37Haram ayı geciktirmek (yerini değiştirmek) küfürde bir artırmadır ki, onunla kâfirler saptırılır. Allah’ın haram ettiğinin sayısını denkleştirip de Allah’ın haram ettiğini helâl etsinler. Onlara kötü amelleri süslü gösterildi. Allah kâfirler topluluğuna hidayet etmez. "İnnemennesiü ziyadetün filküfr": Cumhûr nesi’ lâfzını hemzeli, medli ve “sîn” in kesresi ile okumuştur. Şibl de İbn Kesir’den (ayınla) "nis’” vezninde (hemze ile) "nis’” rivayet etmiştir. Şibil’den başka bir rivayette de, ye şeddeli olarak ve hemzesiz: "en - nesiyy” nakledilmiştir. Ebû Cafer kıraati de böyledir. Nesi’den maksat ertelemektir. Lügatçiler şöyle demişlerdir: Nesi’: Bir şeyi ertelemektir. Araplar dört ayı haram sayarlardı. Bunu da İbrahim dininden almışlardır. Bazen savaş yapmak için haram ayı helâl yapmak zorunda kalıyorlar; muharremin yerini safere bırakıyorlardı. Bazen de saferi arkasındaki aya bırakmak zorunda kalıyorlardı. Sonra aylan değiştiriyorlardı ki, bütün senede aylar yerinden oynuyordu. Sanki onlar haram ayı veresiye ve ödünç alıyorlardı. Allahü teâlâ da bunun küfürde artırma (ileri gitme) olduğunu bildirdi. Çünkü onlar haramı helâl ettiler, helali de haram ettiler. "Liyuvatıu": Denkleştirmek ve uydurmak için. "Allah’ın haram ettiğinin sayısını". Böylece dört ayın haramlığından çıkmamış olur ve bunlar da dört haram aylar gibidir, derlerdi. Böylece haramı helâl etmek ve helali haram etmekle günah işlemediklerini sanırlar. O günkü insanlar bunu zilhicce ayında hac için toplandıkları zaman yaparlardı. Ferrâ’ şöyle demiştir: Araplar cahiliye döneminde hac yaparlarken Mina’dan dönecekleri zaman Kinane oğullarından hac emiri olan Nuaym b. Salebe adında bir adam kalkar: Benim kararım eleştirilmez, bana cevap verilmez ve hükmüm geri çevrilmez, derdi. Onlar da: Bize bir ay ertele, derler, yani muharrem ayının haramlığını ertele, onu safere al, derlerdi. O da bunu yapardı. Onları buna götüren sebep de, üç haram ay boyunca yağma edememeleri idi. Onların geçimi ise yağmadandı. Daha önce anlattığımız gibi aylar dolaşır, yerleri değişirdi. Şöyle de denilmiştir: Onlar Muharrem ayını bir yıl ertelerlerdi, ertesi sene olunca da onu eskisi gibi haram kılarlardı. Ebû Ubeyde şöyle demiştir: Birinci izah daha çok hoşuma gidiyor, çünkü bu görüşte ayların yeri değişmemiş oluyor. Mücâhid de şöyle demiştir: Ayların yerini ilk defa değiştiren Cünade b. Avf el - Kinani idi. Ebû Bekir’in haccı zilkade’ye denk gelmişti. Sonra ertesi sene Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem zilhicce’de hac yaptı ve o zaman: Bilin ki, zaman, Allahü teâlâ’nın gökleri ve yeri yarattığı günkü gibi ilk haline döndü, dedi. 12 12 - Buhârî, Tefsirü sûre 9, bab, 8; Bed'ü'l - Halk, bab, 2; Magazi, bab, 77; Adahi, bab, 5; Tevhid, bab, 24; Müslim, Kasame, hadis no, 29; Ebû Dâvud, Menasik, bab, 67; Ahmed, Müsned, 5/37, 73. Kelbî de: Bunu ilk yapan, Nuaym b. Salebe’dir, demiştir. "Yudallu bihillezine kefem": İbn Kesir, Nâfi, Ebû Amr, İbn Âmir ve Ebû Bekir de Âsım’dan rivayet ederek, yenin fethi ve dadın kesri ile: "Yedıllü” okumuşlardır, Mana da şöyledir. Onlar bu hareketleriyle sapıklığı satın alırlar. Hamze, Kisâi ve Hafs da Âsım’dan rivayetle, yenin zammesi ve dadın fethası ile meçhul olarak: "Yudallu” okumuşlardır. Hasen Basri ile Ya’kûb da -Velid rivâyeti hariç- yenin zammesi ve dadın kesresi ile "yudıllü” okumuşlardır. Bunda da üç mülahaza vardır: Birincisi: Bu hareketleriyle Allah onları saptırır. İkincisi: Şeytan onları saptırır. Bu ikisini İbn Kasım zikretmiştir. Üçüncüsü: Kâfirler insanları saptırırlar; çünkü bu adeti onlar getirmişlerdir. Ebû Ali de, takdir şöyledir, demiştir: Kâfirler bu hareketleriyle kendilerine tabi olanları saptırırlar. İbn Kasım: "Bihi"deki “He” zamirinin nesî’e râci olduğunu söylemiştir. Nesî’in aslı, mensu’, yani ertelenmiştir. "Mef’ul” vezninden "fail” veznine dönülmüştür; nitekim şunlar da öyledir Matbuh ve tabîh, makdur ve kadir. He’nin zulme râci olduğu da söylenmiştir, çünkü nesi’, dolayısıyla zulümdür, açıkça söylenmiş gibi kabul edilmiştir. Bizim tercihimiz ise birincisidir. |
﴾ 37 ﴿