28

O gün onların hepsini toplarız, sonra da şirk koşanlara: "Siz ve ortaklarınız yerinizden ayrılmayın” deriz. Böylece aralarını ayırdık. Ortakları: "Siz, bize ibadet etmiyordunuz” derler.

"O gün onların hepsini toplarız":

İbn Abbâs şöyle demiştir: Kâfirlerle ilâhları toplanır.

"Sonra şirk koşanlara: "Siz ve ortaklarınız yerinizden ayrılmayın” deriz": Ortaklarınız: İlâhlarınız, demektir.

Zeccâc şöyle demiştir:

"Mekâneküm” hal olarak mensubtur, sanki onlara şöyle denilmiştir: întezıru mekâneküm hatta nefsıle beyneküm (aranızda karar verinceye kadar yerinizden ayrılmayın). Araplar tehdit mahiyetinde: Mekâneke, derler ki, yerinde bekle, demektir. Bu tehdit tarzında söylenen bir kelimedir.

"Fezeyyelna beynehüm":

İbn Ebi Able, elifle: "Fezâyelna” okumuştur.

İbn Abbâs da: Onlarla ilâhlarının arasını açtık, demiştir.

İbn Kuteybe de şöyle demiştir: O, zale yezulu ve zeltuhu'dan gelir (yerinden kaydırmaktır).

İbn Cerir de şöyle demiştir: "Fezeyyelna” deyip de "fezilna” demesi, fiili tekrar etmek ve çoğaltmak içindir.

Eğer:

"Onlar nasıl ayrılabilirler ki, onlar da ateşin içindedir; çünkü

"şüphesiz siz de Allah’tan başka ibadet ettikleriniz de cehennem odunusunuz” (Enbiya: 98) denilmiştir?” denilirse.

Cevabı şöyledir: Ayrılık her tapılanın tapandan elini çekmesiyledir. Bu da:

"Ortakları dedi ki,” kavli ile ifade edilmiştir.

İbn Abbâs şöyle demiştir: Ortakları ilâhlarıdır. Allah putları konuşturur. Putlar:

"Siz bize ibadet etmiyordunuz” der: Yani bize taptığınızı bilmiyorduk, çünkü bizim ruhumuz yoktu, derler. Tapanlar da: Hayır, biz size taptık, derler. İlâhlar da:

28 ﴿