46De ki: Eğer Allah kulağınızı ve gözlerinizi alır ve kalplerinizi mühürlerse, Allah’tan başka size onu getirecek ilâh kimdir? Bak, âyetleri nasıl çeviriyoruz. Sonra onlar yüz çeviriyorlar. "De ki: Eğer Allah kulağınızı ve gözlerinizi alırsa": Yani giderirse, "kalplerinizi de mühürlerse", öyle ki, hiçbir şey bilmezseniz, "size onu Allah’tan başka getirecek ilâh kimdir?": Onu zamirinde de üç görüş vardır: Birinci o, fi’le râcîdir, Mana da şöyledir: Allah’ın sizden aldığını kim getirebilir? Bunu da Zeccâc, demiştir. Ferrâ’ da şöyle demiştir: Fiilden kinaye edersen, ne kadar çok olursa olsun, zamiri tek olarak getirirsin, meselâ bir adama: "İkbalüke ve idbarüke yü’zini (senin gelmen de gitmen de beni üzüyor” sözünde olduğu gibi. İkincisi: O, hidayete râcîdir, bunu da Ferrâ’ zikretmiştir. Buna göre kinaye edilen şey zikredilmemiş olur, ancak mana onu kapsar. Zira kulağı ve gözü alınan ve kalbine mühür vurulan kimse hidâyeti bulamaz. Üçüncüsü: O kulağa atfedilmiş olur, onun üzerine atfedilen şey de kıssaya dahil olur. Zira ona atfedilmiştir. Bunu da Zeccâc zikretmiştir. Cumhûr: "Men İlâhün ğayrullahi ye’tiküm bihinzur” (bihi’nin hesini kesre ile) okumuştur. Müseyyebi de Nâfi’den zamme ile: "Bihunzur” rivayet etmiştir. Ebû Ali de şöyle yorumlamıştır: Kim kesre ile okursa, bihi aybün gibi yerlerde heye bitişen yeyi atar. Kim de zamme ile okursa, o da: Fehasefna bihu ve bidarihul arda kavlini örnek almış olur ve vavı atar. "Bak, âyetleri nasıl çeviriyoruz?": Mukâtil şöyle demiştir: Yani alâmetler değişik şeylerde olur; meselâ kulakları, gözleri ve kalpleri almakla; eski milletlere yapılan şeylerle olur. "Sonra da onlar yüz çeviriyorlar": Yani yüz çeviriyorlar da ibret almıyorlar. |
﴾ 46 ﴿