36

Muhakkak Allah katında ayların sayısı, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki kitabında on ikidir. Onlardan dördü haram aylardır. İşte doğru din budur. Öyleyse bunlarda kendinize haksızlık etmeyin ve müşriklerle sizinle topyekün savaştıkları gibi siz de onlarla topyekün savaşın. Bilin ki, şüphesiz Allah müttakilerle beraberdir.

"Muhakkak Allah katında ayların sayısı":

Müfessirler şöyle demişlerdir: Bu âyet Arapların ayların yerini değiştirmeleri üzerine inmiştir; şöyle ki, bazen hacları ramazana, bazen şevvala, bazen de başka aylara denk gelirdi. Bir sene muharrem ayını helâl sayar, onun yerine safer’i haram ederlerdi. Bazen da muharremi haram eder, onun yerine saferi helâl ederlerdi.

Zeccâc şöyle demiştir: Aziz ve celil olan Allah Müslümanların ay hesabına göre sene içinde ibadet edecekleri ayların on iki olduğunu bildirdi. Haclarını ve bayramlarını buna göre tespit etti. Buna göre hac ve oruç bazen kışa, bazen de yaza denk gelir. Ehl-i kitabın hesabı ise böyle değildir; onlar yılı üç yüz altmış beş gün ve birkaç saat kabul ederler.

Kurraların çoğunluğu aynın fethi

"isna aşere” okumuşlar; Ebû Cafer ise hepsinde de aynın sükunu ile

"isna’şer ve ahade’şer ve tis’ate’şer okumuştur.

"Allah’ın kitabında": Yani Levh-i Mahfuz’da, demektir.

İbn Abbâs da şöyle demiştir: Allah kaünda ana kitapta, onu

"gökleri ve yeri yarattığı günde yazmıştır, onlardan dördü haram aylardır":

Bunlar hakkında da iki görüş vardır:

Birincisi: Onlar recep, zilkade, zilhicce ve muharremdir.

Çoğunluk böyle demiştir.

Kadı Ebû Ya’lâ da şöyle demiştir:

Onlara haram ismini vermesi iki sebepten dolayıdır:

Birincisi: Onlarda savaşın haram olmasıdır, cahiliye halkı da böyle inanırlardı.

İkincisi: Onlarda işlenen bir haramın diğer aylardakinden daha ağır olmasındandır, onlarda yapılan taatlar da böyledir.

İkincisi: Onlar müşriklere dolaşmaları müsaade edilen aylardır, bunu da İbn Kuteybe zikretmiştir.

"işte doğru din bu dur":

Bunda da iki görüş vardır:

Birincisi: İşte bu doğru hükümdür, bunu da İbn Abbâs, demiştir.

İkincisi: işte bu doğru hesap ve yanlışsız sayıdır, bunu da İbn Kuteybe, demiştir.

"Fela tazlimu fihinne (onlarda kendinize haksızlık etmeyin)":

"Fihinne” zamirinin neye râci olduğu hususunda iki görüş beyan ederek ihtilaf etmişlerdir:

Birincisi: O, on iki aya râcîdir, bunu da İbn Abbâs, demiştir. Buna göre mana şöyle olur: Cahiliye halkının yaptıkları gibi onların haramını helâl, helalini de haram etmeyin.

İkincisi: O haram olan dört aya râcîdir, bu da Katâde ile Ferrâ’'nın görüşleridir; şöyle delil getirmişlerdir: Araplar üç ilâ on arasına: Liselasi leyalin halevne ve eyyamin halevne, derler. On’u geçince: Halet ve madat, derler. Üç ilâ on arasını zamirle söylemek isterlerse: Hünne ve haülai, derler. On’u geçerse: Hiye ve hazihi, derler. Bunu da azı çoktan ayırmak için yaparlar.

İbn Enbari de şöyle demiştir: Araplar he ve nun (hünne) zamirini az sayıya, he ve elif (ha) zamirini de çoğa gönderirler. Az: Üç - on arası demektir; çok da on’dan ötesi demektir. Veccehtü ileyke ekbüşen fezbahhünne (cemi kıllet) ve kibaşen fezbahha (cemi kesret) sana koçlar gönderdim onları boğazla, demektir. Bunun içindir ki:

"Minha erbaatün hurum” demiş ve: "Fela tazlimu fihinne” demiştir, çünkü "fihinne” kavlinden dördü kastetmiştir. Bazı müfessirler de: "Fihinne” zamiri on iki aya râcîdir, demişlerdir ki, bu da mümkündür çünkü Araplar azın alâmetini çok için, çoğun alâmetini de az için kullanırlar.  

"Fi-hinne” zamiri dört aya râcîdir diyenlere göre onlarda haksızlık etmemede dört mana ortaya çıkar:

Birincisi: O isyanlardır; o aylarda isyanın yasaklanmasının faydası da şudur: Onlarda yapılan isyanlar diğerlerindekinden kat kat ağırdır, çünkü onlar diğerlerinden faziletlidir. Meselâ:

"Ve Cibrîle Mikale” (Bakara: 98) demesi gibi; bu ikisi meleklere dahil olmakla beraber tahsis edilmişlerdir.

"Meyveler, hurma ve nar” (Rahman: 68) kavli de böyledir: hurma ile nar meyvelere dahil olduğu halde tahsis edilmişlerdir.  

"Fela refese vela fusuka vela cidale fihac” (Bakara: 197) âyeti de öyledir. Müstehcenlik, fasıklık ve kavga hac ayları dışında da haram olduğu halde, dikkat çekmek için tahsis edilmiştir. Aynı şekilde bütün namazların kaçırılmaması istenildiği halde özellikle orta namazın üzerinde durulması da bundandır. Bu da çoğunluğun görüşüdür.

İkincisi: Bunlardaki haksızlıktan maksat bunları ertelemedir ki, o da haram ayı helâl, helâl ayı da haram etmektir. Bunu da İbn İshak, demiştir.

Üçüncüsü: Bu, o aylarda savaş başlatmaktır, o zaman mana şöyle olur: Onlarda kendinize haksızlık etmeyin, meğer ki, size savaş açılmış olsun. Bunu da Mukâtil demiştir.

Dördüncüsü: Bu, onlarda savaşı terk etmektir, o zaman da mana şöyle olur: Düşmanlarınızla savaşı terk ederek kendilerinize haksızlık etmeyin. Bunu da İbn Bahr, demiştir ki, Mukâtil’in görüşünün tersi olur. Allahü teâlâ’nın bazı ayları bazılarından daha büyük yapmasının sırrı şudur: Bunlarda nefsani şeylerden çekinmekle nefsi diğer zamanlarda da şer’an kötü sayılan şeylerden tedrici olarak çekmeye alıştırmaktır.

36 ﴿