25

Bir fitneden sakının ki, içinizden yalnız zulmedenlere dokunmaz. Bilin ki, Allah’ın azabı çok çetindir.

"Bir fitneden sakının":

Kimler hakkında indiğinde dört görüş halinde ihtilaf etmişlerdir:

Birincisi: O, özellikle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabı hakkında inmiştir. Bunu İbn Abbâs ile Dahhâk, demişlerdir. Zübeyr b. el - Avvam da şöyle demiştir: Biz bu âyeti bir zaman okuduk; bizim de onlardan olduğumuz aklımıza gelmezdi; sonra bizleri kastettiğini fark ettik.

İkincisi: O, Kureyş’ten iki adam hakkında indi, bunu Ebû Salih, Abbas’tan demiş, isimlerini ise vermemiştir.

Üçüncüsü: O geneldir, İbn Ebi Talha, İbn Abbâs’tan naklen şöyle demiştir: Bu âyette Allahü teâlâ mü’minlere kötü şeyi aralarında durdurmamakla emretmiş; aksi takdirde hepsine azap edeceğini bildirmiştir.

Mücâhid: Bu âyet sizin içindir de, demiştir.

Dördüncüsü: O, Hazret-i Ali, Ammar, Talha ve Zübeyr hakkında inmiştir. Bunu da Hasen Basri, demiştir.

Süddi de: özellikle Bedir gazileri hakkında inmiştir, onlar fitneye Cemel savaşında yakalanmışlardı, demiştir.

Buradaki fitne hususunda da yedi görüş vardır:

Birincisi: O, savaştır.

İkincisi: Sapıklıktır.

Üçüncüsü: Kötü şeye ses çıkarmamaktır.

Dördüncüsü: İmtihandır.

Beşincisi: Mal ve evlat fitnesidir.

Altıncısı: Beladır.

Yedincisi: Bid’atların çıkmasıdır.

"İçinizden yalnız zulmedenlere dokunmaz":

Ferrâ’ şöyle demiştir: Burada onlara önce emretti, sonra da onları men (nehiy) etti, her ne kadar nehiy şeklinde ise de bunda bir nevi ceza anlamı vardır, tıpkı:

"Ey karıncalar, yuvalarınıza girin; Süleyman ve askerleri sizi çiğnemesinler” (Neml: 18) âyetinde olduğa gibi. Burada onlara (karıncalara) önce emretti, sonra da onları nehyetti. Bunda da ceza yorumu vardır.

Ahfeş de şöyle demiştir: "Latusibenne” cevap değildir, o sadece yasak üstüne yasaktır. Eğer cevap olsa idi sonuna nun gelmezdi.

İbn Enbari de bunda iki görüş vardır, demiştir:

Birincisi: Kelâmın tevili haber tevilidir; çünkü

Mana şöyledir: Eğer ondan sakınmazsanız, zulmedenlere de başkalarına da dokunur. Yani yalnız zâlimlere dokunmakla kalmaz, iyilere de kötülere de ulaşır. Fiil (latusibenne) nehiy gibi görünüp de nehiy de emir manasına olunca - çünkü biri: Kalkma, der, kalkmayı bırak demek ister - bununla beraber emre cevap olup yahut ona cevap gibi olup da nehye benzeyen fiü de tekit edilince nehye ve benzerlerine gelen o bilinen nun dahil oldu.

İkincisi: O sırf (katışıksız) nehiydir, manası da şöyledir: Zâlimler bu fitneyi istemesinler, sonra helak olurlar. Nun da tevkid-i istikbal için dahil oldu, "layahtımenneküm” kavlinde olduğu gibi.

Müfessirlerin Kelâmın manasında iki görüşleri vardır:

Birincisi: Fitne yalnız zâlimlere isabet etmez.

İkincisi: Fitne azabı yalnız onlara isabet etmez. Eğer: "Zulmetmeyenin günahı ne?” denirse, cevap şöyledir: O da kötülere katılmak veyahut onlara ses çıkarmamakla veyahut aralarından kaçmamakla o da azaba müstahak olmuştur. Hazret-i Ali, İbn Mes’ûd ve Übey b. Ka’b, elifsiz olarak: "Letusibennellezine” (mutlaka isabet eder) şeklinde okumuşlardır.

25 ﴿