79Onlar ki, mü’minlerden gönüllü sadaka verenlerle güçlerinin yeteceğinden fazlasını bulamayanlara dil uzatır ve onlarla alay ederler; işte Allah da onlarla alay etmiştir ve onlar için acıklı bir azap vardır. "Onlar ki, gönüllü sadaka verenlerle alay ederler": İniş sebebi için iki görüş vardır: Birincisi: Sadaka âyeti indiği zaman bir adam bir ölçek gıda maddesi getirip sadaka etti, onlar: Allah’ın bu adamın bir ölçeğine ihtiyacı yoktur, dediler. Bunun üzerine bu âyet indi. 18 18 - Buhârî, Zekât, bab, 1. Bunu da Ebû Mes’ud, demiştir. İkincisi: Abdurrahman b. Avf, kırk okka altın getirdi, ensardan bir adam da bir ölçek buğday getirdi, bazı münafıklar: Abdurrahman sırf gösteriş için getirdi, Allah ve Resul’ünün de o bir ölçek buğdaya ihtiyacı yoktur, dediler. Bunu da İbn Abbâs, demiştir. O ensari hakkında da iki görüş vardır: Birincisi: O Ebû Hayseme’dir, bunu da Ka’b b. Malik, demiştir. İkincisi: Ebû Akîl’dir. Ebû Akîl’in ismi hakkında da üç görüş vardır: Birincisi: Abdurrahman b. Bican’dır, bunu da Ebû Salih, İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir. İbn Bihan veya Sihan diyenler de olmuştur. Mukâtil de: O Ebû Akîl b. Kays’tir, demiştir. İkincisi: Adı Habhab’tır, bunu da Katâde, demiştir. Üçüncüsü: Hubab’tır. Katâde şöyle demiştir: Abdurrahman (b. Avf) dört b. dirhem, Âsım b. Adiy b. Açlan da yüz yük kum hurma getirdi. "Yelmizune": Dil uzatırlar, demektir. "Muttavviîn"in de aslı mütetavviindir. Ferrâ’ şöyle demiştir: Te tıya idgam edildi, böylece tı şeddelenmiş oldu. Cühd Hicazlıların lügatidir, başkalarının lügati ise cehddir. Ebû Ubeyde: Feth ve zam ile cehd ve cühd birdir, mecazi manası da gücünün yettiğidir, demiştir. İbn Kuteybe de şöyle demiştir: Cühd güçtür, cehd de meşakkattir. Müfessirler şöyle demişlerdir: Gönüllülerden Abdurrahman b. Avf ile Âsım, güçleri yetenlerden de Ebû Akîl kastedilmiştir. "Allah onlarla alay etti": Yani onları o fiillerinden dolayı cezalandırdı, demektir. Bu mana da yukarıda geçmiştir. |
﴾ 79 ﴿