75Onlardan kimi: "Eğer Allah bize lütfundan verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve mutlaka iyilerden olacağız” diye Allah’a söz vermişti. "Onlardan kimi Allah’a söz vermişti": İniş sebebi için dört görüş vardır: Birincisi: Salebe b. Hatıb el - Ensari, Resûlallah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi: Ya Resûlallah, Allah’a dua et de bana mal versin, dedi. O da: Vay sana ey Salebe, şükrünü eda ettiğin az mal, altından kalkamadığın çok maldan daha hayırlıdır, dedi. Sonra bir defa daha dedi, Efendimiz de: Allah’ın Peygamberi gibi olmak istemez misin? Ruhumu elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, eğer şu dağların altın ve gümüş olarak benimle beraber yürümesini istesem, yürürdü, dedi. Salebe de: Seni hak Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, eğer bana mal vermesi için Allah’a dua edersen, her hak sahibinin hakkını mutlaka öderim, dedi. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem de: Allah’ım, Salebe’ye mal ver, diye dua etti. O da birkaç tane koyun edindi, onlar da çoğaldı, Medine dar gelmeye başladı. Oradan uzaklaştı, vadilerinden birine indi. Ancak öğle ile ikindiyi cemaatle kılmaya, diğerlerini terk etmeye başladı. Sonra koyunlar daha da arttı, Cuma dışında cemaate gelmez oldu. Sonra koyunlar daha da çoğaldı, Cuma’yı da terk etti. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem onu sordu, haberini alınca: Eyvah Salebe’ye, eyvah Salebe’ye, eyvah Salebe’ye, dedi ve Allahü teâlâ: "Onların mallarından sadaka "zekât al” (Tevbe: 9) âyetini indirdi. Zekatın miktarını bildirdi. Bunun üzerine Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem zekât toplamak üzere iki memur gönderdi, onlara zekât almaları için bir yazı verdi ve: Salebe’ye ve Süleym oğullarından filancaya uğrayın, dedi. Onlar da çıktılar, Salebe’ye geldiler, ondan zekatını istediler ve Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’in yazısını gösterdiler. O da: Bu cizyeden ve cizyenin kız kardeşinden başka bir şey değildir. Bunun ne olduğunu bilmiyorum. Siz gidin, işinizi bitirin, sonra bana gelin, dedi. Onlar da gittiler, Süleym’den olan o kişiye haber gönderdiler, o da onları malının en iyileri ile karşıladı. Onlar da: Bunu vermen gerekmez (orta hallisini ver) dediler. O da: Siz bunu alın, ben bunu gönül rızası ile veriyorum, dedi. Onlar da aldılar. Diğer işlerini de bitirince Salebe’ye uğradılar. O da: Bana yazınızı gösterin, dedi. Onlar da gösterince: Bu, cizyeden başka bir şey değildir, gidin ben bir düşüneyim, dedi. Onlar da olup biteni Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’e haber verdiler. Bunun üzerine bu âyet indi, "bi-ma kanu yekzibûne” kadar devam etti (âyet: 77). Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında Salebe’nin akrabalarından biri vardı, Salebe’ye koştu, ona durumu haber verdi, o da Resûlallah’a geldi, sadakasını kabul etmesini istedi. O da: Allah beni senin sadakanı kabul etmekten men etti, dedi. Salebe başına toprak savurmaya başladı. Efendimiz de: Bunu sen yaptın, sana emrettim, bana itâat etmedin, dedi. Salebe yurduna döndü. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ruhunu teslim etti, ondan bir şey kabul etmedi. Ebû Bekir başa geçince ondan kabul etmesini istedi, o da etmedi. Ömer Halife olunca ondan kabul etmesini istedi, o da: Resûlüllah ile Ebû Bekir kabul etmediler, Ömer de kabul etmez, dedi. Salebe Osman radıyallahu anh zamanında öldü. Bu hadisi Kasım, Ebû Umame el - Bahili’den rivayet etmiştir. İbn Abbâs da şöyle demiştir: Salebe bir meclise uğradı: Eğer Allah bana lutfundan mal verirse her hak sahibinin hakkını eda edeceğine ve gerekli şeyleri yerine getireceğine dair onları şahit tuttu. Allah da ona lutfundan mal verdi, o da va’dinde durmadı. Allah da bize onun durumunu anlattı. İkincisi: Amr b. Avf oğullarından bir adamın Şam’da malı vardı, gecikti, buna çok sıkıldı; eğer Allah bana lutfundan yani o maldan verirse sadakasanı vereceğine ve akrabalarına bakacağına yemin etti. Allah da o malı ona verdi, o da dediklerini yapmadı. Bunun üzerine bu âyet indi. Bunu da İbn Saib, Ebû Salih’ten, o da İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir. İbn Saib: Adamın Hatıb b. Ebi Beltea olduğunu söylemiştir. Üçüncüsü: Salebe ile Muattib b. Kuşeyr, halkın huzuruna çıktılar: Eğer Allah bize mal verirse biz de mutlaka sadakasını veririz, dediler. Allah da onlara mal nasip edince cimrilik ettiler. Bunun üzerine bu âyet indi. Bunu da Hasen ile Mücâhid, demişlerdir. Dördüncüsü: Nebtel b. Haris, Ced b. Kays, Salebe b. Hatıb ve Muattib b. Kuşeyr: Allah’a yemin ederiz ki, eğer Allah bize lutfundan mal verirse, biz de sadakasını veririz, dediler. Allah da onlara lutfundan mal verince onlar da onda cimrilik ettiler. Bu âyet de bunun üzerine indi. Bunu da Dahhâk, demiştir. Tefsiri ise şöyledir: "Onlardan": Yani münafıklardan, "kimileri Allah’a söz verdi":.Yani Allah’a yemin ederim ki, dedi. "Lenessaddekanne": Aslı lenetesaddekannedir, mahreçleri yakın olduğu için te şada idgam oldu. "Ve mutlaka iyilerden olacağız": Yani iyi kimselerin mallarında yaptığı sıla-i rahim ve hayır yollarında harcama gibi şeyleri biz de yapacağız, dediler. Kehmes, Mabed b. Sabit’ten şöyle dediğini rivayet etmiştir: Onların söz vermesi, böyle şeyleri içlerinden geçirmeleridir, yoksa bir şeyler demiş değillerdir. Baksanıza Allahü teâlâ: "Bilmediler mi ki, Allah onların sırlarını da fısıltılarını da bilir?” demiştir. |
﴾ 75 ﴿