57

De ki: Şüphesiz ben Rabbimden açık bir delil üzerindeyim; siz ise onu yalanladınız. Acele istediğiniz (azap) yanımda değildir. Hüküm ancak Allah’ındır. Hakkı O haber verir. O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır.

"De ki: Şüphesiz ben Rabbimden açık bir delil üzerindeyim":

İniş sebebi şöyledir: Nadr b. Haris ile Kureyş’in diğerleri Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e alay yollu: Ya Muhammed, bize va’dettiğin azabı getir, dediler. Nadr Kabe’nin yanında ayağa kalktı: Allah’ım, eğer Muhammed’in dediği hak ise bize azabı getir, dedi. Bunun üzerine bu âyet indi. Bunu Ebû Salih, İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir.

"Beyyine (açık delil): Hak ile batılı birbirinden ayıran belgedir.

Zeccâc şöyle demiştir: Ben açık bir durum üzerindeyim, keyfime uymuyorum.

"Ve kezzebtüm bih” (onu yalanladınız): Bihinin zamiri ile kinaye edilen şeyde de üç görüş vardır:

Birincisi: O, Rabbe râcîdir.

İkincisi: Açıklamaya râcîdir.

Üçüncüsü: Alay yollu istedikleri azaba râcîdir.

"Acele istediğiniz şey yanımda değildir": Yani benim elimde değildir, demektir.

Acele istedikleri şeyde de iki görüş vardır:

Birincisi: O, azaptır, bunu da İbn Abbâs ile Hasen Basri, demişlerdir.

İkincisi: O getirmesini teklif ettikleri mucizelerdir, bunu da Zeccâc zikretmiştir.

"Hüküm ancak Allah’ındır":

Bunda iki görüş vardır:

Birincisi: O, sevap ve azabı gerçekleştirmekle ihtilaf edenlerin arasını ayıran hükümdür.

İkincisi: O, muhalefet edenlerin üzerine azabın inmesini karara bağlayan hükümdür.

"Yekussul hakka":

İbn Kesir, Âsım ve Nâfi, şeddeli sad ile

"yekussul hakka” okumuşlardır ki, kasastan gelir, manada da şöyledir: Onun her haber verdiği şey haktır.

Ebû Amr, İbn Âmir, Hamze ve Kisâi de, kaza kökünden gelmek üzere:

"Yakdıl hakka” okumuşlardır ki,

Mana da şöyledir: Allah hak hüküm verir.

57 ﴿