33Pekiyi biliyoruz ki, gerçekten dedikleri o şey elbette seni üzüyor. Gerçekten onlar seni yalanlamıyorlar, o zâlimler ancak Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar. "Pekiyi biliyoruz ki, gerçekten dedikleri o şey elbette seni üzüyor": İniş sebebinde dört görüş vardır: Birincisi: Kureyş’ten Haris b. Amir adında biri: Ya Muhammed, bize hiç yalan söylemedin ki, seni bugün itham edelim, ancak sana uyarsak bizi toprağımızdan kaparlar, dedi. Bunun üzerine bu âyet indi. Bunu Ebû Salih, İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir. Mukâtil de şöyle demiştir: Haris b. Amir halk içinde Peygamberi yalanlardı, ailesi ile baş başa kalınca da: Muhammed, yalan söyleyenlerden değildir, derdi. Bunun üzerine bu âyet indi. İkincisi: Müşrikler Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i gördükleri zaman kendi aralarında: O gerçekten peygamberdir, derlerdi. Bu âyet de bunun üzerine indi. Bunu Ebû Salih, demiştir. Üçüncüsü: Ebû Cehil, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e: Biz seni yalanlamıyoruz, ancak getirdiğin şeyi yalanlıyoruz, dedi. Bunun üzerine de bu âyet indi. Bunu da Naciye b. Ka’b, demiştir. Ebû Yezid el - Medeni de şöyle demiştir: Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, Ebû Cehille karşılaştı, Ebû Cehil onunla tokalaştı, kendisine: "Bu sapıkla mı tokalaşıyorsun?” dediler. O da: "Allah’a yemin ederim ki, onun peygamber olduğunu biliyorum, ancak biz ne zaman Abdimenaf oğullarına tabi olduk?” dedi. Bunun üzerine bu âyet indi. Dördüncüsü: Ahnes b. Şurayk, Ebû Cehil ile karşılaştı, Ahnes: "Ey Hakem’in babası, bana haber ver, Muhammed, doğru mudur, yoksa yalancı mıdır? Burada benden başka dediğini duyacak kimse yoktur” dedi. Ebû Cehil de şöyle dedi: "Allah’a yemin ederim ki, Muhammed gerçekten doğrudur, ancak Kusay oğulları sancağı, hacılara su vermeyi, perdedarlığı ve peygamberliği alırlarsa, öteki Kureyş'e ne kalır?” dedi. Bunun üzerine bu âyet indi. Onların dedikleri şey ise: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlamaları ve Allah’ı inkâr etmeleridir. Âyette Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e yüzüne karşı söyledikleri şeyden dolayı teselli ve taziye vardır. "Fe-innehum layükezzibuneke": Nâfi ile Kisâi, şeddesiz ve kâfin sükunu ile "yükzibuneke” okumuşlardır. Manasında da iki görüş vardır: Birincisi: Seni yalancı olarak bulmazlar, bunu da İbn Kuteybe, demiştir. İkincisi: Getirdiğin şeyi yalanlamıyorlar, ancak Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor ve kendilerini O’nun azabına maruz bırakıyorlar. Kisâi bu âyetle şöyle delil getirirdi: Araplar: Kezebtürrecüle derler, bir insanı yalan ve bâtıll konuşmaya nisbet ederler. Ekzebtuhu derler, konuştuğunun yalan olduğunu söylerler, yalan uyduruyor, demezler. Kisâi’den başkası da şöyle demiştir: Ekzebtürrecüle: Bir adamı yalancılar içine sokmak ve onların sıfatını ona vermektir. Nitekim: Ebhaltürrecüle: Bir adamı cimriliğe nisbet etmek, ecbentuhu da, korkaklığa nisbet etmektir. Şair şöyle demiştir: Bir bölük, sizi sevdiğim için beni küfre nisbet ettiler Bir bölük de bana, kötü ve günahkardır, dediler. İbn Kesir, Ebû Amr, Âsım, Hamze ve İbn Âmir, şedde ve kâfin fethası ile "yukezzibuneke” okumuşlardır. Manasında da beş görüş vardır: Birincisi: Seni bir delille yalanlamazlar, ancak o, inat ve şaşkınlık yalanlamasıdır. Bunu da Katâde ile Süddi, demişlerdir. İkincisi: Sen yalancısın, demezler, çünkü senin doğru olduğunu bilirler, ancak senin getirdiğin şeyleri yalanlarlar. Bunu da Naciye b. Ka’b, demiştir. Üçüncüsü: Seni gizli olarak (vicdanen) yalanlamazlar, ancak sana düşmanlıklarından dolayı halk içinde yalanlarlar. Bunu da İbn Saib ile Mukâtil, demişlerdir. Dördüncüsü: Kitaplarında olanlardan verdiğin haberlerde sana: Yalan söyledin, diyemezler. Beşincisi: Seni kalpleri ile yalanlayamazlar, çünkü senin doğru konuştuğunu bilirler. Bu iki görüşü Zeccâc zikretmiştir. Bu iki kıraatin lâfızları farklı olsa da manalarının bir olması câizdir, ancak "fa’altü” teksir binasından dolayı "faaltü"den daha çok mana ifade eder. İki kıraatin aynı manaya olduğunu Sibeveyh’in aktardığı şu söz de tekit eder: Kail el tü ve akleltü (az yaptım), kessertü ve eksertü (çok yaptım) aynı manayadır. Ebû Ali şöyle demiştir: "Seni yalanlamazlar"ın manası: Seni kitaplarında olanlardan verdiğin haberlerde yalanla itham edemezler, demektir. Gerçek manasının: Seni yalancı olarak bulamazlar, demek de câizdir. Nitekim: Ahmettürrecüle denir ki: Onu övgüye layık buldum, dersin. Çünkü seni doğruluk ve güvenirlikle bilirler. "Ancak zâlimler Allah’ın âyetlerini inkâr ederler": Yakinen bildiklerini inatlarından dolayı inkâr ederler. Burada "Allah’ın âyetleri"nde de üç görüş vardır: Birincisi: Onlar Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’dir, bunu da Süddi, demiştir. İkincisi: Muhammed ile Kur’ân’dır, bunu da İbn Saib, demiştir. Üçüncüsü: Kur’ân’dır, bunu da Mukâtil, demiştir. |
﴾ 33 ﴿