42

Eğer (davet olundukları şey) yakın bir menfaat ve orta bir sefer olsaydı, elbette sana uyarlardı. Fakat meşakkatli sefer onlara uzak geldi.

"Eğer gücümüz yetseydi herhalde sizinle çıkardık” diye yemin edecekler. Kendilerini helak ediyorlar. Allah biliyor ki, şüphesiz onlar muhakkak yalancılardır.

"Eğer yakın bir menfaat olsaydı":

Müfessirler: Bu âyet Tebuk seferinden geri kalan münafıklar hakkında inmiştir, demişlerdir. Âyetin manası şöyledir: Eğer davet edildikleri şey yakın bir araz olsaydı, ki, araz da dünya menfaatlerinden önüne çıkan her şeydir, o zaman mana şöyle olur: Eğer yakın bir ganimet veya kısa ve kolay bir sefer olsaydı, mala tamahlarından dolayı sana uyarlardı.

"Velakin beudet aleyhimüşşukkah":

İbn Kuteybe şöyle demiştir: Şukka sefer demektir.

Zeccâc da: Şukka, gaye ve hedeftir, demiştir.

İbn Fâris de şöyle demiştir: Şukka: Uzak bir yere gitmektir ki: Şukkatün şâkkatün, dersin.

"Allah’a yemini edecekler": Yani münafıklar onlara döndüğünüz zaman yemin edecekler, demektir.

"Levisteta’na": Zaide, A’meş’ten rivâyetie, Esmaî de Nâfi’den naklen, vavın zammesiyle: "levüsteta’na” okumuşlardır. Nerede olursa da böyle okumuşlardır, meselâ

"levuttala’te aleyhim” (Kehf: 18) kavlinde olduğu gibi. Sanki vavın harekesine ihtiyaç duyulunca zamme ile harekelenmiştir. Çünkü zamme vavın kardeşidir.

Mana da: Eğer gücümüz yetseydi ve imkanımız olsaydı, demektir.

"Kendilerini helak ediyorlar": Yalan ve münafıklıkla.

"Allah onların muhakkak yalancılar olduklarını bilir": Çünkü onlar zengin idiler ve sefere çıkmadılar.

42 ﴿