4

Nice kentleri helak ettik de onlara azabımız geceleyin yahut öğle uykusunda iken geldi.

"Ve kem min karyetin ehleknaha": "Kem” çokluğu, "rübbe” de azlığı gösterir.

Zeccâc da şöyle demiştir: Mana: Vekem min ehli karyetin (nice kent halkı vardır ki,) şeklindedir. Ehl kelimesi atılmıştır, çünkü kelâmda ona delalet eden şey vardır.

"Fecaehüm be’süna": Bu da karye lâfzına göredir,

Mana da şöyledir: Azabımız onlara gaflette iken, onu beklemezlerken geldi, ya gece uyurlarken yahutta gündüzün öğle uykusunda iken.

İbn Kuteybe: Be’süna: Azabımız, beyaten de geceleyin, demiştir. Kailun ise öğle uykusu, demektir.

Eğer:

"azap onlara helak etmeden önce geldi, bu durumda helak niye önce zikredildi?” denirse?

Buna üç türlü cevap verilir:

Birincisi: Helak ile azap birlikte olur, meselâ: Bana verdin ve güzel ettin, dersin ki, güzel etmek ne vermekten sonradır ne de öncedir, ancak ikisi birlikte olmuştur. Bunu da Ferrâ’, demiştir.

İkincisi: Âyette gizli kelime vardır, takdiri şöyledir: Ehleknaha, ve kane be’süna kad caeha (onları helak ettik, zaten azabımız da gelmişti). Burada "kane” gizlenmiştir,

"vettebeu ma tetluşşeyatinü” (Bakara: 102) kavlinde olduğu gibi ki, ma kanetişşeyatinü tetluhu demektir. Şu da öyledir:

"în yesrik", (Yûsuf: 77) yani: in yekûn yesrik, demektir.

Üçüncüsü: Âyette takdim ve tehir vardır, takdiri şöyledir: "Ve kem min karyetin câeha be’süna beyaten, ev hüm kailune feehleknaha. Tıpkı:

"İnni müteveffîke ve raifüke ileyye” (Al-i İmran: 55) âyeti gibi ki, rafiüke ve müteveffîke, demektir. Bu ikisini İbn Enbari zikretmiştir.

"Ev hüm kailun":

Ferrâ’ şöyle demiştir: Burada gizli bir vav vardır, mana da: Fecâeha be'süna beyaten evhum kailune, demektir. Üst üste atfı dile ağır görmüşlerdir.

4 ﴿