15Onlara âyetlerimiz açık olarak okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur’ân getir yahut onu değiştir” derler. De ki: "Ben onu kendiliğimden değiştiremem. Ben ancak bana vahyolunana tabi olurum. Şüphesiz ben, eğer Rabbime asi olursam, büyük bir günün azabından korkarım". "Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman": Kimler hakkında indiğinde iki görüş halinde ihtilaf etmişlerdir: Birincisi: Kur’ânla alay eden Mekke halkı hakkında inmiştir. Bunu da Ebû Salih, İbn Abbâs’tan demiştir. İkincisi: O Mekke müşrikleri hakkında inmiştir. Bunu da Mücâhid ile Katâde, demişlerdir. Âyetlerden kastedilen de Kur’ân’dır. "Umarlar": Korkarlar, demektir. Bu Kur’ân’dan başkasını veya değiştirilmesini istemelerindeki sebep hakkında da iki görüş vardır: Birincisi: Onlar azap âyetini rahmet ve rahmet âyetini de azapla değiştirmek istediler. Bunu da İbn Abbâs, demiştir. İkincisi: Onlar ondaki ölümden sonra dirilme ve mahşere sevk edilmeden hoşlanmadılar; çünkü buna inanmazlardı. İlâhlarının kötülenmesinden de hoşlanmadılar, içinde böyle şey olmayanını istediler. Bunu da Zeccâc, demiştir. Değiştirmekle başkasını getirmek arasında şu fark vardır: Bir şey değiştirilirken yanında eskisi olmaz, ama başkasını getirirken yanında başkası olabilir. "Ma yekunu li": İbn Kesir, Nâfi ve Ebû Amr ye’yi harekeli (liye) okumuşlar; kalanlar ise sakin okumuşlardır. "Min tilkai nefsi” Bunu da Nâfi ile Ebû Amr harekeli (nefsiye), diğerleri ise sakin okumuşlardır. Mana da kendiliğimden demektir. Daha açıkçası şöyledir: Benim getirdiğim şey, Allah katındandır, benim tarafımdan değildir ki, onu değiştireyim. "Inni ehafü": İbn Kesir, Nâfi ve Ebû Amr bu yeyi fethe ile harekelemişlerdir. "Eğer Rabbime isyan edersem": Onu değiştirmede veya başkasını getirmede. "Büyük bir günün azabı": Yani kıyamette demektir. Nasih ve mensuh Âlimleri bu âyet üzerinde de benzeri olan En’am: 15’te açıkladığımız gibi konuşmuşlardır. Her iki Âyetten maksat, muhalifleri tehdit etmektir. Bunun Resûlüllah’a nispet edilmesi, işin zorluğunu göstermek içindir. |
﴾ 15 ﴿