27Kötülükler kazananların cezası misliyle kötülüktür ve onları bir aşağılık (kompleksi) kaplar. Onlar için Allah’tan bir koruyucu yoktur. Yüzleri sanki karanlık gece parçaları ile kaplanmıştır. İşte onlar ateşin yaranlarıdır. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. "Kötülükler kazananlar": İbn Abbâs: Şirk işleyen, demiştir. Âyette atılan (söylenmeyen) kelime vardır, takdirinde iki görüş vardır: Birincisi: "Lehüm (onlara) “sözcüğü gizlenmiştir, Mana da şöyledir: Onlar için misliyle kötülük vardır. Sa’leb şöyle bir delil getirmiştir: Eğer muhbirler onu sorarlarsa, Ki, bu onlar için büyük bir ikramdır, Leyla’yı kısa bir ziyaret edip de Sonra da ondan ayrılan, uzun kalmış demektir. O (hüve) uzun kalmış, demek istemiştir. İkincisi: "Minhüm (onlardan)” sözcüğü gizlenmiştir, Mana da şöyledir: Onların kötülüğü misli iledir. Araplar: Raeytül kavme saimün ve kaimün derler ki: Minhüm saimün ve kaimün demektir (kavmi ziyaret ettim, kimi oruçlu idi, kimi de namaz kılıyordu). Ferrâ’ şahit için şöyle bir şiir getirmiştir: Alaca karanlıkta sabah ağarıp da bakla tarlası terk edilince, Kimisi eğilmiş, kimisi de biçilmiş idi. Yani minhü (ondan) kimisi eğilmiş demektir. Bu İbn Enbari’nin görüşüdür. Bazıları da: Burada "bimisliha"daki be ile "min asım"daki "min” zaittir, demiştir. Âsım da koruyucu, demektir. "Sanki yüzleri kaplanmıştır": Yani yüzlerine geçirilmiştir, demektir. "Kıtaan": Nâfi, Âsım, İbn Âmir, Ebû Amr ve Hamze, tının fethası ile "kıtaan” okumuşlardır. O da kıt’a’nın çoğuludur. İbn Kesir, Kisâi ve Ya’kûb da, tının sükunu ile: "Kıt’an” okumuşlardır. İbn Kuteybe şöyle demiştir: Kıtaan, kesilen şeye denir. İbn Cerir de şöyle demiştir: "Muzlimen” deyip de, "muzlimeten” dememesi şunun içindir; çünkü mana: Kıtan minelleylil muzlimi demektir. Sonra "el - muzlumden” elif lâm takısı atıldı, nekire olunca - ki, o, leyl’in sıfatıdır - hal olarak mensûb oldu. Dilcilerden kimi bu duruma hal, derler, kimileri kat’, derler. |
﴾ 27 ﴿