24Ey iman edenler, sizi size hayat verecek şeye davet ettiği zaman Allah’a ve Resul'e icabet edin. Bilin ki, Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Şüphesiz siz yalnız O’na toplanacaksınız. "İstecibu": Ecibu (icabet edin, cevap verin) demektir. "Sizi çağırdığı zaman": Yani Resûlüllah. "Size hayat verecek şeye": Bunda altı görüş vardır: Birincisi: Size hayat verecek şey: Peygamberin davet ettiği her şeydir. Bu mana da Ebû Salih’in, İbn Abbâs’tan dediği şeyden çıkarılmıştır. Buhârî’nin efrad hadislerinde Said b. Mualla şöyle demiştir: Ben mescitte namaz kılıyordum; Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem beni çağırdı, ben de ona cevap vermedim, sonra ona geldim: Ya Resûlallah, ben namaz kılıyordum, dedim. O da: Allahü teâlâ: "Resûlüllah sizi çağırdığı zaman Allah’a ve Resul'e cevap verin, demedi mi?” dedi. Ben de: Evet, inşallah bir daha olmaz, dedim. 4 4 - Buhârî, 8/119, 231; Ahmed, Müsned, 18/65 (Saati tertibi ile); Tirmizî, 2/111. İkincisi: O haktır. Bunu da Şibl, İbn Ebi Necih ile Mücâhid’ten rivayet etmiştir. Üçüncüsü: O, imandır. Bunu da Verka, İbn Ebi Necih ile Mücâhid’ten rivayet etmiştir; Süddi de böyle demiştir. Dördüncüsü: O, Kur’ân’a sarılmaktır, bunu da Katâde ile İbn Zeyd, demişlerdir. Beşincisi: O, cihattır, bunu da İbn İshak, demiştir. İbn Kuteybe de: O; dinlerini ihya edip kendilerini yücelten cihattır, demiştir. Altıncısı: O, işlerini canlandırmaktır. Bunu da Ferrâ’ demiştir. Onları ihya etmede de beş görüş vardır: Birincisi: Dünya ve ahiret işlerini ıslah etmektir. İkincisi: Dünyada iyi bir ad ve ahirette de ebedi bir hayat vermekle. Üçüncüsü: O, ahiretteki sonsuz nimetlerdir. Dördüncüsü: Onların mü’min olmalarıdır, çünkü kâfir ölü gibidir. Beşincisi: Onları ölümlerinden sonra diriltecektir. Bu da: O, cihattır, diyenlerin görüşünden çıkar. Çünkü şehitler diridirler; bir de cihad onları zilletten sonra aziz eder, sanki onlar bu sayede dirilmiş gibi olurlar. "Bilin ki, Allah kişi ile kalbi arasına girer": Bunda da on görüş vardır: Birincisi: Mü’minle küfür, kafirle iman arasına girer. Bunu da İbn Ebi Talha, İbn Abbâs'tan rivayet etmiş, Said b. Cübeyr de böyle demiştir. İkincisi: Mü'minle günahın, kafirle sevabın arasına girer, bunu da el - Avfi, İbn Abbâs’tan rivayet etmiş; Dahhâk ile Ferrâ’ da böyle demişlerdir. Üçüncüsü: Mana şöyledir: Allah kişi ile aklı arasına girer; binaenaleyh hemen ameller işleyin; çünkü aklınızın gitmesinden emin değilsiniz. O zaman önden gönderdiklerinizi devşirirsiniz. Dördüncüsü: Mana şöyledir: O, kişiye yakındır; onun hiçbir sırrı ona gizli kalmaz. Meselâ: "Biz ona şahdamarından daha yakınız” (Kaf: 16) âyeti gibi. Bu mana Katâde’nin görüşünden alınmıştır. Beşincisi: Allah kişi ile kalbi arasına girer; O’nun izni olmadan ne iman edebilir ne de inkâr edebilir. Bunu da Süddi, demiştir. Altıncısı: Kişi ile onun nefsi hevesinin arasına girer, bunu da İbn Kuteybe, zikretmiştir. Yedincisi: Kişi ile kalbinden geçirdiği uzun yaşama, başarı vs. gibi şeylerin arasına girer. Sekizincisi: Öldürmekle kişi ile kalbinin arasına girer; öyleyse ölüm gelip çatmadan önce iyi ameller ediniz. Dokuzuncusu: Kişi ile kalbinin arasına ilmiyle girer; artık kul içinde ne saklarsa Allah onu bilir, Allah’tan bir şey kaçıramaz. Onuncusu: Kişi ile kalbine düşürdüğü korku veya güven gibi şeylerin arasına girer; böylece korktuktan sonra emin olur ve emin olduktan sonra korkar. Bu görüşleri İbn Enbari zikretmiştir. Zeccâc şöyle hikaye etmiştir: Onlar düşmanlarının çokluğunu ve kendi sayılarının azlığını düşünüp de kalplerine korku girince, onlara Allah’ın kişi ile kalbinin arasına gireceğini; korkuyu güvene çevireceğini ve kuvvet ile düşmanı zayıflatacağını bildirdi. Bu âyet, Allahü teâlâ’nın kalpleri çevireceğini ve onlarda istediği gibi tasarruf edeceğini de bildirmiştir. "Şüphesiz yalnız onun huzurunda toplanacaksınız": Yani amellerinizin karşılığını görmek için. |
﴾ 24 ﴿