34Yemin olsun, senden önceki peygamberler de yalanlanmış; yalanladıkları o şeye sabretmiş ve eziyete uğramışlardır. Nihayet yardımımız onlara geldi. Allah’ın kelimelerini değiştirecek yoktur. Yemin olsun, sana peygamberlerin haberinden gelmiştir. "Yemin olsun, senden önceki peygamberler de yalanlanmıştır": Bu da Efendimize onlardan karşılaştığı şeylere karşı bir tesellidir: İbn Abbâs şöyle demiştir: "Yalanlandıkları o şeye sabrettiler": Sevabım hatırı için. "Eziyete uğradılar": öyle ki, testerelerle biçildiler ve ateşle yakıldılar. "Sonunda onlara yardımımız geldi": Onları yalanlayanlara azap etmekle. "Allah’ın kelimelerini değiştirecek yoktur": Bunda da beş görüş vardır: Birincisi: Onun va’dinde durmazlık yoktur, bunu İbn Abbâs, demiştir. İkincisi: Haber verdiği ve emrettiği şeyleri değiştirecek yoktur, bunu da Zeccâc, demiştir. Üçüncüsü: Kararlarını ve kulları üzerindeki geçerli hükümlerini değiştirecek yoktur. Bu mana "kelimeler’le ifade edilmiştir, tıpkı: "ancak azap kelimesi kâfirlere hak oldu” (Zümer: 71) kavli gibi. Yani hükmü onlara vacip oldu. Bu ve bundan önceki görüşe göre mana şöyle olur: Allah’ın kelimelerini değiştirecek ve kararını bozacak yoktur. O: "Ben ve peygamberlerim mutlaka galip geleceğiz” (Mücadele: 21) sözü ile peygamberlerine yardım edeceğine hükmetmiştir. Dördüncüsü: Kelâmın her ne kadar zahiri haber ise de manası yasak manasınadır, anlam: Kimse Allah’ın kelimelerini değiştirmesin, demektir. Bu da: "Onda şüphe yoktur” (Bakara: 2) kavli gibidir. Beşincisi: Mana şöyledir: Kimse ne kadar yaldızlasa ve çabalasa da Allah’ın kelimelerini değiştiremez. Çünkü Allahü teâlâ onu sağlam söz ve muhkem hükümle bâtıll erbabının lâfızları ile karışmaktan korumuştur. Bu üç görüşü İbn Enbari zikretmiştir. "Yemin olsun ki, sana peygamberlerin haberinden gelmiştir": Yani eziyetlere sabredip de yardıma mazhar olmaları hususunda. Burada "in"in zait olduğu söylenmiştir. |
﴾ 34 ﴿