30Hani, kâfirler seni hapsetmeleri yahut seni sürmeleri için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. "Hani kâfirler sana tuzak kuruyorlardı": Bu âyet: "O zamanı hatırlayın ki, siz az idiniz” (A’raf: 86) âyetiyle ilgilidir; Mana da şöyledir: Mü’minlere Allah’ın kendilerine ihsan ettiği nimetleri hatırlat ve kâfirlerin sana tuzak kurmalarını hatırla. Nasıl tuzak kurduklarına işaret Tefsirciler şöyle demişlerdir: Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e Akabe gecesinde biat edilip de ashabına Medine’ye yetişmelerini emredince, Kureyş durumunun güçleneceğinden endişe edip: Allah’a yemin ederiz ki, Muhammed, bu adamlarla üzerinize saldırmış gibidir, dediler. Bunun üzerine eşraflarından ileri gelen bazı kimseler Darunedve’ye girip durumu görüşmek istediler. Karşılarına iblis, yaşlı bir ihtiyar suretinde çıktı. "Sen kimsin?” dediler. O da: Ben Necidli bir ihtiyarım, niçin toplandığınızı işittim; ben de bulunmak istedim; samimi fikirlerimden istifade edeceğinizi sanıyorum, dedi. Onlar da: İçeri gir, dediler. O da onlarla beraber içeri girdi. Onlar: Bu adamın (Muhammed'in) durumunu gözden geçirelim, dediler. Bazıları: Onu bağlayın, zaman ne gösterecek bekleyelim, dediler, iblis de: Bu bir görüş değildir; arkadaşları saldırıp onu elinizden alabilirler, dedi, içlerinden biri: Onu aranızdan çıkarın (sürün), dedi. O da: Bu da bir görüş değildir; tez zamanda adam toplayıp üzerinize yürür, dedi. Ebû Cehil: Her kabileden bir genç alalım, sonra her birine birer kılıç verelim; ona hep birlikte bir darbe indirsinler, kanı kabilelere dağılır. Kureyş’ten hiçbir kabilenin bütün Kureyş’in indirdiği darbeye karşı koyacağını sanmıyorum. O zaman diyeti kabul ederler, biz de rahatlarız, dedi, iblis de: Allah’a yemin ederim ki, işte görüş budur, dedi. Bunun üzerine dağıldılar. Cebrâil, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi, bu gece yatağında yatmamasını ve kavminin kurduğu tuzağı kendisine haber verdi. O da gece yatağında yatmadı, Hazret-i Ali’ye kendinin yerinde yatmasını buyurdu. Müşrikler ise o gece evi gözetlemeye başladılar. Sabah olunca Cenab-ı Allah, Resul’üne Medine’ye çıkması için izin verdi. Sabah olunca müşrikler geldiler; Hazret-i Ali’yi gördüler: "Arkadaşın nerede?” dediler. O da: Bilmiyorum, dedi. İzini sürdüler; dağa geldiler. Mağaraya uğradılar; örümceğin ağını gördüler: Eğer içeri girseydi ağ bozulurdu, dediler. "Liyüsbituke": İbn Kuteybe, manası: Seni hapsetmeleri için, demiştir. Fülanün müsbetün vecean derler ki: Ağrıdan yerinden kımıldayamıyor, demektir. Müfessirlerin bunun üzerinde de iki görüşleri vardır: Birincisi: Seni bağlamaları için, demektir, bunu da İbn Abbâs ile diğerleri demişlerdir. İkincisi: Seni hapse atmaları için demektir ki, bunu da Atâ’, Süddi ve diğerleri, demişlerdir. Kavmi onu bir evde hapsedip kapısını kapatmak ve ona ölmeyecek kadar yiyecek ve içecek atmak istediler. Tuzağın açıklaması da Al-i İmran, âyet 54’te geçmiş bulunuyor. |
﴾ 30 ﴿