66Özür dilemeyin; siz gerçekten imanınızdan sonra kâfir oldunuz. İçinizden bir bölüğü affedersek, bir bölüğe de günahkarlar oldukları için azap ederiz. Birincisi: Ced b. Kays, Vedia b. Hizam ve Cüheyr b. Humeyr, Tebuk dönüşünde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in önünde yürüyorlardı. İçlerinden ikisi Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ile alay ediyor, üçüncüsü ise onların dediklerine gülüyordu, hiçbir şey konuşmuyordu. Cebrâil indi, alay edip güldükleri şeyi haber verdi. Efendimiz, Ammar b. Yasir’e: "Git onlara niçin güldüklerini sor ve onlara: Allah sizi yaktı, de” buyurdu. O da: Allah sizi yaktı, dedi. Onlar da haklarında Kur’ân indiğini anladılar. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’e dönüp özür dilediler. Cüheyr: Allah’a yemin ederim ki, ben bir şey konuşmadım, ben sadece onların sözlerine şaşarak güldüm, dedi. "Özür dilemeyin” kavli indi ve Ced b. Kays ile Vedia’yı kastetti. "Eğer bir bölüğü affedersek": Yani Cüheyr’i affedersek, "bir bölüğe de azap ederiz": Yani Ced ile Vedia’ya. Bu, Ebû Salih’in İbn Abbâs’tan naklettiği görüşüdür. İkincisi: Münafıklardan biri: Bizim bu Âlimlerimiz gibisini, bunlar gibi karnı büyükleri, bunlar gibi yalancıları ve bunlar gibi düşmanla karşılaşıldığı zaman korkağını görmedim, dedi. Bununla Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ile ashabını kastediyordu. Avf b. Malik ona: Yalan söyledin, sen münafıksın, seni mutlaka Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’e haber vereceğim, dedi; Kur’ân'ın kendisini geçtiğini gördü. O adam gelip: Ya Resûlallah, biz söze dalmıştık, oynayıp eğleniyorduk, dedi. Bu da İbn Ömer, Zeyd b. Eslem ve Kurazi’nin görüşüdür. Üçüncüsü: Münafıklardan bir grup Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ile yürüyordu: Eğer bunun dediği doğru ise biz eşekten de kötüyüz, dedi. Allahü teâlâ da dediklerini Peygamberine bildirdi ve "eğer onlara sorsan” âyeti indi. Bunu da Said b. Cübeyr, demiştir. Dördüncüsü: Münafıklardan biri: "Muhammed bize, filancanın dişi devesinin filan vadide olduğunu söylüyor, o gaybi mi biliyor?” dedi. Bunun üzerine bu âyet indi. Bunu da Mücâhid, demiştir. Beşincisi: Münafıklardan bazıları: Bu adam Şam’ın saraylarını ve kalelerini fethedeceğini umut ediyor, heyhat, dediler. Allah da Nebisini bundan haberdar etti. Allah’ın Nebisi: Alayı (birliği) durdurun, dedi. Onlara geldi: Siz şöyle şöyle söylediniz, dedi. Onlar da: Biz dalmış konuşuyor ve eğleniyorduk, dediler. Bunun üzerine bu âyet indi. Bunu da Katâde, demiştir. Altıncısı: Abdullah b. Übey ile yanındaki topluluk Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ile ashabı hakkında yakışıksız şeyler söylerlerdi. Bu da Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’e ulaşınca: Biz sadece dalmış konuşuyor ve eğleniyorduk, dediler. Allahü teâlâ da: "De ki,": Yani onlara söyle ki, "Allah, âyetleri ve Peygamberi ile mi alay ediyorsunuz?” Bunu Dahhâk, demiştir. "Yemin olsun, eğer onlara sorsan": Alay ettikleri şeyi, "mutlaka biz konuşmaya dalmış eğleniyorduk diyeceklerdir": Yani konuşarak oyalanıyorduk, derler. "Kâfir oldunuz": Yani imanınızı açıkladıktan sonra küfrünüzü açıkladınız. Bu da küfür kelimesini söylemede ciddi ile şakanın bir olduğunu gösterir. "İn yu’fe an taifetin minküm": Çoğunluk ye ile "in yu’fe", te ile de "tüazzeb” okumuştur. Âsım ise, Eban rivâyeti dışından, "in nafü", "nüazzib” nasb ile de "taifeten” okumuştur. Mana da şöyledir: İçinizden bir bölüğü Tevbeye muvaffak kılmakla affedersek, bir bölüğe de Tevbeyi terk etmeleriyle azap ederiz. Şöyle denilmiştir: Burada üç bölük (taife) vardır: İkisi alay etti, biri güldü. Sonra Allah dinledikleri şeyi kabul etmedi. İbn Abbâs'tan o üç kişinin ismini zikretmiştik. Gülenin ismi ise Cüheyr’dir. Başkası da: Mahşi b. Humeyr’dir, demiştir. İbn Abbâs ile Mücâhid şöyle demişlerdir: Taife: Bir ve üstündekilere denir. Zeccâc da şöyle demiştir: Taife lügatte cemaattir. Teke de taife demek câizdir ki, ondan da taifenin kendisi kastedilir. İbn Enbari şöyle demiştir: Eğer taifeden tek kişi kastedilirse, aslı taif olur, kaid ve kaim gibi. Sıfatta mübalağa için de ona he dahil olur, meselâ raviye, allame ve nessabe gibi. Ömer b. Hattab radıyallahu anh şöyle demiştir: Beraet suresinin inmesi bitinceye kadar hepimiz kendi hakkında bir şeyler ineceğinden korktuk. |
﴾ 66 ﴿