44

Ne zaman ki, kendilerine yapılan hatırlatmaları unuttular biz de üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilenlerle ferahlayınca onları ansızın yakaladık. Birden ümitlerini kestiler.

"Kendilerine yapılan hatırlatmaları unuttukları zaman":

İbn Abbâs: Kendilerine verilen öğütleri tutmadılar, demiştir.

"Üzerlerine her şeyin kapılarını açtık": Dünyanın bolluk ve sevincini kastediyor.

Ebû Cafer ile İbn Âmir, burada, A’raf’ta, Enbiya ve Kamer’de şedde ile: "Fettahna” okumuşlar; cumhûr da şeddesiz okumuştur.

Zeccâc şöyle demiştir: Kendilerine kapalı olan her hayrın kapılarını açtık, nihayet kendilerine verilenin intikam için olmadığını ve kendilerine açılan kapıları hak ettiklerini zannettikleri zaman, onları ansızın yakaladık, yani azabımız onlara birden geldi.

İbn Enbari de

"her şey"in ifadesi tekit için kullanılmıştır, demiştir. Meselâ birinin: Filanın yanında her şeyi yedik ve onun yanında bütün sevinçleri tattık, demesi gibi ki, bu genelleme ile anlattığı şeylerin çok ve geniş olduğunu bildirmek ister, meselâ:

"Ona (Belkıs’a) her şeyden verilmiştir” (Neml: 23) kavlinde olduğu gibi. Hasen de: Kime bol verilir de bunun tuzak olduğunu bilmezse, onun görüşü yoktur. Kime de dar verilir de ona bakıldığını göremezse, onun da görüşü yoktur, demiş, sonra da bu âyeti okumuş ve: Ka’be’nin Rabbine yemin ederim ki, bazılarına ihtiyaçları verilmiş, sonra da yakalanmışlardır, demiştir.

"Onlar birden ümitlerini kesiyorlar":

Bunda (müblis ifadesinde) beş görüş vardır:

Birincisi: O, aziz ve celil olan Allah’ın rahmetinden ümit kesendir, bunu da Dahhâk, İbn Abbâs'tan rivayet etmiştir.

Başka bir rivayette de: Bütün hayırlardan ümit kesendir, demiştir.

Ferrâ’ da: Müblis, umutsuzdur, demiştir. Bunun içindir ki, delil bulamayan ve verecek cevabı olmayana: Eblese (apıştı) derler. Şair Accac da şöyle demiştir:

Arkadaş, sen hiçbir ağıl gördün mü ki, kemreler kat kat olmuştur?

Evet, gördüm, dedi, fakat apıştı!

Yani verecek cevap bulamadı. Burada geçen mükres kelimesi: Develerin kığılayarak ve idrar ederek altlarının kemre bağlamasıdır.

İkincisi: Rezil olan demektir.

Mücâhid: İblâs, rezilliktir, demiştir.

Üçüncüsü: Helak olandır, bunu da Süddi, demiştir.

Dördüncüsü: Altından kalkamayacağı kötülüğe maruz kalan ve yorulan kimsedir, bunu da İbn Zeyd, demiştir.

Beşincisi: O üzgün ve pişman demektir, bunu da Ebû Ubeyde demiş ve Ru’be’nin şu beytini misal getirmiştir:

Perşembe günü Beşler hazır bulundular;

Yüzlerinde sarılık ve iblas vardı.

Yani: Moral bozukluğu, somurtkanlık ve üzüntü, demektir.

Zeccâc da: O derin hasret, üzüntü ve umutsuzluktur, demiştir.

Başka bir yerde de: Müblis: Suskun ve şaşkındır, demiştir.

44 ﴿