40Eğer ona yardım etmezseniz, Allah ona kâfirler onu ikinin ikincisi olarak çıkardıkları zaman onlar mağarada iken yardım etmişti. O zaman arkadaşına: "Üzülme, şüphesiz Allah bizimledir” diyordu. Bunun üzerine Allah ona sükunetini indirdi ve onu görmediğiniz askerlerle destekledi. Kâfirlerin sözünü alçalttı. Allah'ın sözü ise o, en yüksektir. Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir. "Eğer ona yardım etmezseniz": Yani onunla beraber seferber olmakla, demektir. "Allah ona yardım etmişti": Düşmanlarına karşı. "Kâfirler onu çıkardığı zaman": "Hani, kâfirler sana tuzak kuruyorlardı” (Enfal: 30) âyetini şerh ederken anlatımız gibi onu öldürmeye kastettikleri zaman. Ona yardımının onlara bağlı olmadığını bildirmiştir. "İkinin ikincisi": Arapları ikinin ikincisi, derler ki, ikinin biri; üçün üçüncüsü, derler ki, üçün biri demek isterler. Zeccâc şöyle demiştir: "Saniyesneyni” hâl olarak mensubtur. Mana da şöyledir: Allah ona ikinin biri olarak yardım etti, yani tek başına yardım etti, ancak Ebû Bekir bundan müstesnadır. Bu mana da Şa’bî’nin şu sözünden alınmıştır: Allah Ebû Bekir’in dışında bütün yeryüzündekilere itap etmiştir. İbn Cerir mana şöyledir, demiştir: Onu, o ikinin biri iken çıkardılar, onlar da Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ile Ebû Bekir’dir. Ğar (mağara) ise: Dağdaki oyuktur. İbn Fâris de: Ğar, kehf, yani mağaradır, demiştir. Aynı zamanda ğar: Defne ağacıdır. Ayrıca ğar: Bir bölük insan manasına gelir. El - ğaran da: İnsanın karnı ile tercidir, çünkü onların da içi boştur. O, iki deliğinin kölesidir denir ki, karnı ile avret yerinin kölesidir demektir. Şair de şöyle demiştir: Görmedin mi zaman gün ile geceden ibarettir; İnsan da her zaman iki deliğinin kölesidir. Katâde şöyle demiştir: Bu mağara Mekke’deki Sevr dağındadır. Mücâhid de şöyle demiştir: Efendimiz ile Ebû Bekir orada üç gece kaldılar. Ben hicret hadisini "el - Hadaik” kitabında anlattım. Enes b. Malik şöyle demiştir: Allahü teâlâ bir ağaca emretti, o da mağarada Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’in önünde bitti. Örümceğe de ağ yapmasını emretti, o da mağaranın ağzında ağ yaptı. İki yaban güvercinine de emretti; onlar da mağaranın ağzında yuva yaptılar. Onlar mağaraya yaklaşınca birisi acele ile mağaraya bakmaya gitti; iki güvercini görünce döndü: Mağaranın ağzında iki güvercin gördüm; içinde kimsenin olmadığını anladım, dedi. Mukâtil de şöyle demiştir: İzci geldi, ayak izlerine baktı: Bu, İbn Ebi Kuhafe’nin oğlunun, yani Ebû Bekir’in ayak izidir, ötekisini ise tanımıyorum, ancak o da Makam -ı İbrahim’deki ayağa benziyor, dedi. Müşrikler mağaranın ağzına gelince Ebû Bekir ağlamıştı; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de ona: "Üçüncüleri Allah olan iki kimse için ne düşünüyorsun?” dedi. 14 14 - Buhârî, Fedailü's - Sahabe, bab, 2; Menakıbu'l - Ensar, bab, 45; Müslim, Fedailü's -Sahabe, hadis no, 1; Tirmizî. Tefsirü sûre 9, bab, 1; Ahmed, Müsned, 1/4. "Sekine (sükunet)” hakkında da üç görüş vardır: Birincisi: O, rahmettir, bunu da İbn Abbâs, demiştir. İkincisi: Vakardır, bunu da Katâde, demiştir. Üçüncüsü: Sükunet ve huzurdur, bunu da İbn Kuteybe demiştir ki, en doğrusu budur. "Aleyhi": Zamiri hakkında da üç görüş vardır: Birincisi: O, Ebû Bekir’e râcîdir, bu da Ali b. Ebi Talib, İbn Abbâs ve Habib b. Ebi Sabit’in görüşüdür. Bu görüşü destekleyenler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in rahat olmasını delil getirmişlerdir. İkincisi: O, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e râcîdir, bunu da Mukâtil, demiştir. Üçüncüsü: Buradaki ha zamiri tesniye manasınadır, takdiri de: Feenzelallahu sekinetehu aleyhima şeklindedir. Birini zikretmekle diğerine gerek kalmamıştır, meselâ: "Allahu ve Resuluhu ahakku en yurduhu” (Tevbe: 62) âyetinde olduğu gibi. Bunu da İbn Enbari zikretmiştir. "Onu destekledi": Yani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i takviye etti, demektir, bunda da ihtilaf yoktur. "Görmediğiniz askerlerle": Onlar da meleklerdir. Bu ne zaman olmuş idi? Bunda da iki görüş vardır: Birincisi: Bedir savaşında, Ahzab savaşında ve Huneyn savaşında olmuştur, bunu da İbn Abbâs, demiştir. İkincisi: O mağarada iken melekler kâfirlerin yüzlerini ve gözlerini onu görmekten çevirmişlerdi. Bunu da Zeccâc, demiştir. Eğer: "Eyyedehu"nun zamiri ittifakla Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e râci ise, "aleyhi"deki he ondan nasıl ayrı oluyor, hâlbuki onlar Kur’ân’ın nazmı bakımından eşittirler?” denilirse, cevap şöyledir: Her lâfız, kendine layık olana râci olur; sükunete ancak panik içinde olan muhtaç olur; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ise panik içinde değildi. Meleklerin desteklemesine gelince, bu da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den başkası değildi. Bunun bir benzeri de şu ayettir: "Allah’a ve Peygamberine iman etmeniz ve saygı gösterip ve onu tazim etmeniz için” (Feth: 8); bu, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem için, "O’nu takdis etmeniz için” ise, bu da aziz ve celil olan Allah’tır. "Kâfirlerin sözünü alçalttı": Bunda da iki görüş vardır: Birincisi: Kâfirlerin sözü şirktir, Allah da onu alçattı, çünkü o, çiğnenmeye mahkumdur. Allah’ın kelimesi ise Tevhidtir, o da en yücedir, zira meydana çıktı. Bu da çoğunluğun görüşüdür. İkincisi: Kâfirlerin kelimesi, onu öldürmek için kendi aralarında kurdukları hiledir, Allah’ın kelimesi ise ona yardım edici olmasıdır. Bunu da Atâ’, İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir. İbn Abbâs, Hasen, İkrime, Katâde, Dahhâk ve Ya’kûb da, nasb ile: "Vekelimetallahi” okumuşlardır. "Allah mutlak galiptir": Yani kâfirlerden intikam almada, "hikmet sahibidir": İdaresinde. |
﴾ 40 ﴿