61

(Kardeşleri):

"Onu babasından isteyeceğiz. Ve mutlaka yapacağız” dediler.

"Onu babasından isteyeceğiz, dediler": Yani kendisinden talep edeceğiz, demektir. Âyette geçen müravede: Bir şeyi ısrarla istemektir.

"Ve mutlaka yapacağız":

Bunda da üç görüş vardır:

Birincisi:

Mana şöyledir: Biz onu sana getireceğiz ve onu getirmek için sana garanti veriyoruz. Bu da Kelbî'nin kanaatidir.

İkincisi: Bu tekit için söylenmiştir, bunu da Zeccâc, demiştir. Buna göre garanti ettikleri fiil istemeye râcîdir; o zaman tekidin manası doğru olur.

Üçüncüsü: Onu babamızdan devamlı isteyeceğiz ve onu göndermesi için hep onunla istişare edeceğiz. Bu da istemeden başka bir şeydir. Bunu da İbn Enbari zikretmiştir.

Eğer: "Kardeşini isteme Yûsuf için nasıl câiz olur ki, bu babasını üzer?” denilirse, buna beş cevap verilmiştir:

Birincisi: Bunun Yakub’un büyük sevap kazanması için acısını artırmak üzere Allah’ın emri ile olması câizdir. En açık da budur.

İkincisi: Onu hapsetmek için istemedi; onu tanıyınca: Ey Yûsuf, senden ayrılmam, dedi. O da: Seni hapsetmem mümkün değildir, ancak feci bir şey uydurmamız lâzım, dedi. O da: Aklına ne geliyorsa yap, dedi. Bunu da Ka’b, demiştir.

Üçüncüsü: Bundan Yakub’u Yûsuf’un durumuna karşı uyandırmak istemiştir.

Dördüncüsü: İki çocuğun da geri dönmeleriyle Yakub'un sevincinin katlanması için yapmıştır.

Beşincisi: Kardeşleriyle birleşmeden önce kendi öz kardeşini çabucak sevindirmek istemiştir. Bütün bu cevaplar, birincisi hariç, yersizdir, Vehb b. Münebbih’ten rivayet ettiğimiz şey de bunu göstermektedir: Allahü teâlâ Yûsuf’lâ Yakub’u buluşturunca, Ya’kûb ona:

"Aramızdaki mesafe bu kadar yakınken neden bana mektup yazıp da yerini bildirmedin!?” dedi. O da:

Cebrâil bana bunu yapmamamı emretti, dedi. O da:

Cebrâil’e sor, dedi. Sorunca: Allah bana böyle buyurdu, dedi. Rabbine sor, dedi. O da sordu; O da: Yakub’a sor, "kurttan korktun da bana güvenmedin?” dedi.

61 ﴿