47

Eğer sizinle çıksalardı, bozgununuzu artırmaktan başka bir şey yapmazlar ve sizi fitneye düşürmek isteyerek aranıza koşarlardı. İçinizden onları dinleyenler vardır. Allah zâlimleri çok iyi bilir.

Zeccâc şöyle demiştir: Sonra Allahü teâlâ çıkmalarını niçin istemediğini şu sözü ile bildirdi:

"Eğer aranızda savaşa çıksalardı bozgununuzu artırmaktan başka bir şey yapmazlardı".

Âyette geçen habâl: Bozgunculuk ve bir şeyin gitmesidir.

İbn Kuteybe de: Habal: Şer ve kötülüktür, demiştir.

Eğer: Sanki ashapta bozgunculuk varmış gibi:

"Bozgununuzu artırmaktan başka bir şey yapmazlardı, denildi diye akla gelirse, cevap şöyledir: Bu, istisnai munkatıdır, mana da: Sizin gücünüzü artırmaz ancak aranıza fesat sokarlar, demektir. Bu âyetin

İniş sebebi için de şöyle denilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem askerinin çadırını Veda tepesinin üzerine kurunca, Abdullah b. Übey de çıkıp o da çadırını tepenin aşağısına kurdu. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem hareket edince Abdullah b. Übey, savaşa katılmayan münafıklarla beraber geri döndü. İşte âyet bunun üzerine indi.

"Veleevdau hilaleküm": Iyda: Kalabalığın arasında yürümektir.

Ebû Ubeyde: Aranızda koşarlardı, demiştir. Aslı tahallül (araya girmekken gelir.

Zeccâc da: Evda’tü fisseyr: Hızlı yürümektir, demiştir.

"Sizi fitneye düşürmek isterler": Yani sizin için fitne ararlar, demektir.

Fitne hakkında da iki görüş vardır:

Birincisi: Küfürdür, bunu da Dahhâk, Mukâtil ve İbn Kuteybe, demişlerdir.

İkincisi: Cemaati dağıtmak ve söz birliğini bozmaktır.

Hasen de şöyle demiştir: Aranızı bozmak için söz getirip götürürler.

"İçinizde onları dinleyenler vardır":

Bunda da iki görüş vardır:

Birincisi: Haberlerinizi onlara taşıyan casuslar vardır, bunu da Mücâhid ile İbn Zeyd, demişlerdir.

İkincisi: Onların sözünü dinleyip onlara itâat edenler vardır, bunu da Katâde ile İbn İshak, demişlerdir.

47 ﴿