26

İyilik edenler için daha güzeli ve fazlası vardır. Yüzlerini ne toz ne de horluk kaplamaz. İşte onlar cennet yaranıdırlar. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.

"İyilik edenler için":

İbn Abbâs: Lailâhe illallah diyenler için, demiştir.

İbn Enbari de şöyle demiştir: el - Hüsna kelimesini anlatıp nitelemeye gerek yoktur, çünkü Araplar istenen ve sevilen her haslete hüsna (güzellik) derler. Arapların bildiği bir şeyi anlatmaya gerek yoktur. Fazlası da onun manasına göredir ve onun tarafından bilinmektedir. Ünlü şair İmruulkays’in şu sözü de bunu gösterir:

(Sevgili ile) karşılıklı konuşup da o uysallaştığı zaman,

Ben (ona) çöpleri olan eğri bir dal (bir salkım üzüm) uzattım.

Öyle haz duyduk ki, güzelliğe (hüsna'ya) vardık ve sözlerimiz inceldi.

Böylece onu uysallaştırdım, o da dik başlığı bırakıp uysallaştı, hem de nasıl uysallaştı!

Müfessirler güzellikten ne murat edildiği hususunda beş görüş beyan etmişlerdir:

Birincisi: O cennettir ve Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet edilmiştir. Çoğunluk da böyle demiştir.

İkincisi: O güzel bir amele güzel bir karşılıktır, bunu da İbn Abbâs, demiştir.

Üçüncüsü: Yardımdır, bunu da Abdurrahman b. Sabit, demiştir.

Dördüncüsü: Ahirette mükafattır, bunu da İbn Zeyd, demiştir.

Beşincisi: Emniyettir, bunu da İbn Enbari demiştir.

Fazlası üzerinde de altı görüş vardır;

Birincisi: O, aziz ve celil olan Allah’ın cemalini seyretmektir. Müslim, Sahih’inde Suheyb hadisinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den şöyle dediğini rivayet etmiştir: Fazlası, aziz ve celil olan Allah’ın cemaline bakmaktır. 1

1 - Müslim, îman, hadis no, 297; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/333, 6/16.

Ebû Bekir es - Sıddik, Ebû Mûsa’l - Eş’ari, Huzeyfe, İkrime, Katâde, Dahhâk, Abdurrahman İbn Ebi Leyla, Süddi ve Mukâtil de böyle demişlerdir.

İkincisi: Fazlası: İnciden bir odadır ki, dört kapısı vardır. Bunu da Hakem, Hazret-i Ali’den rivayet etmiştir, sahih değildir.

Üçüncüsü: Fazlası: İyiliğin on kat (ve daha çok) artırılmasıdır. Bunu da İbn Abbâs ile Hasen demişlerdir.

Dördüncüsü: Fazlası: Allah’ın bağışı ve rızasıdır. Bunu da Mücâhid, demiştir.

Beşincisi: Fazlası: Onlara dünyada verip de ahirette hesabını sormayacağı şeylerdir. Bunu da İbn Zeyd, demiştir.

Altıncısı: Fazlası: Gönüllerinin çektiği şeylerdir. Bunu da Maverdi zikretmiştir.

"Velayerhaku": Kaplamaz,

"vücuhehüm katerün (yüzlerini toz)": Hasen, Katâde ve A’meş, tenin sükunu ile "katrün” okumuşlardır. Bunun manasında da dört görüş vardır:

Birincisi: O, siyahlıktır.

İbn Abbâs: Moral bozukluğundan neticelenen yüzlerdeki siyahlıktır, demiştir.

Zeccâc da: Kater, siyahlıkla beraber tozdur, demiştir.

İkincisi: O cehennem dumanıdır, bunu da Atâ’, demiştir.

Üçüncüsü: Rezillik ve utançtır, bunu da Mücâhid, demiştir.

Dördüncüsü: Tozdur, bunu da Ebû Ubeyde, demiştir.

Horluk (zillet) hakkında da iki görüş vardır:

Birincisi: Moral bozukluğudur, bunu da İbn Abbâs, demiştir.

İkincisi: Değersizliktir, bunu da Ebû Süleyman, demiştir.

26 ﴿