gel, şimdi senin zamanındır, demiş gibi olursun. Tefrit ise: Bir şeyi zayi etmedir.

Zeccâc da şöyle demiştir: Tefrit lügatte: Acziyeti ortaya koymak, itiraf etmektir.

"Fiha"daki zamirin merciinde (neden kinaye edildiğinde) de üç görüş vardır:

Birincisi: O dünyadır,

Mana da şöyledir: Dünyada zayi ettiğimiz ahiret amelinden dolayı. Bunu da Mukâtil, demiştir.

İkincisi: O alışveriştir, çünkü ziyan ancak alışverişte olur. Ziyan zikredildiği için onu ifadeye lüzum görülmemiştir. Bunu da İbn Cerir Taberî, demiştir.

Üçüncüsü: O, itâattir, bunu da bazı müfessirler, demişlerdir.

Evzar“ a gelince:

İbn Kuteybe: O, günahlardır, demiştir. Vizr’in aslı sırta ağır yük yüklemedir.

İbn Fâris : Vizr, ağırlıktır, demiştir. Bu yük gerçek midir?

Bunda da iki görüş vardır:

Birincisi: O gerçektir, Umeyr b. Hani şöyle demiştir: Her kafirle birlikte ameli de çirkin bir insan suretinde yaratılır. Ne zaman korkunç bir şey olursa daha da ağırlaşır ve korkusunu daha da artırır. Sen ne kötü arkadaşsın, senden çektiğim nedir, der? O da: Ben senin amelinim, dünyada uzun süre sen bana bindin, bugün de ben sana bineceğim ve seni halkın gözü önünde rezil edeceğim, der. Ona biner, düşe kalka insanların yanına gider, sonunda da Rabbinin huzurunda durur. İşte:

"Günahlarını sırtlarında taşırlar” kavlinin manası budur. Bu; Süddi, Amr b. Kays el - Mülai ve Mukâtil’in görüşleridir.

İkincisi: O, bir misaldir,

Mana da şöyledir: Günahlarının ağırlıklarını taşırlar.

Zeccâc şöyle demiştir: Çektikleri azap en ağır yük gibi kılınmıştır.

"Taşıdıkları şey ne kötüdür"ün manası da: Sırtlarına yüklenen şey ne kadar da kötüdür, demektir.

31 ﴿