22O (Allah) ki, sizi karada ve denizde yürütüyor. Nihayet gemilerde olduğunuz zaman onları (yolcuları) hoş bir rüzgarla yüzdürüp de buna sevindikleri zaman, onlara şiddetli bir rüzgar gelir ve dalgalar onlara her taraftan hücum eder. Onlar da iyice kuşatıldıklarını sanırlar. İşte o zaman dini O’na has kılarak: "Yemin olsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden oluruz!” diye dua ederler. "O ki, sizi yürütüyor": Yani o hilesi en hızlı olan Allah sizi yürütüyor. "Karada": Hayvanların üzerinde, denizde gemilerde. Eğer dilerse sizden karada veya denizde intikam alır. İbn Âmir ile Ebû Cafer, nun ve şin ile neşr kökünden "yenşürüküm” okurlar. O da mana itibarı ile: "O ikisinden birçok erkekler ve kadınlar türetti” (Nisa: 2) âyetiyle aynı manayadır. Fülk: Gemiler demektir. Ferrâ’ da şöyle demiştir: Fülk müzekker de olur, müennes de olur; tekil de olur, çoğul da olur. Allahü teâlâ (burada): "Caetha” diyerek müennes etmiştir. Yasin 41’de de "filfülkil meşhun” diyerek müzekker etmiştir. "Ve cereyne bihim": Hitap sigasından gaip sigasına dönmüştür. Zeccâc şöyle demiştir: Her kim gaibi muhatap yerine koyarsa, onu gaibe çevirmesi câizdir. Şair şöyle demiştir: (Sevgilim) aşıkların mezarından uzaktadır, Ey Mahrem'in kızı, seni arayıp bulmak bana zordur. "Hoş bir rüzgarla": Yani yumuşak bir rüzgarla, demektir. "Ona sevinirler": Yumuşaklığına ve hoşluğuna sevinirler. "Onlara gelir": Yani gemilere gelir. Ferrâ’ şöyle demiştir: İstersen zamiri rüzgara gönderirsin, sanki: O hoş rüzgara bir fırtına gelir, demiş gibi olursun. Araplar fırtınaya: Asıf ve asıfa, derler. Asafetirrihü ve a’asafat de derler. Hemzeli şekli Esed oğulları lehçesidir. İbn Abbâs şöyle demiştir: Asıf: Şiddetli demektir. Zeccâc da şöyle demiştir: Asaftirrihü, fehiye asıfün ve asıfetün, fehiye mu’sifün ve mu'sifetün (üçlü ve dörtlü kullanılır demek istiyor. Mütercim). "Dalga ona her taraftan gelir": Yani dalgaların olduğu taraflardan demektir. "Zannu": Bunda da iki görüş vardır: Birincisi: Yakîn (kesin bilgi) manasınadır. İkincisi: Vehim (zan) manasınadır. "Kuşatılırlar": Bunda da iki görüş vardır: Birincisi: Helake yaklaşırlar, bunu da İbn Kuteybe, demiştir. Bunun aslı şudur: Düşmanlar bir memleketi kuşatınca halkı için helak (ölüm) yaklaşmış demektir. Zeccâc da şöyle demiştir: Belâya maruz kalan herkese: Kuşatıldı, denir ki, belâ onu kuşattı, demektir. İkincisi: Melekler onları kuşatır, etraflarını sarar, demektir. Bunu da Zeccâc zikretmiştir. "Dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler": Putlarına değil. İbn Abbâs şöyle demiştir: Şirki terk eder, Rabliği yalnız Allah’a tanırlar ve derler ki: "Eğer bizi bundan kurtarırsan": Bu fırtınadan. "Mutlaka şükredenlerden oluruz": Yani Allah’ı birleyenlerden oluruz. |
﴾ 22 ﴿